8 Nisan 2021

Kırmızı Bir Günce, Kaan Gülüç

ile onur

Şimdi ellerimi acınası bir yere bırakmak geldi içimden. Fesleğen saksısı pencerenin önünde uçmasa da uçacak olan bir kuşun serinliğini yansıtıyor bana. Göz göze gelmekten korktuğum saatimi şimdi hangi köşeye bıraksam? Yılların geçişini hatırlatan yılları ve bunu mutlulukla sayışını insanlığın hangi çekmecede saklayacağım? Bu burada öylece kalacak. Aklımda değilse bile yüreğimde bir yanık izi olarak.

Hangi kederin iz düşümü bu güneşten arta kalan gövdem, gölgem.. diyerek yılların üstüne koşarcasına hayallerime ve daha sonra kasvetime abanacağım dört kolla. Çamura basmadan taş taş üstünden bir hışımla değilse bile aniden ve aceleyle sıçrarcasına adım adım.

Yazdıklarım, yazıldıkları yerlerinden silinmeye başlasa, şimdi, şurada, hemen. Ne kadar da yılgınlığıma doğru ağız dolusu sövercesine kalkan dudaklarımı unutacağım. Kırmızı bir günce sanki silinmedikçe bu arta kalan. Yetmese yediğim atsalar üstüme, havada karada, sapan, saçma. Kan değil desem, ki demişimdir ağzımdan gelen yeryüzünün hangi katranı bu diye.

Şimdi yine neyse diyerek seyrediyorum kalemin dokunduğu yerlerinden bir bir silinmeyişini. Kendime söyleyeceklerim nasılda kapıyı üstüme çarpıp (yo hiddetle değil, haklı ve küskün bir hâlde) savruluyor gökyüzüne yavaş yavaş.

Kırmızı bir güncenin tarihini başlatacak, sonra sürdürecek materyalleri kendine bir avuntu yapıp insanlık, balonlarıyla gökyüzüne yol almaya kalktı, bilirsiniz. Ulaştıkça sandığımız ağzımızdan dökülenin rengi ve mırıldandığımız; tekil, çoğul, karmaşık. Bir o kadar tanımsız ifadeleri hediye ettik durmadan birbirimize. Biri fırlattı onu birine, bir diğeri gül diye kabul etti, aldı.

Yanılgının ortasında ben şimdi hangi anlamı yanıltıyorsam bu da son bulacak. O maksatla kanatlarını çırptığını hayal edip pencere kenarında maksadını aşmadan yollara doğru (keşke şaşırmadan) çizginin kendisi olmayacağını bilerek ve devam ederek…

Esaslı bir sonun cümleleri yoktur desem fazla iddialı olurmuşum gibi geliyor bana. Ama esaslı bir sonun alacağı bir nefes dahi kalmamıştır artık, bilirsiniz.

Kaan Gülüç

İZDİHAM