Arthur Schopenhauer’in Hayatın Anlamı Kitabından Seçtiklerimiz

Her tatmin edilmiş arzu bir yenisini doğurur. (s.9)

Bu hayatta her şey dünya mutluluğunun boşa çıkmaya yahut bir vehim olarak anlaşılmaya yazgılı olduğunu ilan eder.(s.9)

…içinde bulunulan an her zaman yetersizdir, ama gelecek belirsiz ve geçmiş geri döndürülemezdir.(s.10)

Kişinin arzularının peşinde koşup durduğu şeyler sürekli olarak onu aldatır, yanlış yola yöneltir ve o sürçüp sendeler, sonunda düşer. (s.12)

Acıya duyarlılığımız hemen hemen sınırsızdır, ama hazza duyarlılığımız dar sınırların cenderesi içindedir.(s.13)

Nasıl ki bütün bedenimizin sağlığını değil, fakat sadece ayakkabının vurduğu küçük noktayı hissedersek, tıpkı bunun gibi mükemmel yolunda giden bütün işlerimizi değil, fakat sadece bizi üzüp rahatsız eden önemsiz, anlamsız, küçük bir işi düşünürüz. (s.14)

İnsanların hayatı da hiç bitmeyen bir mücadeledir.(s.16)

Şurası kesin ki bu dünyada neredeyse bütün insanların hayatları boyunca paylarına düşen iş güç, tasa kaygı zahmet meşakkat ve sıkıntıdır. (s.17)

Herhangi bir insanın mutluluğu, onun neşesi ve zevkleriyle değil, fakat onun için müspet şeyler olan keder ve ıstırabın yokluğuyla ölçülür.(s.17)

Dolayısıyla gerçek ve bedensel zevk bakımından insanın hayvandan farklı veya üstün bir yanı yoktur. (s.18)

Halbuki can sıkıntısı insanda en büyük belalardan, en doğrudan hissedilen cezalardan biridir. (s. 20)

Çünkü biz bir şeyi ne kadar bekleyip dört gözle onun yolunu gözlersek gelip çattığında ondan elde edeceğimiz tatmin de o kadar azalır. ( s.23)

Bilgi kendi başına her zaman ıstırapsızdır. Istırap sadece iradeyi ilgilendirir ve iradenin dizginlenmesi, engellenmesi ya da istediğinin yaptırılmamasına dayanır ; yine de fazladan bu dizginlenmeye bilginin eşlik etmesi gerekir. ( s.25)

Meryem Seyda Parlak: Hayatın Anlamı (Yorum) - Arthur Schopenhauer



Gençliğimizin başlarında hayatımızın geleceğini düşünürken perde açılmazken evvel bir tiyatronun önünde oturan ve büyük bir mutluluk, heyecan ve istekle başlayacak oyunu bekleyen çocuklara benzeriz. (s.27)

Hayat yerine getirilmesi gereken bir vazifedir. (s.29)

Dünya bir cehennemden farksızdır ve onun için de bir taraftan insanlar, diğer taraftan iblisler azap ve işkence gören ruhlardır.(s.29 )

her zevk her zaman yarım zevktir. (s.38)

Hayat esas itibariyle bir yokluk, sıkıntı, zaruret ve çoğu kez sefalet durumudur, herkes hayatı için savaşmalı ve mücadele etmelidir. (s.40)

Çocuk babadan iradeyi, yani kişiliği; anadan aklı ya da zekayı alır.(s.51)

Zaman ki onunla her an elimizdeki her şey boş bir hiçliğe dönüşmektedir ve sahip olduğu bütün değeri kaybetmektedir. (s.63)

Her akşam geçen bir gün ile biraz daha yoksullaşırız.(s.64)

Her şeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir.(s.66)

Keza ne doymaz bir varlıktır insan! Ulaştığı her tatmin yeni bir arzunun tohumdur, dolayısıyla onun ebediyen doyurulmaz arzularının sonu yoktur. (s.68)

İnsan hayatı bir tür hata olmalı.(s.70)

İntihar şahsa karşı olmasa bile devlete karşı bir suçtur.(s.80)

Hayatın korkuları ölümün saldığı ürpertilerden ağır basar basmaz bir insanın kendi arzusu ile hayatına son verdiği görülür.(s.84)

Maddi dünyanın gerçekleri çok fazla önem taşıyabilir, fakat söz konusu olan deruni anlam ise bu bakımdan hiçbir kıymeti harbiyeleri yoktur. (s.87)

Bir insanın hayata daha adım atar atmaz kendisini içinde bulduğu maskeli balodan haberdar edilmesi çok lüzumludur.(s.96)

Varoluşumuzun gayesi olarak ileri sürülebilecek tek şey vardır, o da var olmamızın bizim için olmaktan daha iyi olacağının bilgisidir. (s.102)

..o halde bu dünya bizatihi mümkün bütün dünyaların en kötüsüdür. (s.107)

İnsan türünün onda dokuzu zaten tükenmenin sınırında dengelenir. (s.108)

Böyle bir dünyanın varlığını sürdüremeyeceğine inanmak için bir sebep yoktur fakat daha kötüsünün olabileceğini düşünmek için her türlü sebep mevcuttur. (s.108)

Yaşayabilir bütün dünyaların en kötüsünden daha kötü olduğuna hükmedilmesi gereken bir başka dünya olduğunu söyleyerek kapatır. (s.109)

Siz ve ben ve bütün dünya hiç var olmasaydı daha iyi olurdu.(s.110)

Bir gayenin elde edilmesi onun cazibesini dağıtır. (s.111)

Bizi ayartıp yoldan çıkartan bizzat olduğumuz şey, varlığımız yahut özümüzdür.(s.114)

Yaşıyorsak mücadele etmemiz gerekir.(s.114)

Istırap hayatın her şeye sirayet eden zorunlu bir unsurudur.(s.118)

Bir hedefe erişemediğim takdirde mücadele etmeyi her şeye rağmen sürdürebilirim.(s.119)

Her türlü tatmin, veya umumiyetle mutluluk denilen şey aslında her zaman menfidir ve hiçbir zaman müspet değildir..(s.125)

Bütün hayat ıstıraptır. (s.126)

En mutlu gününüzde en kötü azap elemleriniz unutulabilir ve dolayısıyla sanki hiçbir önemi ve anlamı yokmuş gibi görünebilir.(s.128)

Hayat hâlâ yaşamaya değer olabilir, en azından ihtiva ettiği tatmin duyguları bakımından, eğer bu kıymet yahut değer için bakacağımız yer burası ise.(s.128)

…bir ıstırabın hayattan imkan olarak mevcut olan bir (hatta tüm) değeri alıp götürdüğüdür, ki o gideni hiçbir şey geri götüremez. (s.132)

İntihar eden sırf istemeyi sona erdiremediği için hayatına son vermektedir. (s.137)

Çiğdem Yazıcı hazırladı.

İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın