Ömer Faruk Ünalan, Milattan Sonra Bir

Tahrip gücü yüksek bir baharda
Koşturur atlarını ordular.
Bilmem hangi zamanın
Hangi rüzgarı
Hangi denizin karasıydın.
Ey somurtkan gecenin
Güleryüzlü çocuğu!
Sibirya’nın güneşi
Afrika’nın karıydın.
Ve masallardan kalma
En Keloğlan bakışımla baktım sana
Padişah oldum.

Takvimden yapraklar düşüyor saçlarıma
Gabar’dan kurşunlar…
Venedik’te bekliyorum seni
Yanında bir yudum suyun olsun.

Kısalır geceler
Uzar da uzar gün
Fail-i meçhul bir yiğittir ölüm
Ücrasında saksağanlar
Hep aynı şarkıyla cahildir.
Uzatma saçlarını tutamam
Bir büyük okyanustur ayrılık
Kavuşmak mı, hece hece
Ve yurdumun doğusu
Alyuvarlarla sulanır her gece
Yağın, şekerin, tuzun
Yetmediği yerde kıymetlidir un,
Endülüs’te düğün var çocuk
Miladım oldun.

Ve bahar geldi gözlerine
Alışılmamış yönlerinle
En yeşilini yaşamaktayım mavinin
Dört iklim,
Yedi kıta
Ve tüm kutsalların hakkı için

Sevildin.

 

Ömer Faruk Ünalan
İZDİHAM

 

 

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın