Şekspır’dan Hamlet

” Dünya çığırından çıkmış. Ah kör talih, onu düzene sokmak için ne yazık ki ben doğmuşum.”
” Ben ‘gözükmek’ nedir bilmem. Ne sade kuzguni pelerinim anneciğim, ne yaslıların giymesi adet olmuş karalar, ne tıkanan göğüsten kopan hıçkırıklar; hayır, ne gözden durmadan akan yaşlar, ne yüzündeki bezgin ifade, ne de ıstırabın bütün şekilleri, hal ve görünüşleri beni gerçekten anlatabilir. Sahiden bunlar ‘gözükür’ , bunlar taklide elverişli hareketlerdir. Ama benim içimde gösterişi aşan bir şey var.”
” Ne yakınmış hısımlığımız, hasımken aynı zamanda!”
” Keşke şu taş gibi beden tozoluverse şu an,
 Eriyip veya bir çiğ tanesine dönüşüverse
 Keşke kendi canına kastı Kadir-i Mutlak
 Nehyetmemiş olsaydı böyle! Ya Rabbim
 Nasıl da tatsız, boş ve yavan, nasıl da nafile
 Gözümde, indimde şimdi dünyanın dünyalığı!”
” Cenazeye hazırlana kızartmalar soğumuşsa da yetişti düğün sofrasına
 O günü görmekle Horatio, şeytanı cennette gördüm
 Keşke mahşer gününü görseydim dünya gözüyle!”
” – Çılgınlığa çılgınlık ya, bir usulü de var kendine göre.. İçeri daha kapalı bir yere geçmek ister miydiniz Lordum?”
  – Mezarıma mı?
  – Sahi, orası tam kapalı bir yer! Nasıl da oturaklı cevaplar veriyor bazen! Cinnetin öyle bir mertebesi var ki, ne sağduyu ne de sağlık erişebilir o mertebe bir saadete!”
” Madem gemi azıya aldı mıydı şaha kalkmış azgınlık,
  Kutupta buzullar bile alev alıyor buz gibi,
  Akıl godoşluk ediyor şehvete,
  Bundan böyle ardan, namustan dem vurmasın kimse!”
” Hah- hah- ha, anladınız mı şimdi beni nasıl hiçe saydığınızı! Buldunuz benim gibi bir sazı, anahtarlarını açıp kapayacak, bam telimi bulacak, sonra da en basından en tizine kadar beni öttüreceksiniz değil mi? Oysa ne cins sesler, ezgiler var şuncacık alette saklı,siz onu bile dile getirmekten acizsiniz. Aklınıza şaşayım sizin. Benim ağzımdan laf çalmak kaval çalmaktan daha kolay mı sandınız? Beyler adı lazım değil, bu sazı istediğiniz kadar kurcalayın dünyada çalamazsınız.”
” Demek bir saman çöpü, bir incir çekirdeği uğruna
  İki bin can üstüne de çil altın yirmi bin duka ha!
  Bu, kese şişkinliğinden ve rahat batmasından ouşan
  Bir cins apsedir ki, içtendir patlaması ve hastanın neden öldüğü belli olmaz dışarıdan..
  Bilgi için teşekkürler..”
” – Sen nasılsın Leartes?
  – Kendi kendini kakan bir ağaçkakandan hallice. Hak yerini buldu, kendi hıyanetime kurban gidiyorum.”
Hamlet’ten bir bölüm
İZDİHAM
“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın