Site icon İzdiham Dergi

Şennur Beyse, Yanlış Zamanda Doğru Olmak

Hayatta bazı doğrular vardır; tartışılmaz, inkâr edilemez, üstü örtülemez.
Ama ne yazık ki her doğru, her zaman işe yaramaz.
Çünkü zamanlama denen şey, ahlâktan bağımsız bir güçtür.

Psikoloji kitapları “uyumsuzluk” der buna.
Gündelik hayat ise daha acımasız bir kelime kullanır:
talihsizlik.

Yanlış zamanda doğru olmak tam olarak budur.
Kimsenin hazır olmadığı bir anda hazır olmak.
Kimsenin duymak istemediği bir cümleyi doğru tonda kurmak.
Ve karşılığında sadece sessizlik almak.

Oysa insan doğru olduğunda bir şeyler olmasını bekler.
Anlaşılmayı.
Takdir edilmeyi.
En azından “haklısın” cümlesini.

Ama bazen doğruluk, ödül değil bedel getirir.

Bir arkadaşım anlatmıştı.
Hayatında ilk defa ne istediğini biliyormuş.
Ne istemediğini de.
Netmiş.
Sakinmiş.
Kararlıymış.

Sorun şuymuş:
Karşısındaki hâlâ dağınıkmış.

İşte orada başlamış mesele.
Biri toparlanmışken diğeri savruluyorsa,
doğru bile yük olur.
Çünkü hazır olmayan biri için netlik,
ayna değil projektördür.
Ve kimse kendi dağınıklığının bu kadar görünür olmasını istemez.

Felsefe tarihi boyunca doğruluk hep yüceltilmiştir.
Ama zamanlama dipnotlarda kalır.
Kimse “doğruyu yanlış zamanda söylediğin için yalnız kaldın” diye heykel dikmez.

Oysa insan ilişkilerinde mesele çoğu zaman şudur:
Kim haklıydı değil,
kim hazırdı.

Yanlış zamanda doğru olmak,
bir kapıyı çalmadan açık olduğunu varsaymaktır.
İyi niyetlidir.
Ama sonuçları ağırdır.

Bir noktadan sonra insan şunu fark eder:
Doğru olmak yetmiyor.
Doğru zamanda doğru olmak gerekiyor.
Ve bazen bu zaman,
iki kişi için aynı anda gelmiyor.

İşte o an insanın önünde iki yol belirir.
Ya kendini küçültüp zamana uyarsın,
ya da doğru kalıp yalnızlığı göze alırsın.

Yanlış zamanda doğru olanlar genelde ikinciyi seçer.
Çünkü doğruyu ertelemek mümkündür,
ama kendini ertelemek çok daha yıpratıcıdır.

Ve kimse bunu yüksek sesle söylemez ama
yanlış zamanda doğru olmak,
bir çeşit sessiz cesarettir.

Alkışı yoktur.
Tanığı azdır.
Ama insanın kendiyle ilişkisini sağlamlaştırır.

Bir gün zaman değişir.
Herkes biraz toparlanır.
Ve biri dönüp geriye bakar.

O doğru hâlâ oradadır.
Ama artık kimseye açıklama borcu yoktur.

İZDİHAM DERGİ


Exit mobile version