Didem Madak, Annemle İlgili Şeyler Şiiri

Sevgili Anneciğim,
Binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda,
Kocaman bir dağ lalesi gibi.
Ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran.

Şimdi mucizevi bir yerdeyim.
Muc’ın ucuz evinde.
Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
Duvarlara hep senin resmini çiziyor.
di’li geçmiş zamanda birçok resim,
Hep gülümsüyorsun,
Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi.
Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında,
Durmadan soluyormuş gibi.

Hatırlar mısın?
Mavi saçlı bir tanrı gibi severdim Burdur Gölü’nü.
O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü.
Vişne bahçeleriyle dolu,
Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
Bazen ölmek istiyorum,
Beni yeniden doğurman için.
İri, ekşi bir vişne tanesi gibi.

Kış başında bir ton kömür yığarlardı kapıya.
Bazen görülen rüyalar gibi kapkara,
Bir ton rüya çıtırdarken,
Sen kar yağmadan önce başkaydın,
Kar yağdıktan sonra bambaşka.
Sanki hep buluğ çağındaydım.
Kuşlar zaptederdi her yeri, sabahları,
Binlerce kez söylerlerdi söyleyeceklerini,
Bizim hiç anlayamayacağımız bir şeyi,
Senin şarkıların aç kuşlara buğday saçardı.
Kediler yusyuvarlak dururdu karın ortasında.
Kar manzaralı bir resmin ortasında durur gibi,
Gri kediler sarmıştı etrafımızı, gri dağlar…
Bir tek senin çocuklar üşüyecek rengi saçların vardı.

Ben bu eve Muc’ın ucuz evi diyorum.
Yokluğunda böyle oldum.
Mucize öldükten sonra buraya taşındım.
Ve inan,
Muc bu evi bana çok ucuza verdi.

Yaşasaydın, hayatının ortasına,
Güller yığan bir adam olsun isterdim babam.
Sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim.
Ölü mısır tarlaları hışırdıyordu,
Ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri…
Diye başlayan bir çocuk romanında.
Şalına sarınırdın toprağa sarınır gibi,
Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
Bu acımasız ölü anne sesini.

Şimdi mucizevi bir yerdeyim.
Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burada.
Ve çok ağır ilerliyor.
Yüzümdeki çillerden başka,
İsyan eden biri yok hayatımda.

NOT:
Ölen her kadın için bir şiir yazdım.
Onları Muc’a evin karşılığında verdim.
Çok ucuza.
Artık bütün üzgün oluşlarımın adı:
ANNE!

Didem Madak
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın