Andrey Platonov’un Mektuplarından Alıntılar

Burada kırılana kadar eğilip bükülmem gerek, hasta olana kadar, katlanacağım elbet her şeye.

· Yol almak çile doldurmak gibi, vagon havasız, içim size duyduğum özlemle yanıyor, mum gibi.

· Buralarda çok içmek ayıp sayılıyor, öyle güzel şeyler yemekte, çünkü ülke bir kum yığını, fakir, ucundan kenarından da olsa insanların hakkını yemek vicdansızca ( Akşabat)

· İyi bakın birbirinize, bağırıp çağırmayın, sanki ikinizin de büyük bir acısı varmış gibi sükunetle yaşayın.

· Çok canım sıkılıyor benim. Moskova göze büyük görünüyor ama içinde sevdiğin olmadığında bir o kadarda boş aslında.

· Hal ve hareketlerin sürekli şaşkınlığa düşürdü beni. Sanki kalbinin derinliklerinde bir yerde bana ikiyüzlülük ediyormuşsun gibi. Hepsi çok garip. Kucağımda bir sürü kaygı ve uğraşla nasıl bir vaziyette kalakaldığımı biliyorsun. Senden istediğim hiç olmazsa bir kartpostal. Haber alamayınca kötü hissediyorum kendimi, bildiğin gibi ben kimseyi kendimden haber almamakla cezalandırmıyorum.

· Yazınca biraz rahatladım, sanki yanı başımda seninle konuşmuşum gibi geldi. Sen neden buna ihtiyaç duymuyorsun ki?

· Eğer bilseydim bu kadar özleyeceğim, bu kadar acı çekeceğimi, gitmene izin vermezdim. Nefes alamıyorum sensiz.

· Benimki gibi bir kalple yaşamak mucize gibi bir şey.

· Sabahları terden sırılsıklam uyanıyorum, içimde açan tüm gülleri sabaha karşı bir ineğin yediğini hissediyorum, hastalanıyorum.

· Zayıflığımı mazur gör.

· Göğsümde keskin bir acı var, bu meret sanki parçalara ayırıyor beni, kimse yola getiremiyor bu acıyı.

· Seni sevdim ve kanımla canımla sevmeye devam ediyorum, sen benim sadece sevdiğim değil, benim kutsiyet addettiğim, gerçekte nasıl olursan ol tertemiz gördüğüm birisin.

· Elinden geldiğince anla beni. aşk istediği her şeyin içini dolduruyor, diğer taraftan hiçbir şey için de pişman olmuyor, hiçbir şeye de acımıyor

· Yine aldım kalemi elime, bunları yazıyorum, sayfaları öpüyorum ve yeni zulümlerini alışmaya çalışıyorum.

· Mutlak bir yalnızlık içinde oturmak acı veriyor.

· Şimdi yorgunum.

· Cephede çok cesur insanlarla karşılaştım ne müzik dinleyebildikleri vardı, ne de karşılarına çıkan bir çiçek, ağlıyorlardı.

· Birbirimiz için yaşayacağız.

· Tüm gün oturdum, insanlar kutsal bir görevi yerine getirir gibi beni ziyaret ediyorlar.

· Buradaki hayat bambaşka. Ruhumla sünger gibi içime çekiyorum bu hayatı, tek üzüntüm ruhumun yaşlı ve hasta oluşu.

· Sen yalnızlıkla nasıl başa çıkıyorsun?

· Dayan bir tanem ben de dayanmaya çalışıyorum.

· Yüreğim de buna yeter, acım da.

· Zaman geçti elbette, ancak acı geçmiyor.

· Ruhumda geçmek bilmeyen kapkara bir keder var.

· Hastanede yatsam da hala senin babanım.

· Ve sonunda, aşk—bizi akıllı, güçlü, garip ve muhteşem yaratıklar a dönüştüren açık yarası kalbimizin.

· Kendi ruhumla ve eski, acı veren düşüncelerle baş başa kaldığımda kendim oluyorum.

Andrey Platonov

İZDİHAM

İzdiham'ın 47. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Büyük bir heyecanla beklediğimiz yeni sayıda ”Yaşar Ercan, Gündüz Vassaf, Gökhan Özcan, Yankı Yazgan, Ali Ayçil, Elif Aşiran, Dilek Kartal, Bülent Parlak, Turan Karataş, Seda Nur Bilici, Ahmet Aslan, Sulhi Ceylan, Sümeyye Dursun, Rümeysa Kocaman, Abdullah Harmancı, Hüseyin Hakan, Cüneyt Gönen, Yasin Kara, Ahmet Enis Gürcan, Akın Akaoy, Onur Bayrak, Bekir Şamil Potur, Enes Aras, Mustafa Toprak, Faruk Sarıkavak, Tuğba Karademir, Halil Ecer, Vedat Milör” gibi isimlerin metinlerine yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın