Nurdal Durmuş Yazıları

Nurdal Durmuş, Bayrama yolunuzu gözleyenler soruyor: Gelecekler mi?

Nasıl devam ediyordu Beatles’ın şarkısı: “Ansızın gördüm ki o eski halimin yarısı bile değilim.” Annemden öğrendiğim ilk şey; kendimden büyüklere, öğretmenlere, yaşlılara her şartta ve her ortamda saygılı olmamdı. Her gördüğüm yaşlıyla selamlaşıp hal hatır sormak, hayat tecrübelerini dinlemek, öğretmenlerime hayatımın çıkmaz sokaklarında çıkar yol bulmamı sağlayan pek çok şeyi …

Nurdal Durmuş, İnsan ilişkilerinin insana öğrettikleri

RUH SAĞLIĞIMIZ İÇİN UZAK DURULACAKLAR LİSTESİ; 1- Siyaset 2- Haberler 3- Köşe Yazarları 4- Tartışma programları 5- Gazeteler 6- Troller 7- Din, mezhep ve cemaat tartışmaları 8- Mevki, makam sahibi olan eski dostlarınız 9-Yokluk, dostluk ve ölüm görmemiş insanlar

Nurdal Durmuş, Medya, Sinema ve Şiddet İlişkisi

Senaryo: Yılmaz Güney’in yazdığı Şerif Gören’in yönettiği Yol (1982) filminde Doğu’da “Namus Sorunu” yüzünden babası eşini terk eden kızını ahırda yıllarca bağlı tutar. Yaşanmışlık: “Babası kızını ahırda bağlı tuttu, 6 yıl kimseyle görüştürmedi.” “Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde eşi tarafından terk edildikten sonra babasınca 6 yıl boyunca ahırdaki bir bölmede bağlı tutulan …

Nurdal Durmuş, Annesinin büyümeyen oğlundan

Anneler için hiç büyümeyen oğulları vardır. Yaşı kırklara gelse bile bir akşam eve geç kaldığında pencere önünde uzun kederlere dalar anneler. Anne dilinde oğullar, endişe ve bekleyişin adıdır. Dünya döner, dünya çirkinleşir, dünya bütün yükünü insanın omuzlarına yükler, ama oğullarının bütün yükünü kendi sırtında taşımak ister anne. Çirkinleşmeyen, kaybolmayan ve …

Nurdal Durmuş, Bugün Cumartesi

Bugün Cumartesi Bugün hiçbir şeyden daha hızlı yaşamamalı. Hayatla aramızı birkaç adım açmalı. Mesela bir şarkıya ikinci nakaratında eşlik etmeye baş­lamalı. Bir kitabı son cümlesi okuduğunda anlamalı. Bir film sonu tahmin edilmeden izlenmeli. Telefon kapatılıp bir meçhule yürünmeli. Cebe çakıl doldurup deniz taşlanmalı. “Şuraya yetişmek gibi bir derdim yok!” diyerek …

Nurdal Durmuş, Kitapsız entelektüellik!

İnsanız işte, en çok imkansızlık içinde ne kazandıysak o kıymetli oluyor. Emek, iş, hayat, okul, başarı, kariyer, maddi ve manevi daha birçok şey. Hepsi imkansızlıkla mücadele edilerek kavuşulduğunda anlamlı. Hepsi feda ettiklerimizin çokluğu kadar kıymetli ve tüketilmesi zor olan şeyler. Kitaplar da öyle. İnsan, sadece kitapların olduğu zamanları özlüyor. “İntihal” …

Nurdal Durmuş, Geçen sadece zamanmış meğer, geçmeyen her şey

veda! birinci gün – martılar bu şehri terk etti ters giydiğim ayakkabılarla, adını bile bilmediğim sokaklarda yürüyorum. levha yok, yön yok, ışık yok. sağa sola belirsiz çırpınışlar, anlamsızlık ne acı. ağaçlar göğümün gölgesi sanki, simsiyah duruyor. kusursuz modeliyim hayal ve ızdırabın. zihnimde kirlenmiş ayak izleri, yağmur yüzümü saklayamıyor. ikinci gün …

Nurdal Durmuş, Şairin Son Sığınağı “İntihar!”

Şairler ölmek istemezler, çünkü ölmek unutulmak, yok olmak demektir. Şairler ölmek isterler, çünkü ölerek yaşamak onlar için hep daha cezbedici bir duygudur! Bu açıdan bakıldığında şair belki de son hamlesini, hayata sınırlar koyan, onu basitleştiren bütün yaşam koşullarına "şiirlerin" ölümsüz dizeleriyle "ölüm" diye bağırarak yapar!

Nurdal Durmuş, Yeni yılın yeni nesi var?

Her şey eskisi gibi sürüp gidiyor. Yeni yıllar, dünya hengâmesine dalıp hep yenilen -yine yenilen, hep kırılan -yine kırılan insanoğluna taze bir müjde, yeni bir bahar gibidir. İnsanoğlunun yeni olan her şeye eski hayâl kırıklıkları yüzünden daha fazla umut bağlaması ve heyecanla başlama isteği de bu yüzden. Her sırra erdiğini …