Doğan Hızlan Yazmasın Artık, Ya da Lokantaları Yazsın

Türkiye’de edebiyat deyince akla gelmeyen tek isim belki de Doğan Hızlan’dır.

Her gün birbirinden daha iyi olmayan metinler yazan, gitmediği açılış, gitmediği lokanta sergisi, gitmediği sergi, senfoni, sanatsal kurum ve kuruluş açılış ve kapanışı, çamaşır dükkanı, manifaturacı, kitap fuarı, merasim, Çorum leblebesi, Malatya kaysısı, tren istasyonu kalmayan Sayın Doğan Hızlan maalesef bu yazıları kimin için yazıyor bilmiyoruz. Evet, zenginlerin sanata merakı anlaşılmaz tablolar, dinlenildikçe kulağı sağır eden senfoniler, kişisel gelişmeme kitaplarıyla heves bulur. Bir de çok kalabalık kitaplıklar olmalıdır evin bir köşesinde. Çünkü fotoğraf çektirmek için iyi bir fondur. Zaten yukardaki fotoğraf da iyi fon ne demek gözüküyor. Azıcık dağınık olması ise şahsın kitap okuduğunu bize belgelemektedir.

Hürriyet bugün ülkenin en büyük gazetesi. En çok okunan, en çok tesir eden gazetesi. Bizim Doğan Hızlan ile derdimiz aslında yok. Herkes iyi yazı yazacak, gündemi iyi takip edecek diye birşey yok. Yok ama yıllardır köşesini sürüm sürüm süründüren bir insanın artık kültür-sanat yazıları yazıyorum diye bizi boğmaya da hakkı yok. Orada Doğan Hızlan değil, başka biri yazmalı. Doğan Hızlan Beyefendi kafasına göre yine takılsın. Çünkü Hürriyet’e yakışan kafasına göre takılanı da barındırmak ama esasa müteallik konularda işi ehline vermesidir.

Bakın, sanatın ve kültürün ve de edebiyatın açmazı ilişkilerdir. Çünkü insanlar ilişkiye girdikçe doğal olarak ilişkilerinin esiri olur. Olumsuz bir görüşünü belirtemez; belirtemez çünkü birlikte gökyüzüne baktığı insan hakkında olumsuz sözler kaleme almak çok doğru değildir, o insan veya insanların eserlerine yapacağı en ufak eleştri yanlış anlaşılmalara sebeptir; kimse de kaldıramaz zaten. Yaklaşık 70 yaşından fazla olan Doğan Hızlan da doğal bir süreç olarak kurduğu ilişkilerin altında kalmış, girdiği ilişkiler yüzünden, sanata, kültüre ve edebiyata uygun olamayan çevresi yüzünden tökezleyip durmaktadır. Papyon takmak sanattan anlamak değildir, çöp karıştırmak sanattır.

Peki Doğan Hızlan Beyefendi ne yapsın? 700.000 satan bir gazetede ya da 500.000 köşesine devam etsin; takılsın dursun. O insana “sen yazma” demek zaten doğru değil. Ama Hürriyet genç birini bulsun ve kalemi eline tutuştursun. Biraz da yakışıklı olursa süper olur.

İzdiham

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın