Bülent Parlak, Benim Bir Hayalim Var

İlk şiirimi yayınladığım tarihin üzerinden 12 yıl geçmiş. 2015’in Aralık Ayı. Tarihin bir uydurma olduğunu elbette biliyorum. Çünkü güçlüler tarihi yazar ve yazdıkları da kurguladıklarından ibarettir.  Bu on iki yıl tarihin sadece bir zerresi olacak ancak.

Malatya’dan İstanbul’a gelmem ve geldiğim ilk yıllarda İstanbul’da her şeyi Malatya’nın Konak Kasabası zannetmemin üzerinden ise yaklaşık yirmi yıl geçmiş. Demek ki ilk şiirimi yazmam için bir on yıl beklemem gerekiyormuş. Sanırım her şeyi artık küçük bir kasaba zannetmemenin bedeli on yılmış.

İzdiham da aslında tam bu vakitlere denk geldi. İzdiham’ın üzerinden yaklaşık on yıl geçti benim de üstümden bir boşver.

Bir oyundu ya da bir çıldırmaktan kurtuluştu İzdiham benim için. Her şeyi yazabilsem hiçbir şey yazmazdım.  Hiçbir şeyi diyemeyince bir şeyler yazmak zorunda kalanlar ancak anlayabilir bunu.

Şubat 2015’te Kayseri Erciyes Üniversitesi’ne davetli olarak katılana kadar fark etmedim neler yaptığımızı. Koca bir salon ve merdivenlerine kadar dolu öğrenci karşısına çıktığımda sandım ki birazdan sinema gösterimi olacak, biz de onu izleyeceğiz. Neden beni çağırdılar ki diye sordum kendime ama bir anlam verememiştim.

Konuşmaya başladığımda kürsüde tektim ve herkes bana bakıyordu. Ben ise birazdan film başlayacak diye bekledim durdum.

Konuşma bitti ama film başlamamıştı. Beklemekle filmin başlamayacağını anladığımı sandım. Kürsüden kalktım, öğrenciler büyük bir nezaketle İzdiham ve şiir serüvenimle alakalı konuşmamı alkışladılar. Halbuki çok da kötü konuşmuştum. Ben bile anlamamıştım bir çok söylediğim şeyi. 

Hala anlamamıştım. Bu kadar kalabalık bir grup beni neden dinliyordu? Konuşma bitip kitap imzalamaya başladığımda kalabalığın bu kez de sıraya girdiğini görünce o zaman anladım omuzlarıma binen yükün ağırlığını.

Akşam olup İstanbul uçağına bindiğimde delirmemek için yola çıktığım şiir ve İzdiham serüvenime bambaşka gözlerle bakar oldum.

Tüm uçak yolculuğum boyunca öğrencilerin gözlerini, heyecanlarını düşündüm, durdum. Kararım şuydu:

Bu ülke için, ülkemiz için,  Türkiye için bana nasip olan İzdiham’a gözüm gibi sahip çıkmalıydım. Ve o bu ülkenin gençlerine önce benim içime sinen, sonra da onların defalarca okuyacağı bir dergi oluşturmalıydım.

O günden beri tek tasam bu oldu. En iyisini yazmak, en iyisini yayınlamak. Çünkü bana düşen şey titizlik, kalite, nitelik ve samimiyetti.

Ve bugün.

Bugün ben başka bir şey yaptım. Uzun zamandır hayalini kurduğum şeyin ilk görüşmesini yaptım. Aslında ilk görüşme sayılmaz.

Devletin ilgili kurumlarının müdürleriyle, başkanlarıyla sayısız kez görüşmeye çalıştım. Hiçbiri dinlemediği gibi bir kısmından randevu bile alamadım. Bir kısmı aslında hemen hemen hepsi kendi başarılarından bahsetti. Ne kadar başarılı olduklarını oturduğum süre içerisinde dinlemek zorunda kaldım. O makamı nasıl hak ettiklerine inanmam için her türlü saldırıya maruz kaldım. Önce onlara inanacaktım ki sonra beni dinlemesinler. Allah’ım ne çok başarı hikayesi var bu ülkede.

En son pazar günü saat tam 24.00’te Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a meramımı anlatan bir mail attım. Mailin özeti şuydu. Meramım da zaten şu: Ben Türkiye’de bir edebiyat dergisinin genel yayın yönetmeniyim. Ve şükürler olsun ki okur anlamından iyi rakamlara ulaştık. Hikayesi olan her şey kadar güzel bir noktaya geldik. Artık bizleri yani bu ülkenin edebiyatçılarını, şairleri Avrupa ve Arap ülkelerinde de okunsun diye İzdiham’ı o ülkelerin dilleriyle yayınlamak istiyorum. Bu konuda bizlere yardımcı olun diye randevu talebinde bulundum.

Sabahın 9.00’unda cevap geldi. Randevu talebiniz reddedilmiştir.

Anladım ki bu bürokratik saçmalığı ben aşamayacağım. Çünkü aşmak için kapısını çaldığım herkes sadece kendini övmemi ya da başarılarını dinlememi bekliyor. Dinlemiyorum sizi.

İşte bugün uluslararası alanda faaliyet gösteren bir edebiyat menejeriyle irtibat kurdum ve onunla buluştuk. İsmini sonra söyleyeceğim bir şair arkadaşım bana bu randevuyu ayarladı. Saatlerce süren görüşmeden sonra şu karara vardık. Ekim ayında İzdiham, Arap ülkelerinde yayınlanmak üzere İzdiham Arapça olarak BAE’inde yapılacak görüşmelere dahil edilecek. Sonra da Avrupa’nın birkaç ülkesinde yayınlanmak üzere o ülkelerin dilleriyle yayına çıksın diye görüşmelere başlanacak. Şimdiden hem Arapça hem de İngilizce olmak üzere İzdiham’ı hazırlamaya başladım.

Benim bir hayalim var. O da bu ülkenin yazan bütün değerlerini ve yazmış bütün değerlerini Avrupalılara, Amerikalılara, Arap ülkelerine tanıtmak. Ya bu yolda kalacağım ya da bu yolu aşacağım.

İzdiham’a duaya ve destek vermeye devam edin. Bilin ki İzdiham’ın hikayesinin içinde, bu derginin ilk sayısından bir hafta sonra çıkacak 30. sayısına kadar bir kuruş hile, bir gram hesap yok. Biz ne yapacaksak Türkiye için. Sizlerle bizler birlikte.

Bülent Parlak

İZDİHAM

İzdiham 39. sayı çıktı. “Benim içimde biri var. Ne ölüyor, ne sağ bırakıyor.” diyorsanız İzdiham’ı mutlaka okuyun.

İzdiham bu sayısıyla birlikte sinemadan müziğe, edebiyattan psikolojiye kadar birçok alanda farklı bir bakış açısıyla usta ve genç yazarları bir araya getiriyor.

İzdiham, sayıların peşinden değil iyi metinlerin peşinde koşmaya devam ediyor.
Dergimizin 39. Sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın