Fatih Sultan Mehmet’in Avni Mahlasıyla Yazdığı 7 Enfes Şiir

Fatih Sultan Mehmet; Yunanca, Arapça, Latince, Farsça, İtalyanca ve İbranice biliyor; alim, şair ve sanatkarlarla sohbet etmekten çok hoşlanıyordu. Dönemin en ünlü hocalarından eğitim alarak edebiyat, felsefe, tarih, coğrafya ve matematik alanlarında üst düzey bir bilgi birikimi edinmişti. Kitap okumayı sever, çocukluğundan beri çok iyi resim yapardı. Hatta bu yeteneğini mühendislik ilmi ile birleştirip, İstanbul’un fethinde kullanılan şahi topunun projesini bizzat kendisi çizmişti.

Bütün bunların yanı sıra “Avni” mahlasını kullanarak yazdığı şiirleriyle de oldukça ünlüydü Fatih Sultan Mehmet. İşte bu enfes şiirlerden 7 tanesini günümüz Türkçesiyle sizler için derledik, keyifli okumalar dileriz.

1.

Bir güneş yüzlü melek gördüm ki cihan onun aynıdır
O kara sümbülleri aşıklarının ahıdır

O nazlı servi parlayan bir ay gibi karalar giyinmiş
Sanki güzellikte Frenk ülkesinin padişahıdır

Zünnarın düğümüne gönül bağlamayan kimse iman ehli olamaz
O aşıkların yoldan çıkmışıdır

Gamzesinin öldürdüğüne dudakları canlar verir
Galiba o can bahşedicinin yolu İsa’nın dinidir

Ey Avni! sevgilinin sana ram olacağını sanma
Sen İstanbul padişahısın o Galata’nın şahıdır

2.

Bağda gülden bahseden yanağını kasdeder
Serviden söz açanlar endamını kasdeder

Dilbere vasıl olmak dar-ı dünyadan murad
Aşık aşkın derdi ile dermanını kasdeder

Bu fani dünya için değmez kuru kavgaya
Ecel ki bu dünyanın ziyanını kasdeder

Yıldızlardan yücedir gözyaşı eşiğinde
Bu bulutlar ahımın dumanını kasdeder

Ey Avni beyti bozma bahsi ağyar eyleyip
Şiir o ki sadece cananını kasdeder

3)

Allah yolunda savaşmaktır niyetim
İslam dininin yalnızca yücelmesidir gayretim
Allah’ın ve evliya ordusunun yardımıyla
Küfür ehlini baştan başa kahreylemek niyetim

Peygamberlere ve velilere dayanmışlığım var benim
Allah’ın lütfundandır fetih ümidim ve kuvvetim

Benliğimi ve malımı dünyada feda etsem ne olur
Hamd olsun var Allah yolunda savaşmaya yüz bin rağbetim

Ey Mehmed! Ahmed-i Muhtar’ın mucizeleriyle
Umarım galip olur din düşmanlarına devletim

4)

İçimdeki dertler yaş dolu gözlerim senin için ağlasa
Gözyaşlarıma gâlip gelir aşikâr olurdu gizli sırlarım sana

Sen güzellik tahtında bense senin uğrunda ayaklar altında
Karınca halini nasıl arz ede Süleyman’ım sana

Muma bak ki senin meclisinde ağlayıp baştan çıkar
Ne hoş yanıp yıkılır senin için ey odamı aydınlatan

Aşkının yolunda sabah kadar sâdık olduğum
Gün gibi âşikârdır sana ey ay gibi parlayanım

Âh ve feryatlarım galiba sana tesir etti ki
Dün rakibi meneyledin eziyet etmekten bu hastaya

Ayrılık yarasını şerh etmek mümkün değil dostum
Göğsümdeki yarıkları haber versin açık duran yakam

Eziyetinle Avnî’nin gözünü gönlünü harap etme
Zira bu deniz ve ocak inci mücevherler verir sana

5)

Aşk ile gönlünü viran eden bir daha onun şen olmasını istemez
Senin aşkının derdiyle üzüntü çeken bir an bile mutluluk istemez

Hava ile toprağa karışıp toz gibi savrulan gönül
Sevgilinin yolunun toprağından bir an bile kendisi uzak olsun istemez

Aşkı yüzünden fena halleri hoş gören akıllı kişi şöhret peşinden koşmaz
İnsanlardan uzak yaşamayı seven meşhur olmayı istemez

Bağrını kanlar içinde bırakan kimse kırmızı dudaklara ilgi duymaz
Eteğini gözyaşı ile dolduran da dizi dizi inci gibi dişleri istemez

Ey Avnî! Aşk parası yok olmayan ve tükenmeyen bir hazinedir
Ona sahip olan başka hiçbir hâzinenin bekçisi olmak istemez

6)

Ağlasa aşık ayrılık ateşiyle inlese
Gözlerinden akan yaş yerine kan olup

Gah cefa dağının tozlarından giyinse
Gah kızgın çöllerde dolaşsa üryan olup

Her ne kadar eziyet görse vefası artsa
Her ne kadar gülseler haline o giryan olup

Aşk sırrını aşikar etmeye takat bulmasa
Sinesine yediği oklar pinhan olup

Sevdiğinden muhabbet olmazsa o kalp hastasına
Kimseler derdine derman edemez imkan olup

Gam çölüne her gün eylese seyrüsefer
Her gece üzüntü keder ve ayrılığa misafir olup

Verseler cihanın mülkünü tacını tahtını
Avnî köyün terk etmez başına sultan olup

7)

Hiç kimse yok kimsesiz
Herkesin var bir kimsesi
Ben bugün kimsesiz kaldım
Ey kimsesizler kimsesi

Kimse aradığım yollarda
Kimsesizlik kimsem oldu
Dinsin artık hicranın cana
Kimse aradığım yollar
Kimsesiz kimselerle doldu

İZDİHAM

Kaynak: Wannart

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın