Can Eseler Yazdı: Lümpen Şımarıklık Yükseliyor
Kendine değer veren kişi kaideleri olan bir dünyayı tercih eder. Çünkü hayat gerçekten sandığımızdan çok daha hızlı ilerliyor. Başarmak ve ailemizi taşımak için seçeneklerin bol […]
Kendine değer veren kişi kaideleri olan bir dünyayı tercih eder. Çünkü hayat gerçekten sandığımızdan çok daha hızlı ilerliyor. Başarmak ve ailemizi taşımak için seçeneklerin bol […]
Edebiyat tarihinde bazı türlerin yalnızca bir anlatım biçimi olmadığı, aynı zamanda düşünme ve anlatma biçimlerini de değiştirdiği görülür. Fabl, bu türlerden biridir. Basit gibi görünen […]
Eğitimin Ruhu ve Çıkış Yolu Toplum olarak, gözlerimizin önünde sessiz ve sinsi bir şekilde büyüyen, kanıksadığımız için vahametini fark edemediğimiz derin bir tehlikeyle karşı karşıyayız. […]
Emin Gürdamur, son yıllarda Türk öykücülüğünde istikrarlı üretimi, disiplinli çalışması ve kurmacaya duyduğu derin ilgiyle dikkat çeken yazarlardan biri. Yazı hayatını yalnızca bireysel bir üretim […]
Arabesk müziği Türkiye’de çoğu zaman yalnızca bir müzik türü olarak okunur. Oysa bu müzik, şehirlerin arka mahallelerinden yükselen bir ruh hâlinin, kırılmış hayatların, göçün, yalnızlığın ve bastırılmış duyguların da sesidir. Bir melodiden çok daha fazlasını taşır: Bir kültürdür, bir hafızadır, bir hayattır. Serdar Aydın, yıllardır bu dünyanın içinde yaşayan, arabesk müziğin izini süren ve bu alanda önemli bir arşiv oluşturan isimlerden biri. Arabeski sadece bir nostalji nesnesi olarak değil; sosyal, kültürel ve estetik boyutlarıyla ele alan araştırma ve inceleme kitaplarıyla dikkat çekiyor. Onun çalışmaları, arabeskin yalnızca kulakla değil, aynı zamanda hafızayla, tarih ve toplumla birlikte anlaşılması gerektiğini hatırlatıyor. Son kitabı “Öteki Sazlar”, tam da bu nedenle sıradan bir müzik kitabı değil. Arabeskin gölgesinde kalan sesleri, duyguları ve hikâyeleri çağıran bir metin olarak okurun karşısına çıkıyor. Öteki Sazlar; karanlığın matemini tutanların, “kalpten kalbe giden yol” un dehlizlerini arşınlayanların, hiç olmamış bir dilin hiç olmamış mısrasını yazmaya çalışanların, küçük anların içine hapsolmuş halüsinasyonların, gücünü beyazdan almayanların, karanlığın kendilerindeki yarasına kulak kabartanların, acının olduğu yerde sanatın sadece avuntu olduğunu bilenlerin, bütün mahcubiyetini suretinde gizleyenlerin şarkıları… Çünkü baharlar, hiçbir renkte hiçbir sessizliğe titremezken sadece müzik; bir uğultunun ortasında, en çok kendini dinleyecek. Notaların güzergâhında şairler de “vahşeti kanla donatacak…” Öteki Sazlar… Devrimler, ihtilaller ve aşklara; mutsuzluk tablosundaki renklere dokunarak… Hüznü şerh ederek, “sevenlerin sabahı beklediği yere” ve “vahşete gül bırakarak”… Yarım kalan öykülere seslenerek geliyor. Serdar Aydın’ın bu kitabı, arabeski yalnızca dinlenen bir müzik olarak değil, yaşanan bir duygu dünyası ve toplumsal bir hafıza olarak yeniden düşünmeye çağırıyor. Arabesk arşivinin derinliklerinden gelen bu ses, bazen bir plak hışırtısı gibi, bazen unutulmuş bir şarkının sızısı gibi okurun karşısına çıkıyor. “Öteki Sazlar”, müziğin yalnızca melodilerden ibaret olmadığını; bir dönemin ruhunu, kırılmalarını ve insanın içindeki karanlık yaraları da taşıyabildiğini hatırlatan bir kitap. İZDİHAM Hepimiz Ölecek Yaştayız.
Ben put muyum İbrâhîm, bu kadar kırılmaya değecek yüreğimdeki çatlaklardan sızan ışığı hangi çekiç susturacak hangi inanç beni taş sanacak ellerim dua değil de yalnızca suskunluk mu taşıyor İbrâhîm Ben […]
bir kuş kanat açtı uçtu üstümden sesini duydum yeşil tüylerin koştum ardı sıra başım yukardadağlar ayaklarımda çakıl taşları ve toprak altımda kaynayan ateş güneş tepemizden inmedi bir gün kuş […]
Sinema tarihinin ilginç paradokslarından biri şudur: Bir film ne kadar çok ödül alırsa, izleyicinin beklentisi de o kadar artar. Beklentinin yükseldiği yerde çoğu zaman sinema […]
Arapça’da şehir anlamına gelen kelime kökünden türeyen Medine isminden Osmanlı Türkçesi’ne intikal eden medeniyet kelimesi, Sezai Karakoç’un düşünce ufkunda yalnızca yerleşik hayatın adı olarak kalmaz; […]
Bir Kadın, Bir Ödül, Bir Direniş: Maryam Afshari’nin Altın Palmiye Yolculuğu Maryam Afshari Lokman Baybars: Maryam Hanım, öncelikle sizinle röportaj yapma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. […]
Çölün Eşiğinde Bir Köprü: Oliver Laxe’in Sirât’ı Filmi izledikten sonra “Ne oldu?” sorusundan ziyade, “Ben ne oldum?” sorusu kaldı aklımda. Filmdeki olay örgüsü sanki insanı dönüştüren bir […]
“Yüzü olan birini öldürebilir miyiz?” Cafer Panahi’nin “Sadece Bir Kazaydı” (It Was Just an Accident) filmi, ilk bakışta basit bir intikam gerilimi gibi görünebilir. Bir […]
“Sanatın en keskin dönüşümleri, çoğu zaman bir eşikten değil, bir aralıktan geçer.” diye düşünen Marcel Duchamp, bu fikrinin adına da ipince: “Inframince” diyor. Marjorie Perloff’un […]
Vildan Külahlı Tanış’ın Civarda Kaybolanlar adlı öykü kitabı Everest Yayınları tarafından yayımlandı. “Bıraksalar sonsuza dek orada duracak.” Okurun ilk olarak Çizgide Bir Kukla ile tanışıp […]
Çocukken ninem anlatırdı hayatını, gençliğini. Hayatını anlardım ama yaşadıklarını anlamam için yetişkin olmam gerekiyordu. O zamanlar gitmesem de bir köyümün olması beni mutlu ediyordu. O […]
İyilik ve kötülük ile sınandığımız bir yere geldik. Neden geldin, niçin geldin bunu burada bilmekte nâmümkün. Kötülükte iyilikte rengârenk paketlere sarılmış durumda nedendir bilinmez, ancak […]
Bilmem bu asrın sonu nerededir Gel yanı başıma sevdiğim Gözlerimiz baksın birbirimize Ruhumuzu teslim edelim Ellerin ellerimde olsun *** Sana bir adım bile uzak kalmak […]
İnsan zihni, çoğu zaman farkına varmadan, sessizce inşa edilen bir kale gibidir. Çocukken dinlediğimiz masallar, ezberimize nakşedilen şiirler ve dilden dile aktarılan hikâyeler; yalnızca hayal […]
Edebiyat ile sinema arasındaki ilişki üzerine düşünmek, yalnızca iki sanat dalını karşılaştırmak değildir; aynı zamanda insanın dünyayı kavrayış biçimlerini sorgulamaktır. Çünkü anlatı dediğimiz şey, özü […]
Ekolojik Çöküş ve Sinematik Biçim Üzerine Tamara Kotevska’nın[1] sineması, çağımızın en yakıcı krizlerini anlamak için yalnızca bir kamera değil, aynı zamanda derin bir felsefi mercek sunar. […]
Özgür Taburoğlu, gerek edebiyat gerekse sanat ve düşünce dünyamız açısından çok önemli bir isim. Israrla çalışan, üretmekten vazgeçmeyen, kavramlarla yetinmeyip onları daha da derinleştiren çok […]
Yavuz Demir tarafından kaleme alınan ve Çıra Genç Yayınları etiketiyle okura sunulan Ormandaki Aynalar, kadim fabl geleneğini modern bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Eser, manzum […]
Bir Sonuç Değil Yol Ayrımı Bugün, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ilk yarısını geride bırakmanın sakinliğiyle durup nefes aldığımız bir eşiğin üzerindeyiz. Bu eşikte yalnızca öğrenciler yok. […]
Bir şeyler oluyor. Yaşam bir dönüşüm ve değişme ivmesinde. Ancak ya bu bir dönüşüm ya da olumlu manada değişim değilse? Girilen her tünelin sonu aydınlığa […]
Sabahın ilk saatleriydi. Vapura binip Büyükada’ya gidecektik. Kış saati uygulaması yüzünden seferler sınırlıydı. Canım arkadaşım her yere geç kalırdı; bu yüzden ona minicik bir yalan […]
Bir Sesin Eşiğinde Bazı kitaplar vardır; okunmaz, beklenir.Sayfaları çevrilmez; içinden geçilir. Mustafa Kutlu’nun Ezanı Beklerken adlı eseri, tam da böyle bir kitaptır. Bir hikâye kitabı gibi durur […]
Bela Tarr Neden Rahat Koltuğunuzda Huzurunuzu Kaçırır? Bela Tarr’ın biyografisi, kapitalizmin sanat üzerindeki en muzaffer, en rezil aldatmacasının kanıtıdır: Gerçek sanat, ancak parasızlıktan kıvranırken, tam […]
“Hüzün sende süslü durmuyor.” Yaşama dair ne varsa içimde biriken acılı bir sevda yığınına dönüşüyor gün geçtikçe. Bazı sabahlar kalktığımda yatağımdan olur da perdeyi aralarsam / […]
Yılın Kelimesi mi, Yılın Vicdanı mı? Türk Dil Kurumu’nun bu yıl için masaya koyduğu kelime listesi, alışıldık bir “yılın kelimesi” seçiminin çok ötesinde duruyor. Bu […]
ZİFİRİ: Karanlığın Derinliklerine Yolculuk Hazır mısın? Turan Duman’la birlikte insan ruhunun en gizli, en karanlık köşelerine nefes nefese bir yolculuğa çıkıyoruz! “Zifiri, Karanlıkta Bırakılan İz”, yalnızlığın […]
Çünkü insan, sevdiğini geride bıraktığında yalnızca bir kişiyi değil, kendi içindeki bir versiyonunu da geride bırakır. O eski sen, o hikâyeye aitti. Şimdi, boşlukta yeniden […]
Durum tespiti: Biliyorum, kocaman bir gürültü gibi uğuldayan bu insanlık arasında hala pipo içenler var. Makine tarafından yazılmış bir iletinin yerine kokulu mektuplar alsa daha […]
Bu yıl X eleştiri şenliklerinde edebiyat camiasının zihinsel algoritmasına yönelik bazı gözlemlerim oldu. Biraz gölgede kalmış eski tüfek solcu bir yazar, (Türkan Çiğit’ti sanırım adı, […]
Sevda Dursun’un hazırladığı Şubat Tutulması, 28 Şubat sürecine dair bugüne kadar yeterince görünür olmamış, hatta çoğu zaman bilinçli bir sessizlikle geçiştirilmiş hikâyeleri bir araya getiriyor. Kitap, […]
Ömer Erdem’in Çocuğu Gezdiriyorlar adlı kitabı, ilk bakışta gündelik olanın içinden konuşur gibi yapıyor; ama kısa sürede okuru, gündeliğin ardında biriken ağır sorularla baş başa bırakıyor. Bu […]
Kırılgan Sesler Atlası: Parlak’ın Gölge İnsanlara Yazdığı Sessiz Mektubun Sessizce Okuması Şehirlerin gürültüsü, insanın kendi iç sesini bastıran mekanik bir uğultuya; ruhu yavaş ama ısrarlı biçimde […]
Gri bulutlarla kaplıydı kaç gün havalar ama bugün hava açıktı. Bulutlu havaları seviyordum, çok güzelromantize edebiliyordum bu havalarda kendimi ama kapalı günün ardından gelen yumuşak […]
Biliyorum saçlarından dökülenlerin adını. Yıldız… Yıldız değil yılgınlık diyeceksin,onu da biliyorum. Yalnızlık diyeceksin. Beni bir çölün ortasında terk ettiler,diyeceksin. Su yoktu, ben de kan kustum […]
Sundurmalarında bile soluk bırakmadıkları şehirlerin dilinden Montevideo’dan mesela, uzaklar arasındaki en uzağın hakkında Gitsem çok sıkılırım kesin, kalsam kendimden başlayarak böyle iyi Nefes almam gerekliliğinden […]