Halit Ayarcı, Şiir Kritikleri 27

Tekrar Tanıştığıma Memnun Oldum

I

Yüzüne rastladım tanıdık bir esnafin mahallesinde
Saçlarinda yine aynı çiçekli örtü
Neşe dağıtıyordun muhtaçlara
Ve güneşe bakamayanlara
Yüzüne rastladım
Yağmurdan arda kalan

II

Birden kesip attın zihnimdeki resmini
Al dedin hakikat dedin
Hakikat nedir tekrar bilemedim
Al işte şaşkınım dedim
Şaşkınlık nedir idrak edemedin
Çünkü sen hiç şaşkın olmamıştın
Şaşırmamıştın ki bulutun su dağıttığına
Hayret etmedin güneşin yakmasına
Göğün mavisine etmediğin gibi
İçimin dağilmasina
Dağlanmasina da hayret etmedin
Ne kadar olağan karşıladın ellerimin ayaklarımı düğümleyişini
Kendinden mi bildin
Bilemiyorum
Kendiliğinden mi bildin
Yoksa ayak düğümleri evine yol mu yapar

III

Evine yanık kokularından patikalar mı yürür
Güneş mi yakar soba mi sorusunu seni kıyas bilmeden soruyordum
Seni bilmeden anlam veremezdim çiçek kokularına
Patlayan volkanların hiddetini anlamazdım

IV

İçine açan gülün suskunluğu suretimi çiziyor
Kopardığım çiçeklerin diyetini ödüyorum her gece
Yakıtı bitmiş demir kuş dualarını öğren bir an önce
İşte ben o duaları ezber ediyorum

Ahmet Fırat Yaşar


Sn. Ahmet Fırat Yaşar

Gündelik dilde çok yaygın kullandığımız bir diyalog cümlesini “Tekrar Tanıştığıma Memnun Oldum” şiirinizin ismi olarak belirlemenizi başarılı bulduğumuzu belirtmek isteriz. “Yüzüne rastladım” ifadesi ile başlayan dizeniz karşılaşmanın çerçevesini ve düzeyini de açık ediyor. İlk dizedeki dinamik giriş devam eden dizelerde yerini bir tür hareketsizliğe bırakıyor. İlk bölümün en zayıf ifadesi de son dize olan “Yağmurdan arda kalan”.

II. bölümde sert diyaloglar gerçekleşiyor. “Al dedin”, “Al işte” ifadeleri gündelik dilin doğrudanlığını şiire taşıyor. Ancak burada dizeler fazla sıradan bir dil seviyesine iniyor. IV. Bölüme kadar dizlerinizin kurulumu şiirden çok diyalog seviyesinde kalıyor. Sadece “Ne kadar olağan karşıladın ellerimin ayaklarımı düğümleyişini” dizesini ayrı tutabiliriz.

Son bölümde dört dize bütün olarak şiirdeki tüm kusurları affettirecek güzellikte şiiri tamamlıyor. “İçine açan gülün suskunluğu suretimi çiziyor /Kopardığım çiçeklerin diyetini ödüyorum her gece/Yakıtı bitmiş demir kuş dualarını öğren bir an once/İşte ben o duaları ezber ediyorum”. Burada son dize “İşte ben o duaları ezbere biliyorum” şeklinde olsaydı daha şık olurdu. Yine de şiire son şeklini şairin vermesi uygun olacaktır. Son olarak bu şiirinizin Behçet Necatigil’in ‘Gizli Sevda’ şiirindeki dekoru anımsattığını da belirtmek isteriz.

Halit Ayarcı
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın