Muhammed Güleroğlu, Başıma Gelen Bütün Belalara Açık Mektup

Sevgili Belalar,

Satırlarıma başlamadan önce büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden öperim. Öncelikle nasılsınız, iyi misiniz? Umarım iyisinizdir. Beni soracak olursanız çok şükür iyiyim, iyi kötü yuvarlanıp gidiyorum, kendi yağımda kavruluyorum. Aç değilim açıkta değilim. Bu sene üniversite sekizinci sınıfa geçtim. Gurbetlik evim oldu. Gurbetlik, yabancılık, uzaklık ve yalnızlık karşı konulamaz bir girdap gibi içine çekti beni. Yeni ve karanlık bir dünyanın içinde buldum kendimi. Boğuluyorum ama nefes almayı aramıyorum. Boğulurken kahkaha atıyorum baloncuklar çıkıyor. Baloncukları çok seviyorum.

Yeni arkadaşlar edindim feysbuk gibi yerlerden, bazılarının isimlerini bilmiyorum ama nik neymlerini sizinle paylaşmak istiyorum. En yakın dostlarım: “özgür kuş, paçalı güvercin, horozcu44, baykuş firarda, bülbülüm yaralı kanatlar, Müşfik”, onlardan sonra gelen sanal oyun arkadaşlarım “pokerface23, batmanthedarknight72”. Hepsinin sizlere çok selamı var. Bazıları ile önceden tanışmışsınız gibi görünüyor. Baykuş Firarda’nın kadın mı erkek mi olduğunu hala bilmiyorum ama eşi bunun kardeşi ile kaçmış, sonra bunlar boşanmışlar, bu da eşinin arkadaşı ile kaçmış, eşinin arkadaşı da evden komple kaçmış, bu da babasının evine kaçmış, baba evine kaçınca bunun kardeşi evden kaçmış, kardeşi de sonra kaçan eşi ile kaçmış, bu da evden kaçmış ve onların peşine düşmüş, işsiz kalıp iş bulmuş, sonra işten kaçmış. Çok bela gelmiş başına. Umarım bizim tanıdık belalardandır.

Sizi çok özledim. Uzun zamandır bana uğramıyorsunuz. İnsanların belalarını dinlemek artık bende kıskanç bir burukluktan mütevellit sıkılma hissi uyandırıyor. Böyle af edersin baygınlık gibi ama kan şekerin düşmüş gibi değil. Bilmem anlatabildim mi?

Derslerimi sormayın, ben de bilmiyorum nasıl gidiyor. Bir süredir okula uğramıyorum. Bazı insanlar çok yaratıcı bir kafam olduğunu ve geleceğimin parlak olduğunu söyleyip bana maddi destek oldular. O desteklerle ilerlemeye çalışıyorum ve sanal oyunlarda premium üyeliklerle bayağı level atladım. Çok saygın bir oyuncuyum. Oyun psikolojisi üzerine çalışmalar yaptım ve bunu bir oyunda paylaştım. Oyuncuların oynama şekilleri ile kişilik analizleri yaptım.

Geçenlerde kara sevdaya yakalandım. Müşfik’e mesaj yazdım. Kara sevdaya yakalandım dedim. O da bu hastalık seni öldürür acilen seni tedavi etmemiz gerekiyor dedi. Tamam ne yapmam gerekiyor dedim. Bana yüz lira gönder hallederiz dedi. Gönderdim. Hallettim dedi. Ne yaptı bilmiyorum ama Müşfik’e güvenim tamdır. Galiba halletti. Ama yer yer bazı şarkılara göre kalbim değişik duğuşuk atıyor. Bunu Müşfik ekonomik krize bağlıyor. Ben bir şeye bağlayamıyorum. Kara sevda olmadığından eminim ama aklıma ne bileyim uzaklar geliyor. Bazen yakınlar da geliyor. Kalbim gup gup attığında eskiden köyümüzde olan bi uçurum geliyor. Oranın kenarında oturup göbelek közlerdim ve bağırırdım. Mücveeeeeeeer diye bağırırdım.

Mücver benim ilk aşkım. Mücverin yüzünü hatırlamıyorum. Rüyalarıma bazen oyun karakterleri olarak geliyor. Mücver ile bir gün on beş yaşında filanız, beraber şehre gittik. Onu bir kafeye götürdüm. Hoş geldiniz beş gittiniz derken onunla hayatımızın en güzel, en unutulmaz boş muhabbetlerini yaptık. Şimdi onu çok özlüyorum ama aramıyorum. Faturamı da ödememişim icralık olmuşum eve maliye ve savcılıklarlardan tebligatlar ve ihtarlar geliyor. Sanırım devlet bana zarf atıyor.

Evden çıkmadığım sürece bir şey olmaz. Bir yandan da acaba bir şeyler olsun diye evden çıksam mı diye düşünüyorum.

Dışarı çıkarsam bazılarınızla karşılaşırım Sevgili Belalar. Ama yani alınganlık etmeyin üzerinize alınmayın bilip bilmeden, bazılarınızdan çok hoşlanmıyorum. Hastalıklarla sorunum yok iyi anlaşıyoruz. Ama o içsel sıkıntılar olaylarından tam anlamıyorum. Molla Kadıköyî Efendi diye bir hesap vardı. Ona mesaj yazdım. İçsel sıkıntılarım var dedim. İçinde cin var dedi. Bu beni rahatlattı. Yalnızlık hissim biraz gitti. O günden sonra geceleri tuhaf şeyler görüyorum ve duyuyorum. Sevinçten ağlıyorum. İşin tuhaf tarafı sizden yana hiçbir etkileşim yok. Kapılar pencereler kendi kendine açılıyor kapanıyor. Evim artık sıcak bir yuva gibi. Sürekli bir hareketlilik. Bebek ağlamaları biraz kafamı şişiriyor ama olsun.

Sıkıldım daha fazla yazmak istemiyorum. Bebek de ağlıyor. Dur kulaklığımı takayım Rasputin dinlemek istiyorum.

Taktım.

Siz de ne haliniz varsa görün. Siz de nankör çıktınız bre insafsızlar. Bu Rasputin iyiymiş gaza geldim.

Hepinizi öpüyorum.

Bendeniz: Babadetanırlar33

Sevgilerimle.

Muhammed Güleroğlu

İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın