Gözyaşları ve Azizler Kitabından Yirmi Alıntı

1- İçinde ölecek hiçbir şeyi kalmamış insana Tanrı acısın!

2- Hayat, kuşkunun ani çakımlarıyla bölünen bir sarhoşluk halidir. Çoğu normal insan ölü birer sarhoştur. Eğer ayık olsaydı nefes almaya cesaret bile edemezdi insan.

3- Bir bitki olmayışımızın pişmanlığı bizi herhangi bir dinden daha çok yaklaştırır cennete. Biri ancak bir bitki olarak cennettedir. Fakat o devri çoktan geride bıraktık biz: Cenneti kurtarmak için daha çok şey yıkmamız gerek.

4- Günah, unutmanın imkânsızlığıdır. Düşüş- insanlığımızın simgesi- bilinçliliğimizin alevlenmesidir. İnsan, bu yüzden Tanrı’yla ancak yan yana olabilir; oysa bitkiler sonsuz bir unutuşta onda uyurlar.

5- Yas tutan kalp düşünmeye sevk eder bizi.

6- Mahşer gününde yalnızca göz yaşları dikkate alınacaktır.

7- Her acının sınırı daha büyük bir acıdır.

8- Tanrı olmayınca her şey karanlıktır ve onunla birlikte ışık bile gereksiz olur.

9- İnsanın tarihsel yazgısı Tanrı fikrini sonuna kadar götürmesidir. Tanrısal deneyimin bütün olabilirliklerini tükettikten, Tanrı’yı bütün biçimleriyle denedikten sonra kaçınılmaz biçimde tatmin ya da nefret duygusuna ulaşacağız, daha sonra özgürce nefes alacağız.

10- Göz yaşları tükendiğinde Tanrı arzusu da yok olacaktır.

11- Her başkaldırı, Yaratılış’a karşıdır. En küçük bir itaatsizlik eylemi Yaratıcı’nın köleleri tarafından kabul edilen evrensel düzeni tehlikeye atar. Hem Tanrı’nın yanında olmak hem eserine karşı olmak mümkün değildir; ama yaratışını unutmak hatta hor görmek sevgi aracılığıyla mümkün olabilir.

12- Yalnız bir insanın yapması gereken şey daha fazla yalnızlaşmaktır.

13- Bir ulusun çöküşü maksimum bir kolektif bilinç durumuyla örtüşür. “Tarihsel olayları” yaratan içgüdüler zayıflayınca enkazların üstünde sıkıntı yükselir. İngilizler korksan bir ulustur ve dünyayı yağmaladıktan sonra sıkılmaya başlamışlardır. Romalılar barbar istilalarından sonra yeryüzünden silinmediler, Hıristiyanlık virüsü de silemedi onları, çok daha etkili bir virüs zarar verdi onlara. Aylaklaşınca boş zamana meydan okumak zorunda kaldılar. Boş zaman bir düşünür için tahammül edilebilir bir lanet ama toplum için görülmemiş bir işkencedir.

14- Sessizliği dinliyorum ve sesini boğamıyorum: Her şeyin sonu vardır. Dünyanın düzenine bu sözler yön vermiştir; çünkü öncesinde sessizlik vardı…

15- Bütünüyle anlaşılmaz olan Kıyamet düşüncesi akıl için açık bir kışkırtma olsa da bizim hiçliğimizi açıklamaya, tarif etmeye yarar. Dinle ilgili olsun veya olmasın, tarihin son bir çözümünün düşünülmesi insan aklının belirgin özelliğidir. Böylece en saçma fikir kader özelliği kazanır.

16- İnsanlardan nefret ettiğiniz ölçüde özgür olursunuz. Boş mükemmellikler ve zamanın dışında kalan, tarihin dışında kalan acılar ve mutluluklar yaşayabilmek için insanlardan nefret etmek gerekir. Gördüğümüz haliyle insan denen bu fenomende her türlü hayranlıkta bir değerlendirme yetersizliği ve zevksizlik vardır. İnsandan nefret ederseniz doğayı bir özgürlük, bir vazgeçme yolu olarak görürsünüz.

17- Dünya bir bahaneden başka bir şey değil. Bir şey düşünmeye ihtiyacımız var ve dünyayı bir düşünme konusu olarak tercih ettik biz. Düşünce, dünyayı yok etme fırsatını her zaman ele geçirir.

18- İnanmak kibirle başlar. Keyifli değilse de her halükârda “onurlu”dur.

19- Yaşamı tutkuyla sevenler dışındakilere ölüm hiçbir anlam ifade etmez. Ayrılacağı bir şeyi olmayan biri nasıl ölebilir ki?

20- Müzik, belleğin arkeolojisidir. Orada yapılan kazılar, hiçbir yerde bellekten daha üstün bir cehennem bulamamıştır.

CIORAN
Çeviren : İsmail Yerguz
İZDİHAM

izdiham dergi 42. sayı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın