‘’Tevekkül ile hem hal olan her insan için, İnşirah Sokağı umudu temsil ediyor. Yol ile birçok sefer sınanmış insan için İnşirah Sokağı esaslı bir hikâyeyi anımsatıyor. Bebek’ten Etiler’e çıkan o sarp yokuş, yolda olanlar için bir vaiz. Anlamak için yol gayet açık aslında. Karar verip yürümek, cesur ruhlar içinse en güzel öğretmen.’’
İsimler eşyaya ve insana boşuna verilmedi. Her isim mekânın ve insanın kaderine dair bir niyettir. İsim verme bu yönüyle kaderin akışına dair bir dua mesabesinde kabul edilir. Çocuklara isim verirken bir bilenden tavsiye almak bundan olsa gerek. Bugün bir şeye isim vermek, popüler olma eğiliminde. Bununla birlikte bu herkese beğendirme arzusu ve farklı olma telaşı gülünç ve zorlama örnekleri ortaya çıkartıyor. Oysa esaslı niyetler ve ona dair yürüyüşler bizim için önemli olmalı. Çünkü karşılaşılan o kişi ya da o mekân, bizim hikâyemiz için değerli olmalı. Etrafımızda vuku bulan hadiseler, kişiler ve mekânlar hikâyenin bütün ambiyansını oluşturmakta. Böylece isimler, niyetler ve yürünecek yollar insan hikâyesinin ta kendisini oluşturmakta.
Bugün Sa’d ile karşılaştık bundan ötürü Said olacağız! Böyle buyurmuş Ulu Nebi. İsimler ve niyetler bağlamında çok değerli bir rivayettir. Madde ve mana, isim ve müsemma hayat denilen bu kısa yolda bize yön veren niyetler. Geçmişte yaşayan insanların bu konuya dikkat ettiğini, hatta konuşmalar esnasında seçerek cümle kurduklarını biliyoruz. Kapıyı kapat demek yeterince yaşı ileride bir Anadolu büyüğü için olumsuz ve düzeltilmesi gereken bir söylem. Allah hayır kapılarını daima açık tutsun. Kapıyı ört diye bir düzeltmeyi duyar gibi olduk. Hem dua eden, böylece niyet eden ve daima hayrı talep eden bir anlayışa şahit oluyoruz.
İstanbul’un sokaklarını bu bağlamda ele almak ve bu dikkat çekici sokak isimlerini kendi yaşam yolculuğumuza dâhil etmek faydalı olacak. Etilerden Bebeğe inenler İnşirah Sokağını bilir. Dar bir geçit olan bu sokağa inşirah ismi verilmiş. Yokuştan aşağı süzülen bir insan, İnşirah Sokaktan geçerek Bebek parkına ve sahile ulaşır. Sahile bir şekilde çıkan kişi için huzur ve inşirah hali bakidir. İnşirah kelimesi açılmak, ferahlık ve sevinç demek.
Yol yürümeyi sevenler için öyle güzel bir öğretmen ki.. Yokuşlar, dar sokaklar zorlu yollar ve dik yamaçlar. Tıpkı durmadan çeşitli yüzlerine tanıklık ettiğimiz hayat gibi. Zorlu yollar geçilmeden İnşirah Sokağına çıkmak mümkün mü? İnsan nedense hayatın bitmek bilmez bir konforu bize sunmak zorunda olduğunu düşünüyor. Bir anlaşma yapılmış gibi, gelişimizden bu yana her şeyin tam istediğimiz gibi gitmesi arzulanıyor. Bu tükenmeyen beklenti hali, hayatın olağan akışından çok şey istemek anlamına geliyor.
Henüz küçük bir çocukken öğrenilen Rabbi yessir duası yola çıkanlar için bir parolaydı galiba. Dünya hayatı kolay yürünecek bir serüven değil. O sebepten ötürü henüz konuşmayı yeni öğrenen çocuğa Rabbi yessir duası öğretiliyor. Unutulmamalı ki, burası öyle kolayca ve dikensiz yollardan süzülerek sonuca varacağımız bir yer değil. Rahatlık ve konfor çok arzulansa da, aslında kimse mutlak anlamda erişemiyor.
Yokuş çıkmak baharı tatmak için
Her eylem yeniden diriltecekse ve bizler buna iman eden yüreklersek, o zaman yürümek lazım. Yürümek bir terbiye metodu olarak ele alınınca, dar ve karanlık belki de aşılmaz zannedilen o yokuşlardan inerek İnşirah Sokağa çıkmak mümkün. Çoğu kere unutulmuş bir gerçek şu değil mi? Bize yazılmış olan sorumluluk varmak mı, yoksa inanılan yolda yürümek mi?
Yürümek yalnız başına yürütülen bir eylem olamaz. Yürümek ancak kutsal bir ülküye, vefaya, derin bir sevdaya çıkacaksa kutsal bir eylem. Yürümek bütün yorgunlukların içinden geçerek, inatla çıkılan yokuşlar ve dikkatle inilen bütün patikaların bizi İnşirah Sokağa çıkarttığı en güzel eylem. Köşemizde oturup beklerken iyilik ve güzelliğe dair ne varsa gelip bizi bulmayacak. Beklemek diye bir korkuyu reddediyoruz. Yürümek ve yolda olmak eylemine sığındık. Çünkü yürümenin de bir sahibi var. Yolun zorlukların, hüzün ve firakın da bir sahibi olduğu gibi.
Elbette yol insanı terbiye eden muhteşem bir öğretmen. Bununla birlikte bu âleme gelişimiz yolun sadece bir merhalesi. Var olmak, bir incinme değil aksine yola revan olma hali. Yola çıkmak birçok riski barındırsa da, yolun sonunda varılacak noktaya dair kalpte duyulan güven ve iç huzuru başta edilen güzel niyeti gözler önüne seriyor.
Tevekkül ile hem hal olan her insan için, İnşirah Sokağı umudu temsil ediyor. Yol ile çok sefer sınanmış insan için İnşirah Sokağı esaslı bir hikâyeyi anımsatıyor. Bebek’ten Etiler’e çıkan o sarp yokuş, yolda olanlar için bir vaiz. Anlamak için yol gayet açık aslında. Karar verip yürümek, cesur ruhlar içinse en güzel öğretmen.
Yol göründüyse fallarda, yol çıktı ise karşımıza, artık bizim için yürümek bir tercihten fazlası. İnat ve güven ile doyasıya yürümek, bizi ne kadar güçlü kılacak kim bilir. Bunu belki hiçbir zaman tam manası ile kavramak mümkün olmayacak. Ancak yol bir öğretmen, at ise bütün rüyalarda murat. Yolun sonu ise İnşirah Sokağına varmaktır. Buna dair inanç bizi dik tutan ve daima hatırlanması gereken en esaslı hakikat. Zira inanmak bir insan için ne kadar değerli ise, yolda olmakta ona nispet edilecek kadar değerlidir. İnsanın öz değeri ise daima uğraşına denk düşmekte. O halde İnşirah Sokağı bizleri hayata ve yolculuğa dair derin duyguya davet ediyor. Bu derin duygunun bizleri uyandıracak bir hediye sunacağı aşikâr. İnşirah Sokağı yokuş ya da düzlük olarak seyretse de verilmiş ismin hatırına fayda görüleceği mukadder olacaktır.
İZDİHAM DERGİ
Hepimiz Ölecek Yaştayız.

