Sıdık Bakır: Nikaragualı Sevdiğime Ucu Açık Mektubumdur

İlk tövbeden hemen sonra öp beni… Bu acı bir güzellik, kaprisine bulanmış yüzü gözü şiş kutsal kalabalık, elinde olmadan seviyorsun beni, Elinden kayıp giden bir şeyler var. Boşluğa akıyor gecenin harfleri, eğilip yalanların görünen ucunu nefesine değdiriyorsun, Nasıl seviyorum o an bilsen / ağlamayı.. Yıllar, haz, sonraki yıllar hüzün, Managua’da …

Sıdık Bakır, Kasırganın Küçük Ünlü Uyumu

Pop dinliyorsun, Beni müsait bir yere kus ! li-bi-do ve ay kırıkları, sahilin g’öbeğine dolan. Çalka’lan Ne çıkarsa ringa kokusu. Ne duyarsan o hengamede, Liseyiilkastığıngününyanaktaşişenettortusu.. Kırılma, zengin kafiyeli şiirlerim de var, haya’m sönende yazıladurdu. Şimdi üçüncü yeniğ/yim, senin gibiyim. Yaramı okşa ah, Hissene düşen gün/ahlarımı evcilleştir.. İçinizden gürbüz Aids’li ben …

Sıdık Bakır, Orta Asya’da Bir Fincan Dibi

Nerden bakarsan elinde kalıyorum.. Öyleyse bırakma / sarıl.. Bahar geçti de / ben yaprağa nasıl söylerim, ağlarken düştüğümüzü.. Madem öyle, saati ayrılığa kur, çalmadan gitmiş olasın lakin; elin elimde olmalı mesela, biriken bir şeyler olmalı, eriyen de bir şeyler. Bu kalp kafesine sığmıyor artık gitmeliyim, Meneviş teninde harı gözlerimin.. Kuşlar …

Alain Bosquet, Ozanın Aşkı

Bir ozan seviyor sizi dişi bir meşe olmak hakkı tanıyor size yüz tapınaklı bir ırmak gezgin bir kuyrukluyıldız bir ozan seviyor sizi alıştırmak için sizi kenar mahallelerine siz olacak evrenin bir ozan seviyor sizi ve sorumlu tutuyor sizi çok uzun bir sonsuzluktan uysal tanlardan uçan balıklı göllerden bir ozan seviyor …

Sıdık Bakır, De Ki Yağmurun Cama Vurduğu Bir Geminin Batışıdır

“Hiç dostun kalmayınca, sarsılmış bir ömrün basamaklarından, görüşüme gel ne olur.” Ahmet Kaya* Annemin cebimde bulduğu intihar mektuplarına diyecek söz bulamıyorum artık. Uzun iç çekişlerinin gidenlerle alakası olmalı, Yoksa durduk yere kanar mı bir zarfın ağzı. Kaçıncı sefer bu, fırkateyn giyotine vuruluyor, Kaptanın seyir defterinde Rimbaud, Gökyüzünde ardışıl kekeme kuşlar, …

Anıl Tülü, Vazo

Vazoya baktı ve çıktı. Bu ülkeye geldiğinden beri yolunda gitmeyen tek şey geceleri boğazını bir mengene gibi sıkan ve onu ölüyormuş hissine kaptıran öksürüktü. Merdivenleri çıktı, sokak kapısını açtı ve pis havayı ciğerlerine çekmeden önce bir sigara yaktı. Işık açık kalmış mıydı? Sağa dönüp dar caddede yürümeye başladı. Karanlık iyice …

Alain Badiou, Etik Üzerine

Özellikle Nazizm sonrasında yeni bir kimliğe bürünen etik kavramı, günümüz dünyasına gelinene değin düşün alanında gitgide daha fazla yer kapladı. Her şeyden önce insan hakları alanıyla bağlantılı olarak önümüze gelen bu kavram, tıp, medya, hukuk vb. alanlarda da sık sık tartışma konusu oluyor. Söz konusu tartışmalarda genellikle neyin etiğe uyduğu, …

Ahmet Telli, Çocuksun Sen

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya onlardan birindeyim Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun Sesin bir çağlayan olup …

Ahmet Telli, Zaman Kekemeydi

Gün bitti, elindeki güller de soldu anımsanacak neler kaldı bugünden paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak belki bir türkü söyleriz geceye karşı saçlarını tarazlayan bir şafak olur Zaman kekemeydi ve tarihe sızan soytarılar gördük gencömrümüzde ölüm peşimize düşende bir göçebeydik suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı Rüzgâr suyu soğutsun su …

Ahmet Telli, Karda İzler

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana Siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından Geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor …