LUDWIG WITTGENSTEIN’IN YAN DEĞİNİLER KİTABINDAN ALINTILAR

“Başardığın, başkalarına, senin için ifade ettiğinden daha fazla bir şey ifade edemez. Sana neye mal olmuşsa, onlar da o kadar ödeyecekler.” (s.17)

“Düşünce daha şimdiden bitkinleşmiş, işe yaramaz halde. Bir kez buruşturulunca bir daha hiç tam olarak düzgünleştirilemeyen yaldız kağıdı gibi. Benim neredeyse bütün düşüncelerim biraz buruşuktur.” (s.19)

“İş, senin gurur binanı yıkmakta. Korkunç bir uğraş gerektiriyor bu da.” (s.23)

“Dehanın ışığı, başka, doğru-düzgün bir insanınkinden daha çok değildir – ama deha, bu ışığı belli türden bir mercekle yakıcı bir noktada toplar.” (s.31)

“Yaşamın üstünde, beygir üstündeki kötü binici gibi oturuyorum. Hemen şimdi yere çalınmamamı da yalnızca atın iyi huyluluğuna borçluyum.” (s.31)

“Ortasında biz yaşamın çevriliyiz ölümle.” (s.41)

“Ancak çok mutsuz bir insanın başka bir insan için üzülmeye hakkı vardır.” (s.43)

“Düşüncelere fiyat biçilebilirdi. Bazıları pahalı, bazıları ucuz. Ya peki neyle ödenir düşüncelerin fiyatları? Sanıyorum; yüreklilikle.” (s.47)

“Tanrı bana şöyle diyebilir: ‘Seni kendi ağzınla yargılıyorum. Kendi eylemlerin tiksintiyle sarstı seni, onları başkalarında görünce.’” (s.61)

“Kişi yalan söylemiyorsa, yeterince özgündür.” (s.71)

“Kendi üslubunun yanlışlıklarını kabullenmelisin. Sanki yüzünün çirkinlikleriymiş gibi.” (s.87)

“Kendine bak – kendini hiçbir zaman anlamayacaksın. Çünkü kendini bir dizi tasarım içinde görüyorsun, sonunda da dağılıp gidiyor hepsi. Çünkü kişi kendisine dışardan bakamaz, zira kişi kendisinin nasıl göründüğünü sahiden görmez, çıkarsayabilir ancak. Kişi kendine gerçi, bu koşullar altında ben biz başkası için ne derdim, diye sorabilir. Ama yanıt şu: Bilemezdim. Bilseydim de, o başkasıyla ilgili haklı olduğum konusunda bir şey söylemiş olmazdı. Kişinin kendi üzerine sığ bir yargıda bulunması, kendisini ucuz bir biçimde şu ya da bu komedinin ya da trajedinin oyuncusu sayması, bunları bir başkası için yapması kadar iğrenç bir şey. Düşün ki, başına ne gibi bir mutsuzluk, nasıl bir acı gelirse gelsin, bu sen kendin hak ettin.”  (s.108)

 “Yan Değiniler”, Çev: Oruç Aruoba, 6:45 Yayınları, 1999

“Ludwig Wittgenstein
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın