Rap müziğin Baba Yorgun’u Yener Çevik ile konuştuk

20 Eylül 1979 tarihinde İzmir’in kenar mahallelerinden birinde dünyaya gelen Yener Çevik aslen Erzurum’un Oltu ilçesindendir. İlk yıllarda Orhan Gencebay ve Run DMC müziğiyle tanıştı. Bir yandan hayatla mücadelesi devam ederken diğer yandan arabesk müziği ile rap müziğini harmanlayarak Yener Çevik tarzını oluşturdu.

Yaşadıklarından süzdüğü isyanı, sevinci ve kederi rap ile anlatmaya başlar. Liseli Genç, sıralarında dirsek çürüttüğü okulunun sahnesinden ilk defa seslendirdiği şarkısı olur. 2000’li yılların başında J&B Müzik Festivali ve H 2000 gibi müzik organizasyonlarında sahne alarak, kendini geliştirir. Türkçe rap’in ilk toplama albümü olan Yeraltı Operasyonu adlı karma albümün birinci ve ikinci bölümünde yer alır. Bunu yurt dışı projeleri izler.

18 Ağustos 2012 tarihinde bayram tatili için İstanbul’dan İzmir’e giderken trafik kazası geçiren Yener Çevik, içerisinde bulunduğu aracın 6 takla atması sonucu uzun bir süre sahnelerde yer almadı.

2016 yılında Sokak Dili ve Edebiyatı adlı albümünü çıkarmıştır.

 

 

1. Rap şarkıcısı oldunuz. Anneniz kızmadı mı?

Başta canım annem ve ardından tüm ailem her zaman destek olmuştur.

 

2. Yalnız olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Yalnızlığımı seviyorum, düşündüğüm şey düşüm değil.

 

3. Rap bir delilik midir?

Değildir, rap sakinleşme seansımdır.

 

4.Sizi özetleyen en iyi cümle nedir?

Çok var ama sadece bir tane söyleyeyim: ” Sabır var, şükür var mutluluk gelir.”

 

5.Sizi yazmak mı daha çok heyecanlandırıyor; yoksa eserlerinizin okunması mı?

Yazmak heyecan tabiki, ama eserlerimin iyi sesler tarafından okunmasıda mutluluk.

 

6.Derin sularda yüzmek mi; yoksa beş yıldızlı bir otelin havuzu mu?

Keşfe çıkmak en güzeli ama nasip tabi ki her şey.

 

7. Yürümek mi makam aracı mı?

Makam aracı değilde bastonumla yürüyen biriyim bi kazadan ötürü aracım olursa güzel olur.

 

yener çevik ile ilgili görsel sonucu

 

8. Boş zamanınız var mı?

Yok.

 

9.Size sorulduğunda en nefret ettiğiniz soru hangisidir?

Kaç kilosun?

 

10. Dostoyevski mi Tolstoy mu?

İkisinin de sadece adını biliyorum tanışmaya fırsatım olmadı cümleleriyle.

 

11. En sık kullandığınız kelime hangisi?

Eyvallah

 

12.Kıskandığınız bir müzisyen var mı?

Yok.

 

13. Nobel edebiyat ödülü sizin için ne ifade ediyor?

Bence tek nobel Aziz Sancar.

 

14.Yazdığınız şarkının bitmiş olduğunu nasıl anlıyorsunuz?

En son cümlede yumruğumu sıkıp “şükür” dediğimde.

 

15.Okumaktan keyif aldığınız yerli yazarlar var mı?

Bu ara çok fazla Cahit Zarifoğlu ve Ece Ayhan.

 

16. Türkiye dışında başka bir ülkede yaşasaydınız bu hangi ülke olurdu?

İstemiyorum başka bir yerde yaşamak.

 

17. Sizi diğer müzisyenlerden farklı kılan nedir?

Bunu beni destekleyen ve sevenlere sormak daha anlamlı olur gibi geliyor bana.

 

18. Çay mı portakal suyu mu?

Çay.

 

19. Dinleyicilerinizle aranızda bir gönül bağı var mı?

Yoğun şekilde Allah razı olsun tüm destek verenlerden.

 

20. En sevdiğiniz edebiyat dergisi hangisi?

Raflarda bizi öne çıkarıp diğer dergilere haksızlık yapmayın, “biz hakkımıza razıyız.” diyen İzdiham.

 

 

 

 

Röportaj: Berat Karataş 

İZDİHAM

 

 

 

 

 

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

2 Comments

Bir Cevap Yazın