Doğmamış kızıma..
Yarım kalan bir şiir..
İnsan, bilmediğinin yerlisi olurmuş
doğmamış kızım bana senin gözlerinde gülümserken anladım
anladım bu çağda yolda bulduğu ekmeği nimetten saymayanlar
falanlarla filanlarla yaşayanlar hep mi kötü,
hep mi çirkin,
hep mi sen gibi gidilecek o güzel gurbet
üstelik senin haberin yokken yetişmeye çalıştığım gölgene ben
dizlerimdeki nasırların anlamını bilmedin sen
bilmedin ağzımda serkeş bir ciğer tadı
bilmedin,
bilmedin,
olsun bilmeyecekler,
güneş,
gülümsemeni de bilmeyecekler
onun için artık hayırlısı buymuş demek istemiyorum
dişlerim ağzımdaki o serkeş ciğerde meyus
gassal musalladaki o karga
ben o kaplumbağa kadar sabırlı değilim
sabrım yok, ben Yusuf değilim, ben Eyyüp değilim
ben yanmayı dilemiş İbrahim
iğne ve üsküfün sahibi dedem
biliyorum bu bir yazgı değil
değil,
değil,
değil,
,
Mezarlıktan çaldığım o papatyanın
yapraklarında bir dilek dilemiştim
anlamı vardı bütün falları inkar eden ben için
papatya falına inandırmıştı beni
Kuzey yıldızını
Güneşi
Ve Ayı
Kızım,
Yarım kalan bir şiiri ‘’Zaman’’ tamamlayamaz.

