O Mısralar Var Ya

http://www.izdiham.com/uploads/yazi/lB8Vi6xEfZ.jpg

 

 

Her şeyden ve bir şeyden habersiz geldi 
Kıyı kentlerinden, ışıl ışıl köpüktendi 
Dedi kahkaha matemi delip geçer mi 
Sana elma soyayım buz buzu çözer mi 
Gök dediğin soyunmuş bir yarısı dünyanın
Dar yolları yar ben suları salıvereyim mi 
Sana yağmur değmemiş iki kiraz vereyim mi 
Getirsin gece bir tavşanın gözlerini
Hiç kırlangıç görmemiş bahçeyi gezdireyim mi 
Sesli harflerin cennetiyim sen keklik dedin mi 
Dedi doldur, seni tekrar göreyim mi 
 
 
Cevdet Karal
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Kim ki dağı bildi unutmuştur kendi kendini
Bir hace sofrasından yayılınca silsile
Çocuklar büyümüştür masal gülleri 
                                              solmuştur
Tarih şu bizim tarihimiz
Evvel zaman olmuştur ahir zamanda
 
 
Seyfettin Ünlü
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Miladı ilk yaratışla başlatan bakışların var
Ne Meryem mahzunluğundan ne İsa kırgınlığından
 
Yazanın kıyılarında inersin derinliğine
Ve yangınlar seyredersin yazının kıvrımlarından
 
 
Mehmet Aycı
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
O kadar yalnızdım ki o yıllarda
Sesim bile yankılanmazdı
Kendi sesimi bile duymazdım o yıllarda
 
“İyi olacak” demezdim kimseye
“İyi olacak” duymazdım hiç kimseden
Oysa yankılansaydı bir ses
“İyi olacak” cak cak cak
 
 
Suavi Kemal Yazgıç
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Bıraksan ışığını avlulara 
Yağmur benizli bir söz ulanır evimize 
Bıraksan çoğaltabilirim sonsuz olanı gözlerimle 
Kalbindeki nefhayı yağmalayabilirim korkmadan
 
 
Gökhan Serter
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Yol verdiğim evhamlarmış aslında
Yol boyunca gördüğüm
Vazgeçtiklerine rastlamak gibi 
Yabancı
Tüm çöplerin aynı kokması gibi 
Anlamsız
 
Hep mi buhran şimdi dünya
Hep mi kördüğüm…
 
 
Ahmet Cora
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Bu hüzzam teknesinde yoğur kendini
Bak bu senin gamzen bu senin sesin
Bu da bana kalan yalnız selvi gölgesi
 
 
Özcan Ünlü
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Hayat unutuyor bazen yorgunluk oluyor her şeyin adı
Avuç içlerimden yol yapıyorum kendime
Önümde kocaman bir bulut, dökülecek az sonra
Yapraklar dökülecek tiryakisi olacağız güzün
Herkese bir renk kalacak, öylece başlayacak bir gün
 
 
Mustafa Uçurum
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Gülersin 
Bilirim cennet gülersin
Ölümlü bir düşüşle düşmenin sırası değil
 
 
Raşit Ulaş
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Nadir görülen seyri yayılır gözlerine sabahları cennetin 
Mutluyum çünkü müjdelendim zira aşkın mertebemdir.
 
 
Metin Tonbul
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Aşkın alkışlar yağmuruyla orkestra susuyor 
Balerinler bir sigara yakıyor hemen sahne arkasında
 
 
Berat Bıyıklı
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Yolu hiç uzak değil düşümdeki yerlerin
Umudumu ve kendimi kaybettiğimden beri
 
 
Cihan Taşan
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Kopuyor  parmaklarım kundağın kan
Sustu ninni  ağzımı dikti o kara iplik 
Hangi duayı sürsem gözlerime yaş
Oysa pembe kurdeleler saçların papatya inceliği
 
 
Sümeyye Şeker
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Belki gelirsin, bir çay bahçesinde sevginin resmî dili olur susuşumuz
Ben sana gökyüzü olurum açık, sen bana serçe ürkek, ahşap bir masada
Belki gelirsin, güneş de çıka gelir naftalin kokusu üzerinde bir yerlerden
Sıcak iki dilim ekmek gibi küçük ellerini banarsın yüreğimin dumanına
 
 
Erdem Arslan
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
işte orda duruyorsun
sanki ben yokum 
nerde değilsem ordasın
bir bir kesip bölsek o anları
ne faydası var yok ki faydası ben neyim
gülünç durumlar yok mu ah
kendimizi yalnızlığa alıştırdığımız akışlarımız
kaybetme korkusu tedirginlik ve sonsuz kez yaratılış
varlığım bir sonrakine armağan
seni kaybedince yitirdiğim şey sadece sen değilsin
mesela zalime küfretme gücüm kalmadı
halbuki zalime küfretme gücünü insan bununla değil
caminin yanında gördüğü fast food restorantıyla kaybeder
 
 
Muhammed Cemal Ünal
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
heybende mayınlar sınırı geçince sen
hep ikindiyi müteakiben kuşun kanadını kırkikindiler
yağmalarken toprak kokusunu kahrolacağız babaanne
içimiz içimize dönecek 
tarhanayı kim ıslatacak
biraz vakit geçecek 
çamın bala kardığı bir aralık ki arefe olur
öyledir ki bayramlarda muhakkak yağmur yağar
ağzımız kulaklarımızı yırtacak
hava kış kar kıyamet aczin matlubuna meyyal 
tek bir es tek bir nefes ve tek bir virgül kullanmadan
dolduracağım arasat manzumelerini pencerene
 
fihrist / sağlık skandalı / bibliyografya / tansiyoncu coss / iğneci nermin
 
büyük on üç küçük sekiz babaanne
orta dünya mordor theme
 
herkes yerli yerinde
 
 
Bahadır Dadak
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Sesi insanın boğazında sertleşiyor kaldıkça
Anladım ve öyle inatçı bakıyor ki gözlerin
Göğün böyle ısrarına mavi denir türkçede 
 
 
Fatih Kınalı
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Sen şimdi tutup pek çok ölüye selam vereceksin
Yeni bir dizeye hicret etmek, diyeceğiz
Bir yenilikten her dem utanarak
Eski bir geliş olarak sen yine gelsen
Sen çıksan diyorum
Sen gelsen, boynun,
Susulacak ne çok şey var
 
 
Melike Kılıç
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
 
Zaman mı konuşur
Yoksa ben akıp gider miyim
Bir bilen çıkıp başımı döndürmeli
Yaşamak bugün
Usanç tüküren bir makineyse
Bütün çarklara pas çalmanın
Vaktine erdik demektir.
 
 
Cemil Tunç
(Yedi İklim, Temmuz 2014)
 
 
Hazırlayan: Fatma Şengil Süzer
İZDİHAM
 
 
 
 
 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın