Varoluşsal Sancılarınız ve Sizlere Şiirsel Seslenişle Ulaşan Felsefik Bir Yapıt: Hani.

Oruç Aruoba’nın, Mitos yayınları tarafından 1993 yılında ilk kez basılan Hani’si Metis Felsefe koleksiyonu ile Mart 1999’da dördüncü kez basılarak yeniden yayımlanmıştır. Kitabı oluşturan metinler farklı tarih ve mekanlarda yazılarak derlenmiştir. Hani Kitap İncelemesi yazımıza geçelim dostlar!

Kitap üç ana bölümden oluşmaktadır:

Ş/imdi

Hani

Hayal ile Gerçek ve Şiir ile Felsefe üzerine dağınık notlar

Yokluğun kıyısında duruyoruz

Sönük gözlerimiz, yanık ellerimiz

Hiçliğin düşünü kuruyoruz

Serin sözlerimiz, gergin tellerimizle.

Oruç Aruoba

Kitap boyunca arayış ve gerçeğe varmak, gerçekliğin iki bütünü halinde yer almaktadır. Birinci bölümde şiirsel düzlem üzerinden serbest nazım şeklinde verilen olgu; Görmektir. İkinci düzlemde maddeler üzerinden verilen felsefik yaklaşım ise; Baktığının gerçek yanını görmektir.

Aruoba, yokluk ve varlık; hayal ve hakikat arasında kalan yaşam döngüsünün temelinde yer alan şiirin ve felsefenin hiçi var edişini, insanın gerçekliği nasıl var edeceğini anlattığı bölümlerde “Ekmek ve Şarap” kısımları ile Almanca’dan çeviriler ekleyerek ön deyişler vermiştir.

Aradığı fakat bulamadığı bir gerçekliğin oluşturduğu hayal algısını anlatarak başlayan anlam bütünlüğü, gelmek ve varmak arasında oluşan boşluğu doldurarak devam etmektedir.

İkinci bölüm olan Hani: Kırk beş madde halinde derlenmiştir. Oysa ve belkiler üzerine yazılan algı ve bütünlük tamamlanmanın ve tam olmanın şifrelenmiş halidir.

O senden ne istiyorsa, sen de ondan onu isteyeceksin – sen ondan ne istiyorsan, o da senden onu isteyecek

o, sen, işte

Oruç Aruoba

Hani Kitap İncelemesi – Hissel Dönüşümü

Hani, yaşamak üzerine eksiltilmiş cümlelerin tamlamalarıyla yüzleşme yaşatan kitaptır. Hayatın girintili çıkıntılı yaşlarında, bu kitapla daha önce karşılaşsak böyle olmazdı demeyi garanti edişiyle de bir kitaptan ileri ayna niteliği güder.

Hani, hayatın anlamını bulduğunuza emin olduğunuz çağların, rengi solmuş gözlüğü niteliğinde olduğu için; hayatın asıl anlamı ”senin için ne ifade ediyor’u” yansıtmaktan geri durmayacaktır. Nereden bakılması gerektiğini bildiğiniz sürece; kaybolduğunuzu hissettiğinizde, kaç adım sonra düşeceğinizi hatta kaç adım sonra düzlüğe nasıl çıkacağınızı vermekten geri duramayacaktır.

Aruoba, zaman zaman kullandığı yazı biçimleriyle anlam karmaşası yaratsa da kitap üzerinden vermek istediği; hayallerin, insanlardan uzak, kendi kendine kalmış bırakılmış hayatın gerçekler üzerine asıl gerçekliğinden sapmasının sizi var olana ulaştıracak olmasıdır. Her şeyi öğrendim; şaşırtamaz beni bir şey derken, aynayı sadece kim olmak istediğinize çeviren Aruoba, hakikatin var olandan ayrı salt bağlamlarla gizli oluşunu anlatır. Sık sık sayfalar arasında, bu kitabı birkaç ay önce elime almış olsaydım eminim bu kadar sarsılmayacaktımlar dönüp duracak kafanızda. Bilinmezliklerin gebe olduğu yaşam döngüsünün anlamını bilgi olarak gördükten sonra, bilinmezlik içinde bir şeyler öğrenildiğini ve öğrenilenin yine bilinmezlik olduğunu ele verir Aruoba. Yol, her dinlenme boşluğunda yola yeni bir yol daha açar algısı ise; yolun hayatın kendisi olduğunu ısrarla tekrar edişidir. Bilinmezlikler yolu, yol yaşamı doğurur. Hani, en kayıp zamanlarınızda hissettiğinizde sizi hiç tanımayan ama aynı sancılarla mücadele etmiş biri olarak çıkageldiğinde, tökezlense de yolun devamının siz olduğunu anlatacaktır.

Livanur Ünüvar/ birparcatuhaftik.com
“İZDİHAM

İzdiham'ın 47. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.

Büyük bir heyecanla beklediğimiz yeni sayıda ”Yaşar Ercan, Gündüz Vassaf, Gökhan Özcan, Yankı Yazgan, Ali Ayçil, Elif Aşiran, Dilek Kartal, Bülent Parlak, Turan Karataş, Seda Nur Bilici, Ahmet Aslan, Sulhi Ceylan, Sümeyye Dursun, Rümeysa Kocaman, Abdullah Harmancı, Hüseyin Hakan, Cüneyt Gönen, Yasin Kara, Ahmet Enis Gürcan, Akın Akaoy, Onur Bayrak, Bekir Şamil Potur, Enes Aras, Mustafa Toprak, Faruk Sarıkavak, Tuğba Karademir, Halil Ecer, Vedat Milör” gibi isimlerin metinlerine yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın