Rıfat Eroğlu, Sezai Karakoç Olamadık; Çünkü

Yazdığımız akrostiş şiiri sevdiğimiz kıza verdik okusun diye. Kız şiiri ve bizi beğendi. Evlendik, çoluk çocuğa karıştık, mutlu olduk. Ya da oralı bile olmadı. Başka isimlere başka akrostişler denedik sonra.

Yazdığımız şiirlere ödül verdiler. Gözümüze kalın çerçeveli gözlük, boynumuza şair atkısı takıp, koşa koşa gittik törene.  Biz alana kadar şaibeliydi bütün ödüller. Hak yerini bulmuştu sonunda.

Belediyeler şiir akşamlarına davet ettiler. Yol masraflarını sorduk önce, yeme içme ve konaklamayı. Her davet işimize geliyordu nedense. Organizasyonların aranan jürisi olacağımız günler yakındı.

İmzalı kitaplarımızı yolluyorduk edebiyat ortamlarından tanıdığımız yakın ve uzaklarımıza. Elbet birileri karalayacaktı bir iki satır dergisinde.

Beklediğimiz o röportaj teklifinin olası bütün sorularını yanıtlamıştık zihnimizde. Zaten ne sorulacağını umursamıyorduk pek. Her bedene uygun afili cümlelerimiz vardı hâlihazırda.

Kitap fuarında imza günümüz de olacaktı hafta sonu, bütün dostları bekliyorduk. Eş dost dışında, kitabını imzalama şerefine nail olduğumuz üç beş okuyucu ile fotoğraf çektirmeyi de unutmuyorduk. Akşama ‘fuardan kareler’ diye paylaşacaktık, binlerce imza atmış gibi bir yorgunlukla.

Gugıl’da ismimizi aratıyorduk gün aşırı. Arama Araçları – Herhangi Bir Zaman – Son Bir Hafta.

Tivitır’da takipçi kasmanın hilelerine bakıyorduk. Asgari bin dört yüz takibe ihtiyacımız vardı. Otuz kişi takip etsek kâfiydi ama. Twitter Toplumunun İstatiksel Strüktürü.

Cumhurbaşkanının bir gün bize ait bir dizeyi de okuyacağı o açılış töreninin hayalini kuran muhaliflerdik. Yeter ki iki satır okusun, tedavülden kalkmaya razıydık.

Ülke siyasetini, A Haber ve Halk TV arasında dokuduğumuz mekikten sentezliyorduk. Gündeme dair hikmetli bir laf etmek için taymlayna bakmamız yeterliydi. Kitaplarda altını çizdiğimiz cümleler, zamanı geldiğinde paylaşmak içindi ve diriliş dedikleri, cep telefonumuzun melodisi.

Sezai Karakoç olamadık evet, ötesini söylemeden edemiyorduk çünkü.

Rıfat Eroğlu

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın