Mustafa Fırat: Yalnızız

Mustafa Fırat, İzmir’de dünyaya geldi. Aslen Burdurlu. İlkokulu İstanbul’da, ortaokul ve liseyi Antalya’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak branş dersi öğretmenidir. Halen Yeşilköy 50.Yıl Anadolu Lisesi’nde görev yapmaktadır. Uzun yıllar Mühür Şiir ve Edebiyat dergisini (79 sayı) okura ulaştırdı. Evli ve Masal adında dünya tatlısı bir kızı var. Mühür Kitaplığı yayınlarının yayın danışmanlığını yapıyor. Kimi şiirleri İngilizce, Arapça ve Romenceye çevrildi. 2005 Yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Nüzhet Erman Şiir Ödülü’nü aldı.Yayınlanmış kitapları:

ŞİİR:
*Paslı Ayna (2003)
*Lalezâr (2005)
*İçimdeki Telaş (2009)
*Karanlık Şiirler (2013)
*Şair Dağın Doruğunda 2009-2015 günümüz dergilerinden derlenen şiir seçkileri…

Polisiye Roman:
Dersaadette Sabah Cesetleri (2016)

1.Niçin yazıyorsunuz?
Kendimi ifade etmek için yazıyorum. Bir nefes alımı inceliğini daha çok duyumsamak için yazıyorum. Bir şaire selam vermek için yazıyorum. Kendim için yazıyorum. Yalnızlığıma yazıyorum. O, içimdeki diğer ben olana yazıyorum.

2.Yalnız olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Hangimiz değil ki? Şüphesiz evet. Kalabalıkların içinde ölüp ölüp diriliyoruz. Ölüyoruz yeniden uyanıyoruz. Yalnızız vesselam.

3.Edebiyat delilik midir?

Nereden baktığımız önemli. Mesela şunu biliyorum. Edebiyat bir boş zamanı değerlendirme biçimi değildir. Çünkü bu alana böylesi bir cevap çok büyük haksızlık olur. Fuzuli bir uğraş hiç değildir. Edebiyat bu zamanda kendimizi kor ateşlere atmaktır. Orada küllerimizden yeniden doğmaktır. Bu delilik midir? Bilemiyorum. Parmağınızı haritanın üzerine koyup apar topar bir yol alma biçimidir. Delilik midir? Bilemiyorum.

4.Sizi özetleyen en iyi cümle nedir?
İçindeki telaş ile büyüyen sabırlı, sözünün eri, aklına koyduğunu yapan emekçi biri.

5.Sizi yazmak mı daha çok heyecanlandırıyor; yoksa eserlerinizin okunması mı?
Yazmak heyecanlandırıyor. Yazdıktan sonra da kamunun okumasını kim istemez?

6.Yeni bir kitap yazmayı düşünüyor musunuz?
Çıkacak bir şiir kitabım var. Kırık Jilet. Dosyamın ismini taşıyan bu şiir Varlık’ın Haziran 2019 sayısında okurla buluşmuştu. Bir yıl içinde sanıyorum çıkmış olur. Ama öncesinde bir aksilik olmaz ise Derin Uyku geliyor. Polisiye-Gerilim. Bakalım.

7.Derin sularda yüzmek mi; yoksa beş yıldızlı bir otelin havuzu mu?
Havuz daraltır. İçi içine sığmayan biri olarak denizi ve derin suları severim. Okumalarımda da öyle derin kitapları severim. Bana bir şey katacak. Ferahlatacak. Okuduğunuzda – tıpkı kulaç atmak gibidir çünkü- açıldıkça açılacağımız sular daha iyidir gibime geliyor.

8.Yürümek mi makam aracı mı?
Yürümek. Çünkü yürümek dillerde bitmeyen şarkının nakaratıdır benim için.

9.Boş zamanınız var mı?
Zamansızlıktan yakınan birine sorulan bir soru.

10.Size sorulduğunda en nefret ettiğiniz soru hangisidir?
İçinde nefret barındırmayan biri olarak, kızdığım diyelim. Sohbet sırasında ‘Anladınız mı?’ sorusu. Karşısında anlamayacağını düşündüğünüz biriyle asla sohbet etmemeli bir insan. Değil mi? Ahmakça!

12.En sık kullandığınız kelime hangisi?

Umut kelimesini çok kullanırım. En karamsar olduğumda umut çıkıp gelir yanı başıma.

13.Kıskandığınız bir yazar var mı?
Kıskanma değil de beğendiğim çok yazar var ve şair var. Hangisini sayayım?

14.Nobel edebiyat ödülü sizin için ne ifade ediyor?
Bir zümrenin balonu.

15.Yazdığınız metnin bitmiş olduğunu nasıl anlıyorsunuz?
Defalarca okurum. Yeniden. Alnımda ter damlaları bitene kadar. En son okuduğumda bir oh çekiyorsam. Bitti diyorum.

16.Okumaktan keyif aldığınız yerli yazarlar var mı?
Elbette. Hangisini sayayım?

17.Türkiye dışında başka bir ülkede yaşasaydınız bu hangi ülke olurdu?
Olmazdı. Böyle güzel bir ülkeyi nereye bırakıp gideceğim. Yine Türkiye olurdu. Çok gezdim. Gördüm. “Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı”

18.Sizi diğer yazarlardan farklı kılan nedir?
Mutfağında olmuş olmam olabilir. Hem dergi dönemlerinde hem de yayıncılık dönemi içinde mutfak kısmında olmam.

19.Çay mı portakal suyu mu?
Edebiyata, şiire en çok yakışan da çay değil midir?

20.Okurlarınızla aranızda bir gönül bağı var mı?
Tatlı bir bağ var. Sosyal medya üzerinden yazıyorlar. Sohbet ediyorum fırsat buldukça. Bazen bir yere gideceğim zaman ‘Bak geliyoruz!’ haberin olsun diye takıldıklarım çok.

21.Yazarlık kurslarına inanıyor musunuz?
İnanıyor muyum? Bilemiyorum. Saygıyla yaklaşıyorum.

22.En sevdiğiniz Edebiyat Dergisi hangisi?
Hangi dergi sevilmez ki? Ciddi bir emek ürünü. Bilirim. Şimdi birinin adını yazsam diğeri eksik kalır. İyi ki varlar. Ama ayda 10-15 arasında sürekli olarak takip ettiğim dergi var.

İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın