Aytekin Yazar; Kadın Cinayetlerinden Çok Etkilendim

Cihat Dündar, yazar Aytekin Yazar ile sizin için konuştu. Usta Şair kolektif kitabı ve Kadın Özgürlüğü isimli eserleri üzerine değerlendirmelerde bulunan Yazar yeni çalışmalarından da söz etti. Aytekin Yazar ile yaptığımız röportaj sizlerle.

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Aytekin Yazar kimdir?

Aytekin Yazar 1959 yılında Artvin’in Şavşat ilçesinin  Savaş köyünde yaşam yolculuğuna başladı. İlk okulu bitirdikten sonra öğretmen ve müfettiş olan babası Selahattin Yazar’ın görevi nedeniyle köyden ayrıldılar ve Anadolu’yu dolaştılar. Beş kardeşin ikincisidir. Kendisinin bir küçüğü olan kız kardeşini 2009 yılı Ocak ayında kaybetti, babasını ise 2007 yılı Temmuz ayında. Liseyi Manisa Kız Öğretmen Lisesi’nde 1978 yılında bitirdi. 1979 yılında o zamanki adıyla Muğla Eğitim Enstitüsünü  kazandı. 1980 yılı Şubat tatilinde Manisa’da siyasi bir olaydan tutuklandı. Haziran ayında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Okula dönüşü sonrası Denizli Eğitim Enstitüsüne sürgün olarak gönderildi. Bu arada 12 Eylül darbesi olmuştu ve yargılandığı dava İzmir Güzelyalı sıkıyönetim mahkemesine devredilmişti. Denizli’de okul idaresi hiçbir gerekçe göstermeden okuldan uzaklaştırma veriyordu. En son okuldan atılması gündeme gelmişti. Bu gelişmeler çerçevesinde tekrar üniversite sınavına girerek Bolu Eğitim Yüksekokulunu kazanmıştır. Denizli’den kaydını alarak Bolu’ya gitmiştir. Bu arada sıkıyönetimdeki mahkeme devam ediyordu. Bolu’da ikinci yılında 1984 yılı itibariyle dava sonuçlandı ve tutuklanarak cezasını yatmaya başladı. 1986 yılında cezaevinden çıktı. Askerlik sonrası İzmir’e geldi. Şu anda Bodrum’da yaşıyor. 18 yıllık bir beraberliği oldu ama resmi olarak hiç evlenmedi. Hayvanları çok sever, çocuk ve kadın hakları konusunda hassastır. Okuma alışkanlığı inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Doğa ve toplumsal yaşamla ilgili konular üzerinde çalışır. Felsefe, ekonomi, doğa yasaları, pedagoji, antropoli, psikoloji ve psikiyatri gibi konular özel ilgi alanlarıdır. Hayata bakış açısı kurulu düzene karşı  olmaya dayanır. Kendisiyle barışıktır. Ama sistemle değil. Bu arada açık öğretim işletme bölümünü bitirmek üzereyim, bunu da atlamayalım.

Yazarlık  hayatınız nasıl  başladı? Size öncülük  eden bir isim  var mı? 

Yazarlık meselesi aslında epey önce başladı. Doksanlı yıllarda siyasi bir dergide başka bir isim altında yazıyordum. Doksanların ikinci yarısından itibaren İzmir’de özel bir anaokulunda eğitim danışmanı olarak çalıştım. Eğitimle ilgilide yazmaya başladım. İki binlerin başında İzmir’de çıkan Kimlik adında çocuk gelişimi dergisinde yazılarım çıktı. Bir de Çocuk ve Cinsellik adlı kitapta makalem yer aldı. Daha sonra İzmir’den ayrılınca uzun bir süre yazma konusuna ara vermek durumunda kaldım. Ta ki şu an çalıştığım Sisyphos yayınlarındaki arkadaşlarla irtibat kuruluncaya kadar. Daha doğrusu Beyza Hanım beni buldu. Kendisine ve Mustafa Bey’e teşekkür ederim bu vesileyle. Bir yıldır güzel bir iletişim içinde devam ediyoruz. Bu arada bana yazarlık konusunda öncülük eden biri yok. Fakat babam da yazardı yerel matbaalarda başımı gerçekleşirdi. Etkilenme dersek eğer bu şekilde olmuş olabilir. Yazmak konusunda tasarım olarak düşündüğüm birçok konu vardı aslında fakat yazmak için uygun bir zaman ve koşulların olması biraz geç oldu diyebilirim.

Yazarken nelerden  etkilenirsiniz? 

Yazarken beni etkileyen şey olarak özel bir durum olmuyor. Zaten üzerinde çalıştığım, araştırma yaptığım konuları farklı açılardan ortaya koyma isteği en öncelikli etkilenme kaynağım diyebiliriz. Diğer bir etkilenme kaynağım ise bazı meselelerle ilgili olarak bir boşluk olduğunu düşünüyorum. O zaman bu konuyu ben ele almalıyım diye içimde bir istek oluşuyor. Bazen Facebook’ta yazıyorum güncel konularla ilgili. Örneğin deprem oldu İzmir’de. Üzücü bir durum tabii ki. Elif ve Ayda ‘dan çok etkilendim, bir de kurtarılan kedilerden. Öyle olunca bir şeyler dökülüyor kendiliğinden. Özellikle hayvanların, çocukların ve kadınların yaşadıkları şeylerden çok etkileniyorum. Bir toplum hayvanlarına, çocuklarına ve kadınlarına sahip çıkamıyorsa aciz ve zayıf bir toplumdur ve böyle toplumların gerçek anlamda ilerlemesi mümkün değildir. Benim açımdan en çaresiz ve yardıma muhtaç olanların sesi olmak, olmazsa olmaz bir durumdur.

Okuyucu ile buluşan  Usta Şair isimli kolektif eserinizden bahseder  misiniz? 

Usta Şair kitabıyla ilgili çalışma benim için sürpriz oldu açıkçası. Tabii ki herkes kendi çapında biraz şairdir ya benim şairliğim de öyle diyebiliriz. Aksini söylemek gerçek şair arkadaşlara saygısızlık olur. Elbette yazdığım çok şiir olmuştur yıllar içinde. Sonuçta yayınevi bu kitap için talepte bulundu hadi bir de şiirimiz olsun dedik, güzel de oldu. Kitapta yer alan şiiri de bu kitap için özel olarak yazmışım gibi denk geldi. Bu karma çalışmanın yanında Edebiyat Parkı, Edebiyat Kulübü, Muhtelif Kalemler, Kral Kraliçe edebiyatı kitapları da ortak çalışma ürünleridir. Hür Mektep diye ortak bir çalışmada öykü içerikli olacak.

Kadın Özgürlüğü  isimli eserinizin ismi nerden geliyor?

Kadın Özgürlüğü kitabımın isminin aslında yıllar öncesine dayanan bir geçmişi var. Şöyle ki daha önce bahsettiğim siyasi bir dergiye yazarken, sekiz martla ilgili bir yazı yazmıştım. Özünde kadın özgürlüğü konusu önemli bir konudur. Bu konu üzerinde öteden beri araştırma ve incelemelerim, gözlemlerim vardır. Diğer yandan ataerkil toplumsal yapının kadınların özgürlüğü önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini düşünüyorum. Kadınlar özgürleşmeden bireysel ve toplumsal mutluluğun oluşması mümkün değildir, bu nedenle hassas olduğum bir konu. Kitabın yazım aşamasına gelindiğinde tasarladığım içeriğine uygun olan bir isim bulmak için tabii ki biraz kafa yormak gerekiyordu. Kitapta da teşekkür ettiğim Ayşe Sevgi arkadaşımla kitabın adı konusunda biraz çalıştık diyebilirim. Onun da katkısı oldu. Ayrıca Emel Selek ve Gülsen Etik arkadaşlarımın da çok katkıları var görüş, öneri ve bilgisayarda yazarken teknik konularda. Bilgisayar konusundaki acemiliğimi onlar kapattı. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

Kadın Özgürlüğü isimli eserinizin vermek istediği mesaj nedir?

Bu kitapta vermek istediğim mesajı şöyle tanımlayabiliriz. Kadınların ataerkil sistem ve onun kuralları içinde özgür olmaları mutlak anlamda tabii ki zor bir durumdur. Ama öncelikle kadınların, ataerkil sistemin bütün unsur olgu ve değerlerini reddetmeden özgürlüğe adım atmaları da mümkün değildir. Bu konuda toplumsal bilinç yanında kadınların cins bilincinin de olması gerektiğini düşünüyorum. Kendi öz değerlerine, güçlerine ve özeliklerine sahip çıkmaları gerekiyor diye düşünüyorum. Bu açıdan kitapta ataerkil sistem ve tabii ki bu sistemin egemen tarafı olan erkekler eleştirilirken aslında kadınlar da eleştirilmektedir. Kitabın asıl ismine bağlı olarak aşkın ve evliliğin gölgesinde diye bir vurguda bulunmamın nedeni de budur. Kadınlar en meşru gördükleri şeylerin dahi gölgesinden çıkamadıkları sürece istedikleri özgürlüğü bulmaları mümkün değildir. Sadece temenni olarak kalır ve tabii ki özgür olamadıkları oranda mutlu olmaları da olası değildir.

Kadın Özgürlüğü isimli eserinizi okur gözüyle yorumlar mısınız?

Bu kitaba okur gözüyle baktığımızda, etkenlerin büyük çoğunluğu açısından sempati duyulmayacağını biliyorum. Kadınları da ele aldığım bazı konulardaki keskin çıkışlarım ve onların yerleşik değer yargılarına ters düştüğü için yine sempati duyacaklarını sanmıyorum. Benim açımdan bir konuyu irdelerken birilerine hoş görünme çabası içinde olmadığımı belirtmek isterim. Gördüğüm gerçekleri ortaya koymaya çalışırım. Bu nedenle okurların geneli açısından bakar isek,  evet doğru ama, diyecekleri çok konu olacaktır. Fakat, özelikle  kadınlar bu kadar baskı ve şiddet altında iken ben de artık bazı sınırları herkes açısından zorlamak gerektiğine inanıyorum. Onun için bazı bölümler açısından kullandığım dil okura sert gelebilir.

Covid 19 salgını sizi nasıl etkiledi?

Covid 19 salgını kişisel olarak beni doğrudan etkiledi diyemem. Hatta bu konu ilk gündeme geldiğinde işin bu boyutlara geleceğini tahmin etmiştim ve bunu bir çok arkadaşımla da paylaştım. Bu konuyla ilgili farklı bir açıdan bakıyorum. Fakat dolaylı olarak elbette ki etkilenmemek mümkün değil. Sosyal ve toplumsal hayat yeniden şekilleniyor ve ister istemez ona göre davranmak durumundasınız. Diğer taraftan sağlık durumunuz tehdit altında haliyle. Ben annemle yaşıyorum, annem 80 yaşında ve onun sağlığını dikkate alarak hareket etmek durumundayım. Yani bir yönüyle herkes gibi biz de etkileniyoruz. Ama özel bir kaygı taşımıyorum. Ne var ki biliyorsunuz kitap fuarları olurdu, olacak mı bir daha, bakalım zaman ne gösterecek.

Yeni çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Yeni çalışmalarım konusunda, yukarıda kısmen değindiğim Hür Mektep öykü çalışması devam edecek. Bunun yanında  Çocuk Eğitimi üzerine çalışmam var. Uygun bir zamanda yazmaya başlamayı umuyorum. Bu arada şunu da belirtmeliyim, ekonomik koşullar nedeniyle inşaat malzemeleri satan bir şirkette işçi olarak çalışıyorum. İki yıl önce SGK dan emekli oldum ama biliyorsunuz hayat koşullarını. Bu nedenle yazma konusunda uygun zamanı bulmakta zorlandığım anlar olmuyor değil. Şu an bulunduğumuz yerden taşınma durumumuz var öyle olunca bazı şeyler değişecek diye umuyorum. Konudan konuya atlamış gibi olduk gerçi ama diğer bir çalışmam özlü sözlerle ilgili bir derleme olacak. Felsefe, insan ilişkileri üzerine tasarılarım var. Tabii ki değişen durumlara göre yeni konularda gündeme gelebilir. Atlamadan, gençlik sorunları da var gündemimde. Bu söyleşi için öncelikle emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum. Okurlara özgürlük ve mutluluk dileklerimi iletiyorum. İçten sevgilerimle.

Cihat Dündar

İZDİHAM

İzdiham'ın 47. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Büyük bir heyecanla beklediğimiz yeni sayıda ”Yaşar Ercan, Gündüz Vassaf, Gökhan Özcan, Yankı Yazgan, Ali Ayçil, Elif Aşiran, Dilek Kartal, Bülent Parlak, Turan Karataş, Seda Nur Bilici, Ahmet Aslan, Sulhi Ceylan, Sümeyye Dursun, Rümeysa Kocaman, Abdullah Harmancı, Hüseyin Hakan, Cüneyt Gönen, Yasin Kara, Ahmet Enis Gürcan, Akın Akaoy, Onur Bayrak, Bekir Şamil Potur, Enes Aras, Mustafa Toprak, Faruk Sarıkavak, Tuğba Karademir, Halil Ecer, Vedat Milör” gibi isimlerin metinlerine yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın