Site icon İzdiham Dergi

Ayla Kutlu’nun “Sen De Gitme Triyandafilis” Kitabı Üzerine

“Kadın yazar” ifadesini kabul etmeyip kendisini “yazarlar içinde bir kadın” olarak tanımlayan Ayla Kutlu,1980 sonrası başarılı öykü yazarlarımızdandır. Ayla Kutlu, romanları, öykü kitapları ve çocuk kitaplarıyla adından çokça söz ettirir.

Bu yazımda öykü ve roman yazarı Ayla Kutlu, eserleri hakkında bilgi vereceğim; Sen de Gitme Triyandafilis kitabını incelemeye / tanıtmaya çalışacağım.

AYLA KUTLU’NUN HAYATI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ 

14 Ağustos 1938 günü (aslen Kahramanmaraş İli, Göksun İlçesi, Çardak Beldesinden) Antakya’da dört çocuklu bir Çeçen ailenin ikinci çocuğu ve tek kızı olarak dünyaya geldi. Babası cumhuriyetin ilk kuşak öğretmenlerinden Selahattin Kutlu, annesi Sabriye Kutlu idi.

İlk ve orta öğrenimini İskenderun’da tamamladıktan sonra lise öğrenimi için Gaziantep’e gitti. Liseyi bitirdikten sonra İçişleri Bakanlığı’ndan burs alarak Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okudu, 1960 yılında mezun oldu. Mezuniyetin ardından İçişleri Bakanlığı’nda zorunlu hizmet nedeniyle görev yaptı. Personel eğitimi, metod ve organizasyon gibi çeşitli uzmanlık alanlarında çalıştı. Yazar, 1964 yılında evlendi, 1965 yılında bir oğlu dünyaya geldi.

Ayla Kutlu, yazarlığa 35 yaşında iken başladı. İlk hikaye ve yazıları Özgür İnsan dergisinde Aygen Berel adıyla yayımlandı. İlk romanı Kaçış’ı 1977’de tamamladı. 1980’de 20 yıllık hizmet süresi dolduktan sonra kamudaki görevinden ayrıldı, emekli oldu; tamamen yazarlığa yöneldi ve ardı ardına romanlar yayımladı. Romanlarındaki karakterleri toplumsal ve tarihi gelişmelerle içiçe anlattı.

1985 yılında Bir Göçmen Kuştu O adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülü’nü kazanan Ayla Kutlu, artık eşinden ayrılmış, yaşamını sanata endekslemiştir. Bu romanında bir Osmanlı aydının yaşam öyküsünü daha çok kadınlara yansıyan bölümüyle anlattı. Bir Göçmen Kuştu O romanının devamı niteliğindeki Emir Bey’in Kızları romanını 1999 yılında yayımladı.

1990 yılında Sen de Gitme Triyandafilis adlı eseriyle Sait Faik Hikaye Ödülü’nü aldı. Bu hikaye senaryolaştırılmış, yazara En İyi Senaryo dalında Altın Koza ödülünü getirmiş; Sen de Gitme adıyla film yapılmış, 1996’da Altın Portakal ve Altın Koza Film Şenliklerinde topam 14 ödül toplayarak büyük bir başarı kazanmıştır. Hoşçakal Umut ve Solgun Sarı Bir Gül yazarın filme çekilen diğer eserlerindendir.

Ayla Kutlu, 1990’larda çocuk kitaplarına yöneldi ve yirmiye yakın çocuk kitabı yazdı. Aynı dönemde, kadın sorunlarına eğilen eserler verdi. Kadın sorunlarını açıkça ortayan koyan eserlerinden Kadın Destanı adlı manzumesini klasik destan yapısı ve koşuk biçiminde kaleme aldı. Bu eser, Gılgamış Destanı ‘na bir gönderme idi; Kutlu, Kadın Destanı’nda kadının mitolojik çağlardaki hikayesini bugünkü hikayesine bağlamıştı.

1992 yılında Türkistan’da resmi bir görevde bulundu, 1995’te Kadın Kurultayında üye olarak bulundu. 1995 yılında yazdığı Mekruh Kadınlar, Yunus Nadi Roman Armağanı’na değer bulundu. Ayla Kutlu, hayatının ilk 22 yılını Zaman da Eskir adlı yapıtında anlatmıştır. Yaşamını Ankara’da profesyonel yazar olarak sürdürmektedir. Kutlu’nun 30’u aşkın eseri olup, Arapça, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Macarca ve Flamanca’ya çevrildi. Ayla Kutlu’nun eserleri yetiştiği çevrenin ve hayatının bir yansımasıdır. Diğer bir önemli kaynak Anadolu halkının sahip olduğu geleneksel kültür mirasıdır. Eserleri tarihi bir fon üzerine kuruludur. Kahramanlar genellikle kadınlardır. Eserlerin dili sağlamdır. Eserlerin temaları; yalnızlık, aşk, ölüm, özlem, özveri, korku, savaş, göç, yoksulluk, cinsel istismar, feodal zihniyet gibi konulardır.

ROMANLARI:

Kaçış (1979)  Islak Güneş (1980) Cadı Ağacı (1983) Tutsaklar (1983) (2004 yılında Ateş Üstünde Yürümek olarak yeniden basıldı) Bir Göçmen Kuştu O (1985) Hoşça Kal Umut (1987) Kadın Destanı (1994) Emir Bey’in Kızları (1998) Asi… Asi (2010)  Taş Duvar Açık Pencere (2009) (Çok yazarlı derleme)  Yedinci Bayrak: Urumeli’den İzmir’e (2016)

ÖYKÜLERİ:

Hüsnüyusuf Güzellemesi (1984) Sen de Gitme Triyandafilis (1990) Mekruh Kadınlar Mezarlığı (1995) Zehir Zıkkım Hikâyeler (2001)

ÇOCUK KİTAPLARI:

Merhaba Sevgi (1989) Yıldız Yavrusu (1994) Başı Kuşlu Çocuk (1995) Beceriksizler Sirki (1995) Gezgin Kertenkele ile Kutup Ayısı (1995) Çiçek Elli Robot (1995) Küçük Mavi Tren (1995) Kendini Köpek Sanan Ayakkabılar (1995) Harika İkizler 1 / İkizlerin Sırrı (1997) Harika İkizler 2 / Artık Çok Oldunuz (1997) Harika İkizler 3 / Zavallı Mideler (2000) Minik Sultan Sihirbaz (2000) Minik Sultan ile Deniz Kızı (2000) Minik Sultan Beceriksiz Palyaço (2000) Mavi Saçlar Pembe Gözler (2007) Huvava İlk Çevre Koruyucusu (2009) Melek ve Dostları (2013) Eyvah Kardeşimi Sevmeye Başladım (2015)

“Sen de Gitme Triyandafilis” Kitabından Alıntılar 

Sen de Gitme Triyandafilis hem kitabın, hem de kitapta yer alan ilk öykünün adıdır

Ayla Kutlu’nun Sen de Gitme Triyandafilis öykü kitabı 9 öykü, 215 sayfadan oluşan Bilgi yayınevi tarafından 1990’da yayınlanan bu güne kadar 6 baskı yapan bir kitap. Biz kitabı ve öyküyü birlikte inceleyeceğiz;

SEN DE GİTME TRİYANDAFİLİS KİTABINDA HAKİM OLAN TEMALAR 

Değişik bir doğa ve binbir parçadan oluşan kültür mozayiğinin birleşimiyle oluşan bir çevrede; renkli, duyarlılıklarla ve masalsı coşkularla dolu bir Türkçeyle çoğunlukla kadınları konu alan öykülerini sunuyor Ayla Kutlu. “Sen de Gitme Triyandafilis”, gönüller çelen, duygulandıran, gönendiren ve öte yandan gizil bir kaynak olarak yürüyüp giden hüznüyle, doyulmaz tatlar veren bir kitap. Elinize almanız yeterli, sonrasında Kutlu’nun kadınları -ki onlar dışlanmışlıklarına karşın yaşama tutunmayı başarmışlardır- sizi zaten bırakmayacak.

Sen de Gitme Triyandafilis, Altın, Üçgenin Perişan Kenarı adlı öykülerde yalnızlık temasına değinilmiştir.

Sen de Gitme Triyandafilis’te zekâsı 7 yaşındaki bir çocuğun zekâsıyla eş değerde olan Triyandafilis’in yalnızlığıyla karşılaşırız. Triyandafilis, zekâsı gelişmediğinden dolayı evde hapis hayatı yaşamaktadır. Ailesi onun kaçma isteğini bildiğinden evlerinin kapıları sürekli kilitli durmaktadır. Evde tıkalı kalan Triyandafilis, kardeşleri tarafından sevilmez. İkiz kardeşleri onun zekâsıyla sürekli dalga geçerek onu ailelerinden biri saymaz. Bu durum Triyandafilis’i evde yalnızlaştırır. Evdeki kapıların açık olduğunu fırsat bilerek sevgilisi Pierre’i bulmak için evden kaçan Triyandafilis bu kaçışında kötü olaylar yaşar. Fransız askerlerini taşıyan kamyonun arkasından Pierre var diye koşar ve askerler bunu fırsat bilerek onu arabaya alırlar. Onu kullandıktan sonra yol kenarına atarlar. Buradan bir kamyoncu tarafından alınır ve kullanıldıktan sonra köyden köye satılarak yaşayacağı kötü günler başlar. Yaşadığı bu olayların bütünü Triyandafilis’i yalnızlaştırır. Satıldığı köylerin birinden kaçarak Sultan’ı bulması onu bu çaresiz ve yalnız durumundan kurtarır; ancak yıllar sonra Sultan’ın ölümüyle Triyandafilis kocaman evde yalnızlığa mahkûm bir yaşam sürer.

Sen de Gitme Triyandafilis’te yer alan aynı adı taşıyan Sen de Gitme Triyandafilis ve Ay ve Su adlı öykülerde aşk temasına yer verilmiştir. Sen de Gitme Triyandafilis’te zekâsı 7 yaşındaki bir çocuğun zekâsıyla eş değerde olan ve gelişmeyen Triyandafilis’in aşkı vardır. Altın adlı öyküde yine ölüm ve sonrasında içine düşülen yalnızlık konu edinir.

Gülperi adlı öyküde özlem konu edilir. Bütün Yeşiller… Bütün Maviler… ‘de anlatıcı hatırladığı çocukluğunda babasından çok korkmaktadır. Sen de Gitme Triyandafilis’te de savaşla karşılaşırız; ancak Sen de Gitme Triyandafilis’te savaş doğrudan anlatılmamıştır. Öyküde Fransızların Hatay’da bulunması, sonrasında buradan geri çekilmeleri, Fransız askerlerine erzak temin eden Triyandafilis’in ailesinin Beyrut’a taşınmak zorunda kalması işlenir. Triyandafilis’in sevgilisi olan Rıfat’ın askere çağırılması, ardından da Kore’ye gönderilecek olması ele alınır.

Sen de Gitme Triyandafilis adlı öyküde de Fransız askerlerine erzak ticareti yapan Mösyö Antuvan’ın Fransız askerlerinin geri çekilmesiyle, kızı Triyandafilis’in kaçmasına rağmen ailesiyle birlikte Beyrut’a zorunlu göçü yer alır.

Sen de Gitme Triyandafilis, Altın, Eski Bir Türküye Ağıt ve Gitmeyi Bilmek adlı öykülerde yoksulluk temasına yer verilmiştir. Sen de Gitme Triyandafili’te savaşla beraber Sultanların yoksulluğu ele alınır. Sultan Mösyö Antuvan’ın evinde hizmetçi olarak çalışıyor. Mösyö Antuvanlar Fransız askerlerinin çekilmek zorunda kalmalarıyla Beyrut’a taşınmak zorunda kalıyorlar. Sultan da köyüne dönerek kocasıyla geçimlerini sağlamak için hizmetçilik yapar.

Sen de Gitme Triyandafilis’te yer alan Sen de Gitme Triyandafilis, Gülperi adlı öykülerde yine cinsellik üzerinde durulmuştur. Sen de Gitme Triyandafilis’teki Sultan, Üçgenin Perişan Kenarı’nda yer alan yurttaki aşçı; Zehir Zıkkım Hikâyeler’deki MatmazelDimitra’nın Bitmemiş Öyküsi’nde yer alan Dimitra, Ödeşme adlı öyküde yer alan Helin Hanım ve Zaruhi Hanım gösterdikleri fedakârlıklarla ön plana çıkan kişilerdir. Gülperi adlı öyküde yer alan Gülperi (Şerife)

SEN DE GİTME TRİYANDAFİLİS KİTABINDAN ALINTILAR

Tanrıyla arana başkasını sokma (s: 53)

Üniforma giymek bir daha gelmemek demekti. (s: 65)

Benim ölümüm bir soluk verdikten sonra yenisini almak biçiminde olacak. (s: 72)

İnsanın hatırladıkları yaşadıklarının çok azı. Unuttukların ziyan olmaz. Hatırladıklarının üstünde cila olur geçer. (s: 81)

Güneş döner, iş biter. (s: 83)

İnsan sahiden acayip. (s: 88)

Deniz kıyısına varıp da ilk ıslak kuma ayak bastığımızda yüreklerimiz soğurdu. (s: 98)

Sevda gözü patlayan bahar gibidir, yanıltır insanları. Geldi sanırsın, gelmemiştir. Geçti sanırsın, geçmemiştir, bin koku, bin yeşil ve bin umutla önüne çıkar. (s: 104)

Güzellik tek başına nedir ki? (s: 105)

İnsan kapısına gelip boyun bükenden utanıyor doğrusu.  (s: 122)

Karabiber ağaçlarının gece başlayan kokuları, içine sevinci ve hüznü birlikte akıtıyordu.  (Ayla Kutlu – Sen de Gitme Triyandafilis, s: 128)

Yüreğim soğuk, dilim konuşmakta isteksiz. Ağzıma mühür vurdum, yürek yıkmaya açılmaz bir daha.  (s: 130)

Gevrek bir dal gibi sürekli kırılmaz ki insan.  (, s: 133)

Can tatlı dünya güzel mi gerçekten? (s: 141)

Nasıl yaşar bir kadın tek başına? (s: 154)

İnsan kendisi için sürdürür yaşamını. (s: 155)

Havva, Lut Dağının tepesinde tam yetmiş yıl Adem’i bekledi, derler. Onun ömrünün sonbaharı da, beklemekten başka umarı da yoktu. (s: 166)

Gençlik dediğin nedir ki, gerçekte? Yaşandığının farkına bile varılmayan bir duyarlılık. Görünüşteyse, ablak suratlılık, çizgilerin belirsizliği, anlamsız çıkışlar, ağrılar ve sevinçler… Velhasıl eblehliktir gençlik.  (s: 168)

Kök salmışımdır toprağa… Can kuşuyla kurtulurum bütün ölümlerden… Köksüz yaşayamaz kişi. Alışılmış, bildik köklerden değildir köklerimiz. Can kuşlarıyla ne kadar yükselsek, ne kadar uzaklara gitsek yine de kopmaz. (s: 178)

Şimdiki kuşak çok şanslı… Şimdi ki kuşak hangisi? Büyümüş olanlar mı, büyümekte olanlar mı?   (s: 186)

Zaman iki bölümdür; Biri beklenen zamandır, istediğiniz renk ve uzunlukta, istediğiniz kokuda, uzunluktaymış gibi düşleyebilirsiniz. Diğer … – Bunu mutlaka yapınız. Çünkü bir de ikinci kısmı vardır – Gerçek zaman, renksiz ve hızla geçen bir insafsızdır. (s: 190)

Özgürlüklerinin farkında olmayan insanların arasında kimse özgür olamıyor. Ben de eğiyorum başımı. İçimdeki kadını görmesinler diye fark edilmez bir devinimle onlara sırtımı dönüyorum. (s: 198)

Yaşamın çemberi budur kutsal kitaplarda; insan topraktan gelir, toprağa gider. Arada can denilen, sürgit kanat çırpan bir kuş vardır yalnızca. Kuş düşer, yaşam biter. (s: 200)

Sevi her zaman haklıydı. Güzelliği yakalayınca onunla birlikte yaşamak kadar sevinçli bir şey yoktur. (s: 208)

 Sami Gören

İZDİHAM

Exit mobile version