Cahit Zarifoğlu Yazıları

Cahit Zarifoğlu, Özgürlüğe Doğru

Bırakıyor ardından belalara beni Tedbirim öldü gövdemin binası geçti Göğsümde ince gergin çelik bağcık Tenimi bastıran içerilere Bağırıyor leylaklarım ağlıyor ağlıyor duvarlar Çatlayacak gibi susuz düzgün ve biçimli sanatlar Çocuk yığılıyor kalp kalp üstüne konuyor Bir baba damarı vuruyor sökülen nabzım Şimdi batar birkaç nesil azdıran bozgun Simsiyah aklım ve …

Cahit Zarifoğlu: Açık Açık Çağırır Aşkını

I Çabuk akan tez giden ilk geyik avında ölenler çarpıntı başlarıdır insanlığın Uzakta, ta burada Ünlü bir can sıkıntısını Ufalar bir zümrüt sakal Yeldeğirmeni ve uçuşan leylekler beyaz saçlı atın kar yıllığını rüzgar hallerini kahraman atın madalya anına bitişik dört nala koşan sesi oradan uzaktan ta buradan siyah çatık kaşlı …

Cahit Zarifoğlu, Ateşli Hastalıklar

I Bir ateşli hastalık Orak ucu gibi geçmiş karnına Bilinmez rahmet saatı Birden çıtçıt – çıtçıt – çıt İsyan davulunu o Asmış boynuna Baktı ki bu ölümün ayak sesleri Darldı mekan Can çekiliyor ayak uçlarından Tırnaklar soğuyor hücreler sahipsiz kalıyor Ve ömründe ilk kez Başlıyor duaya Bilinmez ne zaman birden …

Cahit Zarifoğlu, Ağartı

sevgililer yüzüne karşılık geldim kaygı bağırdı gözevlerimde günlerin yamanan yıldızlar ve üzülen gökkuşaklarıyla doluluğundan söz ediliyor evlerde çocuklar arşınlanıyor ve alkışlanıyor babalar ki tütün başında ekmek başında kabir başında günler yenilenen bir isim merdivenleri büyük ağzıyla çıkan meral haftada üçer gün üçer hafta ince uzun veya kahverengi ve gelinlik sabah …

Cahit Zarifoğlu, Korku Ve Yakarış

Yüklenip geliyor gökyüzü evimizden yeryüzümüze Dilimize onur veren kelime Güzel ticaret ettik Çölü okuyabiliyoruz deveyi çözebiliyoruz / Delicesine yalnızlıktan yana reyi Eller berrak ve dolu Arındı soyu kurudu kinlerin sanki Vuruyordu son bahtsız atılışında Köpeklere yaslanarak bir avluda Ve ayaklarının altında Her kiminse doğranmış saç örğüleri / Ve şimdi adam …

Cahit Zarifoğlu, Savaş Ritimleri Kitabından Seçilen Cümleler

“Algılayışımızın birkaç düzlemi olmalı. Bu noktada şehirlerdeki insanlarla ayrılıyorduk. Burada dış bir yaşayışa toprak yok. Her şeyin zaten bir cesaret olduğu yerde, cesaret nasıl bir şey, onu kim dışına alıp anlatabilir.” “Anam ak yatağında.” “Gözlerim açıldıktan sonra birçok defalar alacalı bulacalı şekiller arasında üzerine eğildiğini göreceğim gür sakallı dedemin sesi …

Cahit Zarifoğlu, Yanma

Ve elbet Gözlerim sularımdan çekilince ürkek bir ceylanla anlaşırım yüzünün çok yakını olan bir limana dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine bahçeni tutan tavşanlara sığınırım Kanımdan geçilmiyor moraran ağzım Kovalanıyorum İkinci zaman karanlığı iç çarşılar ey şafak bir askerle anlaş Çünkü namluya sürüldün İşte burada bir ordu yürüyen karnımda İzim sürülüyor köpeklerin sürünerek yaklaştığı …

Cahit Zarifoğlu, Muntazam

Seni kamçılardan çıkardım Tevbelerle başladı rahmet vuruşları İnsan ağlar oldun yürekli göğüsler kurdun Sesimi işkencelerden alırdın Elimin altına dökerdin etlerini Hızlı varışlara bile hazırım daha Dayanırdı yelken bezleri saf saf insan enginlikleri Bir geçmiş zaman kalkanı indi Çınar ağaçlarından sahil sularına Kalbim kalkıp indi gemilerden Çok tarandım başka saçlar tarandım …

Cahit Zarifoğlu’ndan Cemal Süreya’ya Mektup

Cahit Zarifoğlu 1962 yılında, o yıllarda Paris’te bulunan hiç tanımadığı bir şaire, kalbi yakınlık duyduğu Üvercinka’ya, yani Cemal Süreya’ya bir mektup yazdı; “İstanbul’a döndüğünüzde sizinle ev tutup birlikte oturabilir miyiz?” Cemal Süreya, Zarifoğlu’dan gelen mektuba çok şaşırmıştı, günlüklerinde bu ilginç olayı şöyle anlatacaktı, ‘’Cahit Zarifoğlu ölmüş. Bugünün adı bu olacakmış. …

Cahit Zarifoğlu – Çölde Gizli Bezginler

bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yağmur sıcağı gibi öptüm sonsuz gidişinden. saçlarının seyriyle seni yolları aşklara davul çalıp çağrılmış yalnızlarla dolduran akreplerdir duygunun. karanlık ordulara güneşsiz sokulan bunlar canlanınca ne ateş kirli taşlar ne böcek şakakların sıcağında kuytu bir ses büzülüp ölecek sabahsız kuşlara koşarsa durur mu evreni omuzlarında …