Abdüssamed Bilgili, İç Derin Bir Sıkıntı
mutluluk orada bir yerde miydi ben mi görmedim gündüz sefasının bir adı da kahkaha çiçeği kahvenin telvesinde ev özlemi kalırmış ne oluyorsa perdeler kapandıktan sonra […]
mutluluk orada bir yerde miydi ben mi görmedim gündüz sefasının bir adı da kahkaha çiçeği kahvenin telvesinde ev özlemi kalırmış ne oluyorsa perdeler kapandıktan sonra […]
gün biterken yanaklarında gölgeler soğur biraz sonra bilemem hangi sevgiyi kovar kokusu yorgunluğun içindeki yağı akıtır ahşap bir kapı alnımızda aldanış ömrün ırmaklarından yavaş yavaş […]
Pusula ben doğduğumda çocukları delirmesin diye anneler hasan dağıttılar o kadar çok baktım ki uzağa öldüğüme inanmadılar bir gün dünyanın sonunda oturdum aklım bir kuş […]
Omuzlarında intihar etmiş mor elbisen Acını çoğaltır da durur gövdeme doğru Sen; iki kızın ve bir oğlun göğsünde Tel örgülere astın iç edilen insanlığımızı Kameralar […]
1. Cüsseli babalar büyük soğuklar getirir dar kapılardan Sakallarıyla ısıtıp öyle yedirir evlatlarına Çoğalan adımlarıyla kapılarda beliren kadınlar Aniden doğurur, hızlıca büyütür, anne olur Yaklaşınca […]
kimi sevsem sensin / hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarım bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin […]
her gün, göğneğime kan bağlamış çaputlar sarıp, bir dizeye ahmet erhan’ca; “biz bu yaşamın neresinde yanıldık” diye diye. sendeleyen tayların ilk adımlarında gidip geldim, sana […]
Sevgili Anneciğim Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda Kocaman bir dağ lalesi gibi Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran. Şimdi mucizevi bir yerdeyim […]
Yoruldum yaşamaktan yurdumda, İçimde engin kırlara açılma özlemi, Bırakıp gideceğim kulübemi, Çekip gideceğim hırsız ve hayta. Kendime bir barınak arayarak Gideceğim günün ak pürçeklerinde. Ve […]
Yükseklikle ölümü, Korkuyla cesareti, Şehvetle masumiyeti hisset. Diyalektiği gör, Hegel abiyi an Ve beni lütfen anla. Acı çekmek sürgünlere müptela yüreğimin yazgısı. Hep olmayacak kişilerin […]
çöküşle başlıyorum güne, yükselen borsaya inat Bismillah deyip şeytanıma gülümserken aklım; yüz yıldır yıkılıp inşa olan hayretime takılıyor kimse bilmez her uçurumdan adını söyleyerek düştüğümü […]
Ben geldim geleli açmadı gökler Ya ben bulutları anlamıyorum Ya bulutlar benden bir şey bekler Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum Ben geldim geleli açmadı […]
Karışır kıpkızıl acılarla çocuğun alnı Daha cıvıl cıvılken düş arıları yüzünde bozbulanık Yatağına yaklaşır alımlı ablaları Zarif parmaklarıyla tırnakları gümüşten Oturturlar çocuğu pencere kıyısına Geniş […]
Nazım Hikmet, Doğum Anası bir oğlancık doğurdu bana; kaşsız, sarı bir oğlan, masmavi kundağında yatan bir nur topu, üç kilo ağırlığında. Benim oğlan dünyaya geldiği […]
yaşamaz diye bırakılıyor çocuk evin ucuna bütün üzüntüm bundandır belki kanatsız topraksız ve ayinsiz cenaze bundandır belki bundan değil diyorum sonra güneşten değil beklemekten değil […]
Kısacıktı karşı yolculuklarımız kara ve deniz üzerinde- Şafağın bodrumuna inerken sen, Hançerin ivmesiyle yükselirdim dul pencerelere. Azıcıktı köpük boz denizde ve karada Koyu bir […]
I Size açabilmeliydim içimi Geceler yalnız size Ve yüzüm kızarmadan Çocukluğumun küçük aşklarını Anlatabilmeliydim Geceler yalnız size. II Benim de aşklarım oldu Ve alabildiğine günahlarım. […]
Oğlum, celladım, Kollarıma alıyorum seni, Ve ısıtıyorum sessiz, küçük, Yataktan henüz çıkmış gövdeni. Sevgili ölüm, küçük oğlum, Ölümsüzlük gerecimiz, Ağlama ve acıkmaların kaydını tutuyor Çürüyüp […]
I.Eleni’nin Elleri Bir gün Eleni’nin elleri geliyor Her şey değişiyor. İlk İstanbul şiirden çıkıp yerini alıyor Bir çocuk ilk gülüyor Bir ağaç çiçek açıyor. Eleni’den […]
Yaktı beni aşk oduna o yanmaz Ya ne dersin merhametsiz o yâra Seher oldu feryadımdan uyanmaz Umarım ki öte bülbül uyara Ben âşıkım el göğüste […]
dev aynasında çirkin bir cüce baktım yarasını konuşuyor kendiyle şekerden yeni uyanmış bu kadınlar kadınlar yünden ve kirazdan biraz ıhlamur kokusu biraz kilim bunlar benim […]
Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Esti […]
söylesene hiç dağ ağırlığında olur mu bulut hiç taş sertliğinde suyu izah edebilirim, kolay hız ve ağırlık: en basiti biraz daha karmaşık: enerji ve molekül […]
Anne! Gönlüm Kelebeğin kanatları gibi incecik olup Yumuşacık rüzgarlarda Yırtılacak gibi olmuş Eyvah, ben öyle Kanatlarımı kaybedersem Gayretini nasıl cevaplayacağım Anne! Güzel bir türkünün en […]
Tabutunuz Pırıl pırıl çivileri ve talaş kokuyor Demek taze ölülerdensiniz hemşehrim Kan akıtılmadan Kesildi damarlarınızın sıcaklığı Söyleyin kim yokladı Bir ateş salmaya içinizi Şimdi doya […]
Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yazdım. Ölüm, geleceksiz. Şeylerin yalnız adı var. Ve: ‘Ad evdir.’ (Kim söyledi bunu?) Dün dağlarda dolaştım, […]
her ağacın arkasından karşıma siz çıktınız öylesine çoktunuz ki bunaldım yalnızlıktan rüzgarınız esiyordu dağ taş deli gibi savruldu kulelere dayadığım merdiven her köşebaşından karşıma siz […]
Önce öksürüverdim Öksürüverdim hafiften, Derken ağzımdan kan geldi Bir ikindi üstü durup dururken Meseleyi o saat anladım Anladım ama, iş işten geçmiş ola Şöyle bir […]
Kara bir gök için çok şey söylenebilir elbet İşte benim bulutum pas tutmamış sözcüklerden örgülü bir ağıt alnına halk sıçramış neferlerin çılgar gözleriyle sana ey […]
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde Oysa ki seninle güzel olmak var Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi Bir ağaç işliyor tıkır tıkır […]
Oturdu.. Umutlanarak ters çevrilmiş fincanımdan gözlerinde korku belirdi ansızın Dedi: Ey oğul…hüzünlenme Bu aşk sana yazılmış Ey oğul Ölene kadar tanıklar… Aşka tapmaktan kim ölmüş […]
Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! […]
Sesimi sesinin üstüne koyma kara gecede, karanlıkta, acılı yüreğimde yeşerdiyse de alevi ölümün kan boğmadı daha korkuyu kırılmadı kin ve öfkenin fidanı Sesini sesimin üstüne […]
Bir pencere, bakmaya Bir pencere, duymaya Bir pencere, yeryüzünün yüreğine ulaşan tıpkı bir kuyu gibi Tekrarlanan mavi şefkatin enginlerine açılan. Yalnızlığın küçücük ellerini Cömert yıldızların […]
Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu yaşını sordum bir giz gibi güldü kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz yüzüne baktım bir giz gibi güldü bir […]
Açardın, Yalnızlığımda Mavi ve yeşil, Açardın. Tavşan kanı, kınalı – berrak. Yenerdim acıları, kahpelikleri… Gitmek, Gözlerinde gitmek sürgüne. Yatmak, Gözlerinde yatmak zindanı Gözlerin hani? “To […]
On iki ay var önümde, on iki kızgın adam Yaşıyordum sanırım, bakışlarım da süttü Sivriltti hep bıçağı, kanlı bir sözmüş payım Kardeş deyipp sevmiştim, beni […]
Karnındaki karanlık manolyanın Kimseler anlamadı kokusunu. Acıttığını kimseler bilemedi Dişlerinle sıktığın o aşk kurşunu. Binlerce Acem tayı uykuya yattı Alnının ay vurmuş alanında, O senin […]
Gırtlağımda bir harf büyüyor buna dayanacağım dişlerim kamaşıyor yıldızlardan buna da. Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir. Artık yırtarak açtığımız zarflarda ne kargış, ne infilak yalnız […]
“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.” Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, […]