İzdiham’dan Yeni Kitap; William Butler Yeats’ın “Dört Yıl” İsimli Eseri

Türkçede ilk kez İzdiham’da yayımlanan bir eser Dört Yıl. 1923 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi William Butler Yeats İrlandalı. Orada doğdu, orada büyüdü. İnsanlara ve dünyaya oradan baktı. Babası ve ağabeyi ressamdı. Onu da bu yüzden resim eğitimi alması için Dublin Sanat Okulu’na yazdırmışlardı. 1887 yılında ailesiyle beraber Dublin’den ayrılıp Batı Londra’ya yerleştiler.
Henüz 22 yaşındaydı. Dört yıl kadar kaldılar. Çoğu şiirini burada yazdı. Bulunduğu çevrede birçok ressam, yazar, gazeteci yaşardı. Bu dönemde Henley ve Oscar Wilde gibi ünlü edebiyatçılarla tanışma fırsatı yakaladı.
Hatta hemşehrisi Dublinli oyun yazarı Bernard Shaw ile bile orada karşılaştı. İngiltere’de geçen bu yıllarını “DÖRT YIL” adıyla kitaplaştırdı. Ahmet Erbil’in çevirdiği eser Türkçeye kazandırıldı.

Kitaptan;

“Şimdi bir “edebiyatçı” olarak düşündükçe utanıyorum ve onların kendi sanat akımlarının üslubuna olan kayıtsızlıklarına öfkeleniyorum. Swinburne bir yandan, Browning diğer yandan ve üstüne Tennyson da üçüncü olarak, çalışmalarını, benim “kirlilik” olarak adlandırdığım siyasete, bilime, tarihe ve dine dair garipliklerle doldurmuştu. Ama biliyordum ki biz bir kez daha, tertemiz ve lekesiz bir iş ortaya çıkarmalıydık.”

“Eğer günümüzün Londralı tüccarları, şarkı sözü yazma konusunda birlikte yarışsalardı, Tudor tüccarlarının yaptığı gibi, kazananın evinden önceki herkese açık bir sokakta dans etmezlerdi. Ya da Londra’nın önemli bayanları balolarını evlerinin kapılarına varmadan önce kaldırımlar üzerinde bitirmezdi. Önemli Venedikli bayanların on sekizinci yüzyılda bile bütünüyle kucaklayan bir duygudaşlığın bilinciyle yaptıkları gibi şüphesiz. Çünkü parçalar birbirimizi dayanılmaz bir komedinin aydınlığında gördüğümüz daha küçük parçalara bölündüler ve bir teknik elemanın ve şimdi bir başkasının hüküm sürdüğü sanatlar içinde ve bir kuşak diğerinden nefret ederdi. Kusursuz güzellik, en çok sevgimize yakınlık kurduğunda uzaklara yollanmıştı. Kendi fikrimin cesaretine sahip olmadan, öngöremediğim tek şey, dünyanın artan katliamıydı.”

“Bu tip samimi adamlar olaylar arasında çok iyi bağ kurarlardı. Mesela akşam yemeği masası Wilde için adeta bir etkinlikti ve onu zamanının en büyük konuşmacısı yapardı. Şimdi bir taklit olan oyunları ve diyalogları bir erdem barındırırdı. O günlerde bile onu sıkça savunurdum. Şiirde kendinden öncekilere; Browning’e, Swinburne’e ve Rosetti’ye büyük hayranlıklar duyduğunu anlatırdım. Onlar ilk ilgi görmeye başladığında Wilde daha çok gençti ve onun büyük hırsını memnun edecek herhangi bir başarı imkânsız gözükürdü. Sanatçı büyük hale gelmeden önce, hiçbir sanat eserini zor görmemeli. O zamanlar onu Michael Angelo’dan sonra gelen Benvebuto Cellini ile karşılaştırırdım. Kalan hiçbir şeyi “bravo”ya çevirmek için tatmin edici bulmazdı ve Michael Angelo’nun burnunu kıran adamı mahvetmek isterdi.”

İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın