Mehmet Akif Haner, Mukavamet gösterin

Düzmece bir efkar hikayesi anlatmaktansa duygulara mukavemet göstermeyi yeğlerim. Dedili filan konuşmak benim harcım değil. Romanları da sıkıcı buluyorum. Akıl hocalarım bir bir hayata küsünce ben de bir parça eksik kaldım. Onlar için ne kadar üzülürsem onlar o kadar uzaklaştı. Bir köşede yapmak üzere olduğum hataları kolladılar. Hatalardan sonra beliriyorlar şimdilerde. Hepsi bir helalliktir tutturmuş gidiyor. Peki, benim bu yalnızlıklarımın hesabını kim verecek?

                
Mukavemet gösteriyorum. Başkaldırmıyorum. Sadece yalnızlığıma pes diyorum. Artık bozuluyorum yalnızlıktan. Bana Allah’ı hatırlatan cümleler kurun. Şeytanımız bol olsun diye dua mı ettik anlamıyorum. Sus ya da konuşma. İkisi de aynı kapıya mı çıkıyor? Sanmıyorum. Öyle olsa farklı kelimeler kullanılmazdı. Peki ya farklı diller? Nasıl yani şimdi Almanlarla Türkler aynı insanlar mı? Sanmıyorum. Bu dediklerimin ırkçılıkla bir alakası yok. Bir üstünlük kurmuyorum bir farkındalık oluşturmaya çalışıyorum. Bunu neden açıklamak zorunda hissediyorum kendimi? İnanın anlamıyorum. Anlamak için yanlış cümlelere sarılıyoruz şu son zamanlarda. Tıpkı aşk gibi.
                
Aşkı neden işe dahi ettim? Sanırım şu dönemde çok fazla dizi izlediğimden olsa gerek. Aşksız dönmüyor dünya diyen şarkıcı da haklı biraz. Geçenlerde babamla tartışmalarımıza da sızdı. Bu arada babamla tartışırken argo kelimeler kaçıyor cümlelerimin arasından. Ayıp diyorum. Özür diliyorum ama yıkıyorum bazı şeyleri. Bakın nerden nereye geldik. Laf lafı açıyor. Belki de dünya bu sebepten helak olacak. Ama dünya bazen helak olmayı hak ediyor. Ama Allah kadir-i mutlaktır. Bizler de onun kullarıyız. Allah yolundan ayırmasın.
                
Ben neden aşık olamıyorum peki? Yanlış anlaşılma kurbanı mıyım ben yoksa. Olur mu canım? Her insan eğer insansa anlaşılacak bir konu bulur. Ne demişler her topalın bir kör alıcısı olur. Burada da engelli kardeşlerimi aşağılamıyorum. Yanlış anlaşılmak istemiyorum.. Peki bendeki bu yanlış anlaşılma korkusu nerden musallat oldu. Hayata mukavemet gösterirken tongaya mı düştük yoksa? Ah kekse biraz daha Ahmet kaya konserine gitseydik. O zaman need for speed oyunlarının girişindeki challenge everything sloganını anlayabilirdik.
                
Anladık mukavemet sağlam bir kafa ve emek istiyor. Ben uzaklaşıyorum. Pusulasız bir gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez miydi a bu sözün aslı? Her neyse meseleyi anladınız siz.
                
Kısaca diyorum ki: şu mevsimde kulluk vazifeleriniz haricinde dünyalık her şeye mukavemet gösterin aziz kardeşlerim.
Mehmet Akif Haner
İZDİHAM

 

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın