Gökhan Tosun, Uykusuzluk Sanatı

“Öyle kolay bir sanat değildir uyumak: onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.” demiş ya Nietzsche, belki de yanıldığı tek noktaydı. Asıl zor olan uyumamak. En azından herkesin uyuduğu saatlerde uyumamak.

Çocukluk süresince durmaksızın “Sen daha uyumadın mı?” diyen ebevenylerin yerini “Uyusana ya!” diyen arkadaşlar alıyor. Hem de kendilerince makul sebepleri de var. Tabi uyumama sebep değil.

Şöyle Facebook’a bakayım bi’, belki uyumamış hatun vardır diyorsun ama ne mümkün? Yaşlı akrabaların ülke kurtardığı saatler, üstelik Duffy Duck resminin yanına tüm Türkçe kurallarını ihlâl eden paylaşımlarla. Yine de uyumama yetmiyor.

En iyisi dizi izlemek umuduyla heyecanlanıyorsun ama hobaaa, o dizinin yeni sezonuna en az 1 yıl var. Yerli dizilerin uzunluğundan şikayet edeceğimize, yabancı diziler çok kısa diye kampanya düzenlemeliyiz bence. Film de istemiyor canım. Uyusam mı? Yok yok hâlâ uyuyasım yok.

Aslında çay demleyip televizyon karşısına kurulabilirim. Ama çay da tek başına içilmez ki ya… Çay demlemeden mi televizyon karşısına kurulsam? Yok ya, çay olmadan çekilecek dert değil. Çaysızlık uyumaya ikna ediyor biraz ama başarısız tabi.

En iyisi hikaye yazıp sonunda da Emel’i öldürmek. Annem bile arayıp “oğlum kim bu Emel?” demeye başladı. Hakiketen kim bu Emel? Neden habire öldürüp duruyorum ben bu kadını? “Hayatıma girmiş Emel adında biri var mı?” düşüncesiyle bir kaç saat oyalanıyorum. Hâlâ tık yok uykudan…

En iyisi İzdiham’a girmek. Yazıları okuyacağımdan değil de, hatalarını farkedip bana da ödül vermişlerdir diye bakınmaya. Hayır anlamıyorum “En iyi çıkış yapan erkek” diye kategori neden açmazsınız ki? Sanırım beni sevmiyorlar. Olsun, “Kaan’ın uzun yazılarına bakınayım uykum gelir” diyorum. (GELEMEDİ)

Aslında uyumak istemiyorum. Uyku en çaresiz anımız değil mi? Bir nevi ölüyorsun, öyleyse geceleri neden öleyim ki? Gündüzün hayrındansa gecenin şerrine sığınmak istiyorum ben. Sahi ilk insan uyuyup uyandığında ne hissetmişti ki? Ben bunu düşünerek uykuya dalayım. Siz de uyuyun zaar, n’apacaksınız bu saatte? Gece uyumazsanız çocuğunuz olmaz. Yok ya o taşa oturunca olmuyordu.

Umarım Emel taşa oturur, çocuğu olmaz, bunalıma girer, intihar eder ve ölür.

 

 

Gökhan Tosun

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın