Özer Turan, Bisiklete Takılır mı Ok

Heyecanımız ve sabrımız arife gününe kadar zorlanarak; arifenin yoğunluğundan dem vurup bahaneler üreterek, bayramın birinci gününe, bütün mağazaların kapalı olduğundan ikinci gününe, bayramın artık bitiyor olduğundan üçün ve dördüncü gününe atılan bayramlık bekleyişimizle; başladı heveslerimizin boğazımıza tespih edilmesi. Birinci sınıftan itibaren bisiklet sözüne kanarak, her yıl sınıf birincisi olmaya çalıştığımız …

Edgar Allan Poe, Ölüm

Bir taht inşa etmiş kendine Ölüm Uzak batıda yalnız bir şehirde, İyi ve kötü ile en iyi ve en kötünün Sonsuz dinlenmeye çekildiği. Benzemez bizim olan hiçbir şeye Türbeleri, sarayları ve kuleleri (Zamanın ötesinde ürpertisiz kuleler). Yükselen rüzgarların uysalca göklerden bıraktığı, Hüzünlü sular sarar çepeçevre. Kutsal göklerden nur inmez Uzun …

Edgar Allan Poe, Şiirin İlkeleri

Yeryüzündeki, en iyi destanın bile, bütün- halinde, son ya da kesin etkisi değersizliktir. Şiirin ilkesinden söz ederken ne konuyu tüm açmak nede derinlere inmek niyetindeyim. Şiir dediğimiz şeyin ne olduğu üzerinde tamamen gelişigüzel konuşurken asıl amacım beğenime en uygun gelen ya da hayallerimi en kesin şekilde etkiliyen kısa İngiliz ve …

Özer Turan, Ve İşte Biz

“Sen yaratılışın ilk günü yaratılan ilk kadınsın. ” Aşk, karanlıklar içerisinde Uykusuz beklemekten ibarettir Gündüz lakırdıları en az güneş kadar Karartır ve kirletir onu İlerleyen saate yenildikçe Ve takip ettikçe yenilgini büyük bir hayranlıkla Artacaktır ateşin Bir vebalının yaralarına olan tutkusu gibi Bir kez daha telef olmadan önce Karanlığın dehlizlerinde …

Özer Turan, Hükümsüz Tecavüz

buyruk olunacak bir baş sahibi olamadan asabiyet her atoma sinmiş silinmişlik hissinin tezahürü tedirgin bir tecavüz mağduru kalbi kananan ölü bir böcek gibi emeklemekten ileriye gidemeyen bir bebek çaresizliğiyle ağlıyor orta yerimde geçmiş zaman müttefiksiz buldum kendimi hükmü tedahülden kalkmış bir harbin ortasında tövbelerden sıyrılmış dualarla dolu sığınaklar vardı kıyamet …

Özer Turan: Ne Renkti Yokluğun

Ben sana yürüyordum Koşar adım Herkes aksi yönde kaçarken Görebilseydim perdenin arasından saçlarını Duracaktı yağmur Durmadı. Toprak koktu yine ellerin Sahi ne renkti yokluğun Nasıl kokardı mavi Saçların hangi notadan okşardı ruhumu Çıkan sen miydin aklımdan Yoksa akıl mı çıkmıştı başımdan Akarken kelimelerim gözlerinden Titriyorsa bebekleri; Öldürmekten uzak acıları Kabullenmenin …

Özer Turan: Defter

Bir defter vardı hatırlar mısın? Çöplerin arasından çıkardığımda çok mutlu olmuştum. Yazılı sayfalarını yırtıp attığım ve geri kalan sayfalarını seninle doldurduğum o defteri. Yani seninle sayfalarında yaşamaya başladığım o kareli defteri. Kimseye söyleyemediğimiz, Çaresizliğimizi, İsyanımızı paylaşabildiğim o üçüncü şahsı. Hiç yanımdan ayırmadım onu. Kimseye de okutmadım. Bitmedi çünkü. Henüz yazılacak …

Özer Turan, Ez-an

Ya kalkıp gitmeliydim artık, ya da bir şey istemeli. Soğuk bir akşamdı. İçeriye girdim. Balkonda oturup bir sigara bir çay içip kalkacaktım. Etrafta her elin içinde başka bir el varken benim tek elle oturmam tuhaf karşılanıyor olmalıydı. Garsonla göz göze geldik bir bardak çay istedim. Büyük mü, küçük mü? diye …

Güven Adıgüzel, Hoşçakal Ciguli

Müzik hayatına 1-0 önde başlamasını sağlayacak kadar karizmatik bir ismi vardı aslında; Tolstoy romanlarından fırlayıp gelmiş bir kahramanı andırır gibiydi gerçek adı: Angel Jordanov Kapsov. Haklıydı, Bulgaristan’da ‘kimlik’ sancıları vardı ve VAZ-2101 model sedan arabaların halk arasında bilinen adını, Ciguli’yi (Ahmed Ciguli) tercih etti. Yollarda uçarak giden ciguliler gibi o …

Özer Turan, Kayık

Şimdi tek ihtiyacım olan bir kalem. Bu bir aşk hikâyesi değildir. Bu, bile bile mahvoluşun hikâyesidir. Başlarken bitişi belli olan ender hikâyelerden biri sadece. Ufak tefek farklarla da olsa her şey tahmin edildiği gibi büyük bir yıkımla bitti. Başlangıcındaki çaresizliğe ve isyana yakışır bir şekilde. Zaten başka türlü olması da …