İlhami Çiçek, Satranç Dersleri

uzun bir nehirdir satranç kıvrak ve uzatarak boynunu nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir her karenin bir karşı veba girişimi olduğunu göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği bir oyundur satranç evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış artık dönüş yoktur kuşku bağışlanmasa da tedirginlik doğal …

Sohrab Sepehri, Suyun Ayak Sesi

Annemin sessiz geceleri için! Kaşan şehrindenim Fena sayılmaz halim, Bir lokma ekmeğim var, biraz aklım, İğne ucu kadar da zevkim. Annem var, ağaç yaprağından daha güzel, Dostlar, akan sudan daha iyi Ve Allah, burada yakındadır, Şebboylar arasında, uzun çamın altında Suyun bilincinde, Bitkilerin kanununda. Ben müslümanım. Kıblem bir kırmızı güldür, …

Sohrap Sepehri, Aydınlık – Ben – Çiçek – Su

Bulut yok, Rüzgâr yok. Havuzun başındayım, Balıkların sudaki izleri, Aydınlık, ben, çiçek, su. Yaşamın temiz buğday başağı. Annem reyhan topluyor. Peynir, reyhan, ekmek, bulutsuz gökyüzü, Islak şebboylar. Kurtuluş yakında: Avludaki çiçeklerin arasında. Işık, bakır kâseyi okşuyor! Yüksek duvara dayalı merdiven, sabahı yere indiriyor. Bir tebessümün arkasında gizlidir her şey. Zaman …

Octavio Paz, Unutuş

Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta gözkapaklarının kırmızı yaprakları altında. Gömül vızıldayan sesin düşen sesin halkalarına ve uzaklarda yankılan dilsiz bir çağlayan gibi, davulların çalındığı yerde. Bırak kendini karanlığa, kendi etine gömül, kendi yüreğine; kemik, o mor şimşek, kamaştırsın gözlerini, kör etsin, mavi göğsünü göstersin akşam ışığı körfezler ve gölgeli koyaklar …

Octavia Paz, Bir Şair

“Müzik ve ekmek, süt ve şarap, aşk ve uyku. Bedava. Büyük ölümcül kucaklaşması birbirini seven iki düşmanın: Her yara bir çeşme. Arkadaşlar, zamanın sonuna dek sürecek sonul sohbet için silahlarını iyice bilerler. Aşıklar geçer gecenin içinden, birbirine geçmiş biçimde, yıldızların ve gövdelerin birliği. İnsandır insanın besini. Bilgi düş görmekten farklı …

Slvyia Plath, Gece Dansları

Bir gülücük düştü çimene telafisi olanaksız! Ama nasıl yitirecek kendilerini Gece dansların. Matematikte mi? O ne saf zıplayışlar öyle, o ne kıvrılışlar Elbette sonsuza değin. Dolaşırlar dünyayı; güzelliklerinden, Küçücük soluğunun armağanından, sırılsıklam çimen Kokulu uykularından, zambaklardan,zambaklardan Hepten yoksun oturmayacağım burda böyle Etleri hiç benzemez. Egonun soğuk kıvrımları, kallâ zambağı Ve …

Sylvia Plath, Boyunayım

Ama enine olmayı tercih ederdim. Ben kökünü toprağa batırmış bir ağaç değilim Taşları ve o ana sevgisini emen Bu yüzden büyüyemiyorum parlak yapraklara her nisan, Bir çiçek tarhının güzelliği de olamadım ne yazık ki Sanki özenle boyanmış ve kendi payına düşen hayranlarını kabul eder gibi, Pek yakında bütün yapraklarından birer …

Sylvia Plath ve Nilgün Marmara’nın Eserlerinin Karşılaştırılması

İntihar, kimine göre psikiyatrik bozuklukların yansıması bir edim, kimine göre tanrıya bir kurban… Kimine göre bir sanat, kimine göre muhalefet. Çağlar boyunca süregelen söz konusu edim, defalarca tanımlanmış, farklı disiplinler tarafından birçok kez konu alınmış, sanatçılara ilham vermiş. Esasen konunun fevkalade tekil olmasından ötürü, yapılacak olan çoğu tanım havada asılı …

Octavia Paz, İncir Ağacı

 Miksoak’ta, yanmış dudakların köyünde, yalnız incir ağacı bildirir, yıldaki değişmeleri. İncir ağacı, altı ay, ötümlü elbise giyinmiş ve diğer altı ay, yaz güneşinin kömürleşmiş harabesi. Yanıtsız iletiler yazıyordum, imzalandıktan az sonra yok edilen; dört duvarla çevrelenmiş (kuzey, bilmeyişin billuru, bulma memleketi; güney, dörde bölünmüş hatıra; doğu, ayna; batı, kireç ve …

Octavio Paz, Gitmekle Kalmak Arasında

Gitmekle kalmak arasında kıpırdamayan gün, katı bir saydamlık kalıbı. Hepsi görünüyor ve hiçbiri anlaşılamıyor, ufuk dokunulamayacak bir yakınlık. Masada kağıtlar, bir kitap, bir vazo: nesneler dinlenmekte adlarının gölgesinde. Damarlarımdaki kan giderek daha ağır yükseliyor ve yineliyor inatçı hecesini şakaklarımda. Işık kayıtsızca biçimini bozmakta donuk duvarın, tarihi olmayan bir zaman. Öğle …