Mustafa Yördan, Kuş-Kulu Şehadet
bir kuş kanat açtı uçtu üstümden
sesini duydum yeşil tüylerin
koştum ardı sıra başım yukarda
dağlar ayaklarımda çakıl taşları
ve toprak altımda kaynayan ateş
güneş tepemizden inmedi bir gün
kuş kanat açtı ve yandı göller
uyandı çiçekler süslendi koktu
vazoda bir nehir zeytin ve incir
içinde saklanan yetim bilmece
kuş korkusuz uçtu savaştan bile
geçti şehirlerden kasabalardan
çocuklar ellerinde sapan taşları
çatısız evlerde cennet banyosu
anne uykusunda ölüm ninnisi
kuş gördü yalnızca olup biteni
gagasında taşıdı alevden topu
bütün dünya kafeste tutsak-mış gibi
fillerin üstünden bir rüzgar esti
dualar dillerden dillere gezdi
bir sen vardın bize şahitlik eden
yeşil tüylerinde kırmızı benek
kanatlarında binbir gözenek
bir sen geldin kavgamıza müjde
sınırları çekilmiş gökyüzünü delerek
ey vefayı İsmail’ce kuşanmış üveyik
ey gözleri cennet pınarı, sesinde esrar
bizi bir sen gördün gökyüzüne anlattın
tutunup çıkabilsin diye çocuklar
kanatlarını üstümüze açtın
İZDİHAM
Hepimiz Ölecek Yaştayız.
