Site icon İzdiham Dergi

Zeki Çağlar Namlı; Üsküdar’dan Dünyaya Seslenen Bir Müzisyen

Zeki Çağlar Namlı müzik alanında farklı çalışmalarıyla öne çıkan bir isim. Namlı daha önce (tüm telli çalgılara uyarlanabilecek) çift kutulu stereo gitarı gibi yeni müzik enstrumanları ortaya koymuştu. Şimdi ise ses hayat ağacı ve ses ufosu ile stereo müziğe yeni bir bakış açısı getirmeyi hedefliyor. Yeni icadını anlatan Namlı, “Müzik aletlerinin stereosu sunulmamış. Bu dinleyen için bir kapı açıyor. Başka bir sound açıyor. Tabi çalım için de bir pencere açıyor. Yeni icatlar bununla ilgili. Kolay kullanılabilir, kolay dağılabilir, kolay anlaşılabilir haliyle oluyor bu” diyor.

Daha önce yeni enstrumanlar üretmiştiniz. Şimdi de iki yeni icat üzerine çalışıyorsunuz. Patentini de aldınız sanıyorum…

Bu günlerde yeni icatlarımla ilgileniyorum. Bu icat serüvenim aslında eskiye dayanıyor. İlk icadımı üniversite yıllarında yapmıştım. Tüm telli çalgılara uyarlanabilen akustik stereo sistemi üretmiştim bu dönemde. Bunun da patentini almıştım. Şimdi bu icadın ben yaşarken üretildiğini ve kullanıldığını görmek için yeni icatlar yapıyorum. Çünkü her çalgının gelecekte stereo çalınacağını öngörüyorum. Ses sitemlerinde buna geçildi, akustik olarak buna geçilmedi henüz. Benim öngörüm stereo enstrumanlara geçeceğimiz yönünde.

Bu geçiş nasıl olacak?

Teknolojik olarak bu zaten uygulanıyor. İnsan doğasının gereği de bu. Kafamızın iki tarafında birer kulağımız var.Ama müzik aletlerinin stereosu sunulmamış. Bu dinleyen için bir kapı açıyor. Başka bir sound açıyor. Tabi çalan için de yeni bir pencere açıyor. Yeni icatlarımla bununla ilgili. Kolay kullanılabilir, kolay dağılabilir, kolay anlaşılabilir haliyle…REKLAM

Bunların isimleri ne olacak?

Ses ufosu ve ses hayat ağacı. Bu iki icadın benim için manevi yönü çok kıymetli. Bunun dışında da bağlamasından gitarına, kemanından viyolenseline,udundan buzukisine tüm enstrumanlara uygulanabilen bir sistem olması sebebiyle ,milyarlarca dolarlık dünya telli müzik enstrümanı sektörüne yeni bir ürün sunmuş olacağız.Bu icadın Stereo enstrümanlara geçişi sağlayacak olduğunu düşünüyorum. Ve bunu kolaylıkla ve maliyeti düşük olarak sağlayacak.

Müzik alanında farklı icatlarınız, keşifleriniz var. Ama bunlara kendi adınızı vermiyorsunuz. Neden?

Özel üretimlerime farklı bir isim vermiyorum. Neyse olay onu veriyorum isim olarak. Mesela icatlarıma Çağlar ismimi vermiyorum.Kullanmakda istemiyorum. Ben buna karşıyım. Sonuç olarak elimde tutuğum enstrüman bir stereo gitar veya stereo bağlama ve adı da bu olmalı.

Bundan kaçınıyorsunuz anladığım kadarıyla.

Aslında kaçınmıyorum. İşin gerçeğinin bu olduğuna inanıyorum. Bu olaylar sadece keşiflerdir. İnsanlar kendilerini biraz ‘yaratıcı’ yerine koymaya çalışıyorlar. Abartıyorlar. Siz var olanları birleştiriyorsunuz oysa. Ortaya çıkan sonucu söylemeniz gerekiyor. Buna kendi isminizi koymanız başka bir şey bence.

Stereo gitar bir sonuç yani…

Benim stereo gitarda, üst tarafa ikinci bir kutu ekleyip buradan da ses çıkmasını sağlıyorum. Bu naturel stereo gitardır. O halde adı da bu olmalıdır. Kişi yeni bir şey yaptığında, kendi adıyla anılmasını istiyor. Bu sayede belki ürünün çalınamayacağını ya da başka birine mal olamayacağını düşünüyor.Ancak ben bu konuyu içimde hallettim tecrübe ettiğimden dolayı “benden çalsınlar,alsınlar ama ben kimseden almayayım.” Benim fikrim bu. İşin doğası da bu. Ortaya çıkan sonucu, doğada olan parçaları birleştirerek elde etmişsiniz. Daha önce keşfedilmemiş sadece. Bu gerçekçi olan.

Sosyal medyadaki bir paylaşımınızda ar-genin bazengirilmeye değer görülmeyen arka sokaklardaki hazineleri keşfederek olacağını söylemiştiniz. Sizin icadın böyle bir hikayesi mi var?Nasıl bir yol izlediniz?

Bu tür şeyler insanın içinden geldiğine inanıyorum. Şimdi bir başkasının yaptığı uygulama veya onun stratejisi size uymayabilir. Sonuç ona has bir sonuçtur çünkü. Daha subjektif üretimlerden bahsediyorum tabi. Ezbere bir yöntemle değil, kendi iç sesinizi dinleyerek yola çıkmanız gerekir. O zaman gerçekten kendinize has icatları ya da herkesin elinde olup görmeye değer bulmadığı hazineleri görebilir ve ortaya çıkarabilirsiniz. Çok şekle şemala, imkanlara takılmamak lazım. Bol imkanların olduğu yerlerden değil, imkansızlıkların olduğu ortamlardan çıkar çoğu şey.

Kendi atölyenizi yeni kurdunuz. Neler yapılıyor bu atölyede?

Her zaman kendi çalışmalarımızı yapacağımız bir yerimiz olsun istiyordum. Üsküdar Doğancılar Parkı’nda burayı bulduk. Çok sevdik. Şimdiye kadar başka sanat merkezlerinde bulundum. Ancak kendi yerim olmamıştı hiç. Burası yaşayan bir atölye. Eğitimler veriliyor, her haftasonu doğaçlama müzik konserlerimiz var, provalar, araştırma geliştirme çalışmaları tamamı ile bir sanat evi. Dışardan gelen sanatçı arkadaşlarımız da var. Hem amatörlere, hem de kendini ilerletmeye çalışanlara yönelik farklı eğitimlerimiz oluyor.

Yeni bir albüm çalışması var mı?

Düşüncede var. Sanat Evi beni iki yıldan bu yana çok oyaladı. Önümüzdeki yıl olabilir.

Nasıl bir albüm olacak bu? Dinleyici için ipuçu var mı?

Daha çok doğaçlamaya ağırlık veriyorum. Yine besteler oluyor ama doğaçlama ön planda. Bu da öyle olacak.

Sizin bağlamada kendinize ait bir tekniğiniz var. Bu nasıl oluştu?

Yaklaşık 20 yıldır kendi tekniğimle çalıyorum. Tabii ki bu da iç sesinizi dinlemekle alakalı..Her şeyi insanın kendi iç sesine sorması gerektiğini,sonrasında alacağı cevapla hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.İlk yıllarda farklı tepkiler alıyordum. Şimdi daha farklı tepkiler alıyorum. Yeni olan bir şeyin algılanması zor olabiliyor. Duymaya alışık olduğunuz şeyden, duymaya alışık olmadığınız soundları duymak ilk önce yadırgamanıza neden olabiliyor. Ama ben aşağı yukarı hep olumlu tepkiler alıyorum. Zaten bunun hem çalım tekniği, hem de sistemi bir zemine oturdu,kitaplar yayınlamaya başladım.

Sizin oluşturduğunuz metodun karşılığı nedir?

Bağlama evrensel şekilde kullanmanızı sağlayan bir metot. Mesela bağlama tarzı ensturmanlar 12 tondan kullanılmaz. Böyle bir eğitimi yoktur. Belli pozisyonlar belli tonlar kullanılır. Ama bu 12 tondan da müziğin matematiği dediğimiz şeyi entsrümanda görmeyi ve kullanmayı sağlayan bir metot. Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir müzisyenle birlikte çalmanızı sağlıyor.Ve müziğin sihrine dahil olmanızı.

Kendi müziğinizi hangi tür içinde tanımlayabilirsiniz?REKLAM

Müzikte ayrımlara inanmıyorum. Rock, pop gibi bir ayrıma ben inanmam. Müzik bir bütündür. Bu tür tanımlar başka kaygılarla oluşuyor. Bizim yaptığımız müzikte hepsinden bir iz bulabilirsiniz. Bu da müziğe bir bütün olarak yaklaşmamızdan kaynaklanıyor.

Güzel isimlere anılmak güzeldir

Bazı dinleyenleriniz sizi sıklıkla Erkan Oğur’la benzeştiriyor. Belki bu bir benzerlik değil de, birlikte anma ihtiyacı…

Müziğimiz için çok önemli bir isim Erkan Oğur.Benim tarzım oturduktan, kendi metodumu geliştirdikten sonra bazı karşılaşmalarımız, görüşmelerimiz oldu. Genelde bir ürünü topluma sunduğunuzda, o bir noktadan bunu yakalayabilmek için benzerlik kurmaya çalışır. Arkasında böyle bir şey olabilir. Ülkemizde enstrumantel müzikle ilgilenen çok kişi zaten yok. Makamlarla cazı bir arada kullanan çok isim de yok. Tonlarımız da birbirine yakın, ikimizin de icatları var. Yani ortak noktalar var. Tabi ki güzel isimlerle anılmak güzeldir.

Üsküdar’la müzik arasında geçmişten bu yana bir bağ vardır. Mesela Niyazi Sayın komşunuz sayılır. Üsküdar’ın böyle bir ruhu mu var?

Burada sokak isimleri bile sıklıkla bestekarların adını görürsünüz. Bölgenin müzikle ilişkisini ben de yeni yeni keşfetmiş oluyorum. Üsküdar’ın böyle bir büyüsü varmış demek ki bizi de buraya çekti.

Adres: Ahmediye, Şair Naili Sk. No:1, 34672 Üsküdar/İstanbul

Telefon:  (0216) 695 22 92

Merve Akbaş, Kaynak: Yeni Şafak

İZDİHAM

Exit mobile version