Ali Ayçil Yazıları

Ali Ayçil, Zulmün Belleğimizde Açtığı Yara

Benim kuşağımın gençlik yılları, günlerin bir yerlerine iliştirilmiş intifada haberlerini duymakla geçti. Gazze’den gelen haberlerdi bunlar; Batı Şeria’dan, Nablus’tan, Eriha’dan. Bütün bu kentler, insanlığın vicdanını ölçmek için çöle serpiştirilmiş acılı birer ocaktılar sanki…. Bazen bir kış günü, kabanımıza sarınmış yürürken, vitrinlere asılmış gazetelerden, tank mermileriyle öldürülmüş küçük çocukların resmine baktık; …

Ali Ayçil, Kimi Vakitler

Kimi vakitler her neye dokunsam, bir faniliğin tozu kalkar üzerinden. Dünya uzun bir uykuya çekilmiştir sanki; eşyalar manasız bir yığın gibi durmaktadır etrafımda; ışık sövelmiş, duvarlar büyümüştür. Hayatı göğsümden çekip alan fanilik, taşra öğlenlerinin boşluğuna benzer bir boşluk bırakmıştır içime. Ona karşı nasılda çaresizdir aklımın silahları, irademin cephesi. Saf bir …

Ali Ayçil, Ezber

Gitti son ulak;gözü titrek bir mühür gibi hurucunda taşıyarak şehrin çarşılarında bingün bir arya üşüttü mangal yüreğini taş konakların ilkin alıcı kuşlar düştü sonra elleri bahçevanların uzun bir kış başladı oturduk yeni eşkalimize çalıştık. Ali Ayçil İZDİHAM

Ali Ayçil, Şiir Üzerine

“Seninle yalnızca şiirlerimizi paylaşmadık. Kimi geceler uzun uzun şiir üzerine konuştuğumuz da oldu. Sen de biliyorsun ki insanların neredeyse tamamına yakını hayatları boyunca iyi bir şiirin tehdidine maruz kalmadan yaşadı ve öldüler… İnsanlık tarihi insanın teslim alınma tarihiydi… Ve bu bön varlık kendi kederli yazgısından kurtulabilmek için daima dünyanın kulelerine …

Ali Ayçil, Uzun Çarşının Ulularını okumayan Türkiyeliyim demesin

Yazar Ali Ayçil, 20 Kasım’da Güray Süngü’nün sunduğu Geçmiş Zamanın İzinde Roman söyleşisinin konuğu oldu. Yazar Mitat Enç’in Uzun Çarşının Uluları kitabının anlatıldığı söyleşi, Türk edebiyatı okuyucusu için gizli kalmış bir yazarın eserine ayna tuttu. Uzun Çarşının Uluları kitabını, birkaç yıl boyunca Sultanahmet’te bulunan bir kitapevinde gördüğünü fakat yazarın adını …

Ali Ayçil, Babamız Bir Gün Gerçekten Ölür

Çoğumuz, babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba, “baba” demeye başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarca babamızdan değil, bir alışkanlıktan bahsederiz: Annemize, “babam bugün niçin gecikti?” diye sorarız; kardeşimize, “babam yine su istiyor,” der ve dertleniriz; bazen de, ”babama hangi yalanı uydursam,” diye …

Ali Ayçil, Her Şey Tamam, Bir Şey Eksik

Eskiden dünyada, görünüşte dağınık ama iç dünyaları derli toplu insanlar vardı.Oysa şimdikilerin dış görünüşleri derli toplu ama iç dünyaları dağınık. İnsansız kaldığımızda ruhumuzun yırtılacağını biliyoruz. “Yalnız kalmak istiyorum” demek için bile bir insana ihtiyacımız var. Bu yüzden ortak mekânlar oluşturup yan yana geliyoruz. Şakalar yapıyor, sırlarımızı anlatıyoruz birbirimize. Ama birden …