Esra Köse, İlk Hayalkırıklığı

Hatice, (üç yaşında bir şeker) pencerenin kenarındaki koltuğa tırmanmış, dikkatle dışarıyı izliyordu. Dışarıda bir şey gördüğü belliydi. Sağa sola yatıyor, el kol hareketleri yapıp bir şeyler mırıldanıyordu.

Anneannesi onun neye baktığını takip etti. Kapının önünde küçük , küçücük bir kedi yavrusu vardı. Anneanne ve Hatice, yan yana oturup küçük kediyi bir süre izlediler. Kendisine bir oyuncak bulmuş, onunla oynayıp duruyordu yavrucuk. O kadar tatlı görünüyordu ki, o oyuncağı ile oynarken Hatice de gözleri iri iri açılmış, heyecanla ve merakla onu seyrediyordu.

“Anneanne, bizim olabilir mi?” dedi.

“Hayvanların sahibi olmayız canım,onlar da bizim kadar özgürdür; fakat yiyecek vermek istersen verebilirsin. Süt doldurayım sana.”

Daha da heyecanlandı Hatice. Kapının önünde zıplaya zıplaya bekliyordu. Anneannesi düzgün taşıyamaz diye, eline vermedi. Kediyi alıp gelmesini, kapının önünde onun gözetimi altında içirmesini söyledi. Hatice ayakkabılarını giyip koştu kedinin peşinden. Kedi kaçıyor, Hatice kovalıyordu. Hatice durunca,kedi onun üzerine koşuyor, Hatice ilerleyince kedi tekrar geri kaçıyordu. Hatice yavru ile buldukları oyunu çok sevmişti. Evden epey uzaklaşmasına rağmen, kediyi takip etmeye devam etti. Bir yandan kahkaha atıyor, bir yandan kediyi kovalıyordu. Birden durdu. Önünde bir çift ayak vardı. Kafasını kaldırdı. Mahalleden tanıdığı Talha abisi idi. Talha abisi eğildi. Kediyi tuttu ayaklarından. Salladı.

Salladı.. Kedinin ayaklarından tutup sallayarak daireler çizdi. Hatice mıh gibi kazınmıştı olduğu yere. Korkudan ne yapacağını şaşırmıştı. Talha abisi, kediyi birkaç kez döndürdükten sonra, fırlattı. Kedi yakınlardaki bir balkona düştü. Balkon yüksek olduğu için, kedi sağ mı ölü mü görünmüyordu. Talha abisi kahkaha atmaya başladı. Aniden kesti gülüşünü;  ciddileşti.

“Yürü kız eve!” dedi.

Hatice koşarak eve gitti. Anneannesinin elindeki sütü aldı, içti; hiçbir sorusuna da cevap vermedi. Kadın, kediyi yakalayamayınca moralinin bozulduğunu düşündü. Hatice odasına koştu. Kapıyı kapattı. Hüngür hüngür ağladı.

 

 

 

 

Esra Köse

İZDİHAM

 

 

 

 

 

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın