Sabahattin Ali, Öyle Günler Gördüm Ki
Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu, Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp, Hayaller alev alev beynimi yakar […]
Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu, Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp, Hayaller alev alev beynimi yakar […]
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı Kırlara yayılan ilkbahar gibi Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı Göğsümün içinde ateş var gibi Bazı nur içinde, bazı sisteyim […]
-Ben ikide birde böyle oluyorum, bazan bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret […]
Döndüm daldan kopan kuru yaprağa Seher yeli dağıt beni, kır beni Götür tozlarımı burdan uzağa Yârin çıplak ayağına sür beni Ayın şavkı vurur sazım üstüne […]
Aşk seni harab etmez mi? Takatını tüketmez mi? Sendeki ateş bitmez mi? Yetmez mi gönül, yetmez mi? Aşkına yoktur enzade, Aklını aldı o taze, Aleme […]
Kendilerine doğru yol gösterilmiş olan halife ve imamlardan birçoğu aşık olmuşlardır. Onlardan bizim Endülüs’te yaşamış olan Abdurrahman bin Muaviye “Da’ca” ya aşık olmuştur. Ayrıca, el […]
Dürüstlük erdemleri ile hiçbir şekilde bağdaşmayan tutum ve uygulamaları sıralamak çok daha kolaydır. Şu gibi durumlarda bu erdemlerin varlığından söz edemeyiz: İnsan nasıl biri olduğunu […]
Bu akşam ölebilirim, rüzgar, güneş, sağanak, Kalbimi, kemiklerimi etti mi tarumar, Her şey bitti demektir; ne rüya, ne uyanmak! Aralarında olamayacağım yıldızlar? Şu uzak dünyaların […]
seninle sınırları kuşatılmış ülkelere gidelim bağdaş kuralım savaş artığı günlerin ortasına dizlerimde dinlenirken yorgun ağrıların eteklerimde rüzgârlansın şiirin gözümün gördüğü gök, yüzün olsun halep’ten başlayıp […]
Karanlıkta, Seninle aynı hizada, Adımlıyorlar. Yüzlerinde gülücükler. Birbirini arıyor omuzları. Oysa sen üçüncüsün, Gereksizsin. O kadar. Buruk bir kıskançlıkla izliyorsun onları. Yan yanasın onlarla. Dudakların […]
Huda ağıdı yakan Doğu insanları Anladığınız acılara katlanabilirseniz kalın , sokak gibi anlamsız bir yanına yaşamın ağlamaya bilenirseniz gidin , rüya hafızlar rüya , bilgeliğe […]
Halil Kurbetoğlu, Fatma Barbarosoğlu’nun Hayat Teselli Olmaktır kitabını değerlendirdi Teselli Bulduklarıyla Yaşayanlar “Mesleğe otuz yılını vermiş bir hırsız”, canlı yayına bağlanan “emekli hava korsanı”, “çırpını […]
benim parmaklarım, yüzümün devamıdır ellerimse Tanrı’nın varlığına delil hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç yaşamamış gibi ölürüz bize ihanet edenlerden, ölerek intikam alırız ben ki her […]
Plazaların arasından geliyorum Kravatlı merkeplerin, arşa değen gökdelenlerin arasından Dünya arzusuyla sarmalanmış ruhumu kurtarmaktan geliyorum Şeytanı taşlamaktan Dilinizi biliyorum Demokrasiye, anayasaya, insan haklarına inandığınızı Gitmediğiniz […]
İhanetten bir alıntı sağlığınla gelirsin (gelirsen) Unutmabeni çiçekleriyle yaralarımı süslersin Utanılası bir şeydir katıksız pembeliğin Bu yüzden kitaplardan yalnızca ıslık çalmasını öğrenebilirsin Tüm iyiliğin filmlerin […]
ben yine buralardayım, siz burdasınız, ötekiler burda ötekiler çorap, kitap, nişan yüzüğü, gözlük kullananlar sevimli kafası çalışan iyi insanlar benim açlığımla beslenen hava durumuna göre […]
1- Göçebelik konusu felsefeden ya da filozoftan sıyrılıp “şiir” ya da “şair”e ulaşmayı çok az başarabilmiştir. Oysa iyi incelendiğinde Göçebelik kavramına filozof ya da felsefeden çok […]
16 Nisan 1916’da İstanbul’da doğan, 13 Aralık 1979’da yine İstanbul’da ölen Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önde gelen adlarından Behçet Necatigil, radyo oyunu, deneme, eleştiri, sadeleştirme […]
Zeliha Yurdaer, yeniden sinema yazılarına başladı. Uzun bir süredir hasta olan Zeliha Yurdaer iyileşir iyileşmez kalemi aldı yine eline. Reha Erdem sinemasına değindi. […]
daha fazla beklenemez aşırıya kaçmak için patilerin gürültüsünden ibarettir kediler; çünkü… çiçeğimizi ve pastamızı alıp müsaitseniz biraz … öldürülmeye, bu akşam size… ya da […]
Hiçbir ses yakalayamaz beni Dağlarda küskün, küçük Bir ot parçasının yankısından başka.Hiçbir ses yakalayamaz beni Nar ağaçlarının çıngıraklarından başka Duyuyorum burukluğumun tadını Kendimden uzaklığımın da […]
Kocaman bir avlunun ortasında durdu durdu İçindeki bomboş avluya bakarak Gökyüzünden arada bir oraya Ölü bir kuş ya düşüyor ya düşmüyordu. Görseydi içinin olmadığını Çekip […]
geçitte can veren otostopçular nihayetin akşamında salınıp durur med vakti şimdi evli adam evine köylü köyüne ya da cehennemin dibine demek kadar asabi değilim üstelik […]
Bir de küt bir ağaç vardı önünde unutkan bir dut ağacı Bayılmıştım açlıktan lokantada, cezayir miydi fas mı Üç günde bir akıyordu o zaman sular […]
Şairi Öldüren Rejim Kardeşimiz, değerli şair, saygıdeğer kişilik sahibi Cahit Zarifoğlu dünyamızdan ayrıldı. Ölümler üzerine yazı yazmak alışılagelen bir durum. Bu durumun biraz sahte, biraz […]
Mutluyduk İşte, Yaşıyorduk Bilmiyorduk, duymamıştık, habersizdik Mutluyduk işte, yaşıyorduk. Aydınlanmamış aydınlardık her birimiz, Maviydi gökyüzü, bulutlar beyaz Kar yenilebilir her daim, yağmur suyu içilebilirdi pekâlâ […]
“Bir insan ne zaman ölür?” sorusuna Romalılar, eski bir taş yazıtta şöyle yanıt vermişler: “Onu en son anan insan öldüğü zaman”. Bu yazıda isimlerini yâd […]
1980 başlarında bir yaz akşamı, Füsun Akatlı, Nimet Tuna ve Tomris Uyar, o dönemin gözde uğrağı Şadırvan’da buluşmuş, denizin tadını çıkarıyorlar. Konu bir ara aşka, […]
1. Nazım Hikmet – Bir Ayrılış Hikayesi – Şükûfe Nihal Başar (1896 – 1973) Şükûfe Nihal, Türkiye’nin hızla değiştiği yıllarda şiir, öykü, roman kaleme almış […]
İlk şiir kitabımı, buradan çok uzakta yaşayan, daha doğrusu yazılan bir roman kahramanına adamıştım. Çocukluktan yeni çıkmış, yetişkinlerin dünyasının giriş kapısında dönsem mi, ilerlesem mi […]
Bir eylül günüydü. Aynada gördüğüm o sapsarı benzi, çökmüş gözleri ve buza kesen donuk simayı hiç unutmuyorum. Ona bakıp; “Sen gerçekten ben misin?” diye sormuştum. […]
Düşünce dünyamızda derinlikli çalışmalar ile iz bırakma ve yol açma çabasıyla hareket eden Notlar dergisi 4. sayısı ile birinci yılını doldurdu. Derginin sunuş yazısında değerler […]
Bakkal kokusu sinmiş marketlere Ey hatıra Sadakte Ben önde koştururdum Babam ağır ağır Vakit uçarı gider Hatıra arkadan gelir Lezzetini bulur Hafızada bekletilmiş zaman Daha […]
Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar’dan Bilge’ye Mektup Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir […]
Taksim’de dünyayı kurtaran insan modelleri Taksim deyince akla İstiklal Caddesi gelir. Biz de İstiklal Caddesi’nde dünyayı kurtarmaya talip kişileri gruplandırdık. Umarız, beğenmezsiniz ama maalesef böyle […]
Yoğun geçen bir kırk dakikadan sonra öğrencilerimin sorularından sıyrılarak kendimi öğretmenler odasına attım. Nefes almam gerekiyordu benim de. Çayımı alıp koltuğa yerleştiğimde bir ses dikkatimi […]
İzafi Dergisi’nin 4. Sayısında “Kitap Neden Çalınır?” dosyası hazırlandı. Dosyada insan ile kitap arasındaki bu ilişkinin tüm boyutları ele alındı. Günümüz ekonomik sistemine de […]
Ay Vakti dergisi sanki uzun bir maraton koşucusu gibi. Yıllardır koşusuna devam ediyor. Derginin kıstası belli. Ne şan ne de şöhret peşinde. Ay Vakti gündemlerin […]
14 Şubat, kimine göre kapitalizmin kasalarını doldurmak için uydurduğu para bayramı, kimine göre hengâmeli hayatın birbirimizden uzaklaştırdığı boşluğu sevgi sözcükleriyle doldurmak ve sevdiğimizi mutlu etmek […]
Panoptikon Fanzin’in ikinci sayısı çıktı Panoptikon, şiir üzerine düşünce üretmeye devam ediyor. Emrah Yolcu, “Şiir Geldi Word’e Dayandı” yazısıyla Panoptikon Ya Da Şiirin Gizli İktidarında […]