Milan Kundera, Gülünesi Aşklar
Her zaman dürüst biri olduğunu, bununla da gururlandığını biliyorum. Ama kendine tek bir soru sor: İnsan niye gerçeği söylemek zorunda? Bizi böyle yapmaya zorlayan ne? […]
Her zaman dürüst biri olduğunu, bununla da gururlandığını biliyorum. Ama kendine tek bir soru sor: İnsan niye gerçeği söylemek zorunda? Bizi böyle yapmaya zorlayan ne? […]
1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen 2- Gökyüzünde bir bulut 3- Bitlis’ te beş minare 4- Biri yazlık, biri kışlık iki […]
Aynalara söylediğim cümleleri gözlerine ağıt yakma imkanı bulsaydım. Bulsaydım birkez daha ölürdüm. Ölürdüm çünkü ölmek, bir tür ağıt yakmaktır, elbette Kürtçe. O gün onca kitabın […]
Burası çocukluğumun her mısrasını aruz ölçüsüyle kaldırımlarına yazdığım, inançsıza bile şükür sebebi olabilecek kadar güzel kadınların geçtiği, yalanlarını bildiğim en dürüst insanların yaşadığı sokak. Bu […]
İstanbul’a en yakın Anadolu denir Adapazarı’na. Bu tabiri bir arkadaşımdan duymuştum fakat yaygın, anonim gibi gelmişti kulağıma. Evet, neticede Adapazarı net şekilde taşradır: Merkeze, İstanbul’a […]
“Hayat böyledir işte; kendi kaderiniz üzerinde bahçeden toplanıp fırında pişirilen sebzeler kadar bile söz hakkınız yoktur.” “..Ben o tür bir insan değilim elbette. Karşımda birisi […]
Oysa dalda sallanan bir kağıt parçasıydım. Okulun koridorlarında çarpa çarpa soluğum, sürüklenen, 35 yaşında aftan dönmüş bir adam. Her gün iş yeri mahlûkunun ağzından can […]
Mektup ne güzeldir” Lâedrî “İnsan niye mektup yazar? Ya yüz yüze gelince anlatmak istediklerini açık açık söyleyemiyordur, ya da o ikinci kişi uzaktadır, onunla yüz […]
Geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var […]
Sıfır iki yüz on iki dokuz yüz on dört on sekiz kırk beş numaralı telefon tarafından arandım bugün. Açtım. Bana adımla hitap eden müşteri temsilcisi […]
“Herkes aynı yöne çekseydi, dünya alabora olurdu.” Yidiş atasözü I Düşüncelerimizin, fikirlerimizin, zevklerimizin, deneyimlerimizin doğrulanmasına ihtiyaç duyarız. Bu, bizim hem birey olarak hem de […]
Dünyaca ünlü aydın Eco, 84 yaşında hayata gözlerini yumdu. İtalyanların dünyaca ünlü yazarı, bilim adamı, göstergebilim uzmanı, eleştirmen ve düşünür Umberto Eco, 84 yaşında hayatını […]
“Şunu anladım ki yaşamanın her türlüsüyle, yazmanın her türlüsü arasında kapatılmaz bir uçurum uzanır…. Yaşayabilenler yaşar, yaşayamamanın acısını çekenler de bu acıyı yazarlar…” W.Faulkner William […]
zorbela* şu dünyada en kendi halinde yaşayan iki kişi vardıysa, ikisi de az sonra anlatacağımız iki kişiydi. hasan, tanımadığı başka ve kendi halinde olup olmadığı […]
Edebiyatta tipten ya da karakterden söz ederken edebiyatçılar yansıtma kuramları çerçevesinden konuşur. Çünkü edebi kişiliklerin, her şeyden önce çağlarını temsil ettikleri düşünülür. Ne var ki […]
1. Gün Kollarıyla oturduğu koltuğu arkadan kavrayarak iyice gerindi. Kalktı. Koridora çıktı. Dar pencereden süzülen güneş ışıkları koridora loş bir aydınlık bulaştırıyordu. Havada süzülen toz […]
Adım Bünyamin. Biraz önce dinlediğim bir hikâye hayatımı değiştirdi. Yazmaya yanlış başladığımın farkındayım. Ama düzeltmeden devam edeceğim. Bir an önce size anlatmak istiyorum olan biten […]
Müslüman kadın olmak bu dünyada, İçi kabararak dehşet saçan yer sarsıntısından, Şakağına dayanmış buz gibi namlunun soğukluğundan, Aylardır açlıktan kıvranırken kırışmış bedeninle, Dostların diyete girerken […]
Çoğumuz, babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba, “baba” demeye başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarca babamızdan değil, […]
Türk öykücülüğü, dilin sınırlarını zorlayan; öykünün uçlarında gezinen ve bu uç sınırları daha da genişleten, kült haline gelmiş birkaç öykücü dışında bir kısırdöngü yaşıyor son […]
Bir fotoğraf: Alnı iyice açık bırakan geriye doğru taranmış, yılların yorgunluğunu bütün izlerini üzerinde taşıyan, beyaz dalgalı saçlar. Yolunda gitmeyen bir şeylere bakar gibi bakan […]
Anarşist olmaya gidiyordum Memur oldum.” Gözlerim, ellerim kadar soğuktu karşımdaki bilgisayarın beyaz yüzüne dökülmüş kırmızı cansız ve küçük harfli cümlelere bakarken Öğretmen olduğumu söylüyorlar, beni […]
“Ölür ise ten ölür canlar ölesi değil” Yunus Emre’de ölüm bilinçli bir “bilmek” hali ile mevcuttur. İnsan ölümünün farklı tezahürlerini idrak ederek bilir. “külli […]
Bir çarşamba sabahı çıkageldi. Başında omuzlarının üstüne düşen işlemeli yeşil renk bir örtü. Ayağında siyah pantolon vardı. Ayakkabılarına bakamadım. Yüzünde keskin bir beyazlık… Sol yanağından […]
Bağışla. Geç günahından Hastaneden çıktım. İçim dışım titriyordu. Öfke ve ağrı nöbeti geçiriyordum. Doktor beni odasına çağırmış büyük bir ciddiyet ve soğukkanlılıkla “ciğerlerin bitmiş, ölüyorsun” […]
Bundan 9 yıl önce İstanbul Üniversitesi’ne çok yakın bir kahvehanede otuturken başladım şiir yazmaya. O güne kadar okuduğum tek şiir kitabı yoktu. Bunu övünmek için […]
MUSTAFA KUTLU Çayla ilgili uzun uzun tarihî-coğrafî malumat vermek istemiyorum. Ancak şurasını belirtmeli, ülkemizde çay alışkanlığı ellili yıllardan sonra arttı. Önceleri kahve daha ağır basıyordu. […]
1- Küçük bir kıvılcıma üfleyerek ateşin yanacağından ve oradakilerin karnını doyuracağından emin olmalıdır . 2- Mangalın başındaki adam hazinenin başındaki adam gibidir. O her […]
Eşref Edip, bir gün Mehmed Âkif’e sorar: “Türkiye’de seni çok seviyorlar. Acaba köylüler de şiirinizi okuyor mu!” Mehmed Âkif cevaplar: “Sana bir hadise nakledeyim. Sebilürreşad’ı […]
zincirlerim pas içinde unutulmuşsam bu şarkıyı al duygumdan bu kadını al ve bu sabah esintisi çocuklarını çeperlerini döven bir dalga olsun saçlarım kürdün teki kadar […]
duyuyor kamçı gibi bu acı acı değil kılıç değil gürz değil kargı ok ucu değil düşlüyor yorumunu kimse bulucu değil kitaplara bakıyor kan geliyor ağzından […]
Dışarda kar sesi ve soğuk Buğday tanelerini serpseydik dağlara Kapılarımız gıcırdasaydı dişlerimiz gibi açılmamaktan Yeryüzünde bir kaplan olmaktan Hüseyin Atlansoy (İtibar, 39) Bir kız […]
Daima kurmaca yazarlarının zihnini kemirip duran şu soru, kurmacanın tarihiyle yaşıttır herhalde: “Yazılması gereken her şey gerçekten de yazıldı mı?” Bu bir soru olduğu kadar, […]
Gözlerim seğiriyordu. Bulutlar hızlandı. Karardı, kızardı, beyazladı, şekiller değişti, köpürdüm. Havalandım. Kanım geri döndü.. Kaplan dişlerini etimden çıkardı. İri pençelerini göğsümden çekip toprağa bastı, kalbim […]
Biz küçükken Bruce Lee bir efsaneydi bilen bilir: Bruce Lee, vücudunu öyle geliştirmiş, sertleştirmişti ki, bırakın bıçak, kılıç, mızrak, mınçıkayı (!), ona mermi bile işlemezdi. […]
Ne zaman ve neden başladığını kimse hatırlamıyor. O kadar uzun zamandır sürüyor ki, artık kimse bu soruların cevaplarını merak da etmiyor zaten. Merak edilmeye değer […]
Kardeşim Kaddafi, su içince bir mebus / kalkar dokunulmazlık! Başın bunca kalabalıkken “şimdi sen de nereden çıktın?” dediğini duyar gibiyim. Ben Bekir oğlu, Emine’den olma, düşmek […]
Babalarını erken yaşta kaybetmiş çocukların gövdeleri ancak bir boşluğa katkı yapar. Annelerini erken yaşta kaybetmiş çocukların gövdeleri ise artık o boşluğun ta kendisi olmuştur. Babamı […]
Babalarını erken yaşta kaybetmiş çocukların gövdeleri ancak bir boşluğa katkı yapar. Annelerini erken yaşta kaybetmiş çocukların gövdeleri ise boşluğun ta kendisi olmuştur. Babamı kaybettiğim gün, […]
Cebimde hiç param yoktu ve kurtuluşumun ancak otel satın alınca gerçekleşeceğine inanıyordum. Sizin için kurtulmak ne ifade eder bilmiyorum ama benim için kurtulmak; o günlerde […]