Şiirler Yazıları

Osip Mandelstam, Geleceğin Gürültülü Zafer Şenlikleri İçin

geleceğin gürültülü zafer şenlikleri için, o soylu kuşak uğruna, yoksun kaldım atalarımın şölenindeki kadehimden, mutluluğumdan, onurumdan. omuzlarıma atılıyor şu kurt köpeği çağ, oysa benim kanım kurt kanı değil. İyisi mi, bir Sibirya kürkünün koluna bir kalpak gibi sokun beni ki, gözüm görmesin korkakları, yıvışan çamuru, çarka gerilen kanlı kemikleri, ve …

Esma Toksoy, Kuzeye

sorup duruyordum kendime kendim duruyordum çünkü soruluyordu verilebilecek tüm cevaplar hazırdım nasıl olursa olsun hazırdım bir bir anda soruluyordu duruyordum da ayakta ondan soluyordum yatakta içiyordum pofur pofur yüz bin lira koyuyordum saksıya lazım olacaktı olacaktı elbet mutlaka lazım olacaktı, göçmek, pazartesi olunca nereye kuzeye atılacak her adım için bir …

Eren B. Budak, U topos

Çölün tek gölgesi çöldü. gökyüzü bulamıyordu kendini gökte –tümden kara oyuk tümden gökyüzü– yoktu gözünü aradığı yerde bir körün aşağılarda annem uyuyordu yukarılarda gözyuvarları büyüdüm gözyuvarlarında – gözünü aradığı yerde bir körün orası göğsü kambur gündüzlerin büyük gecesi pencerenin karşısı kuş zevkli kaya masanın karşısı omuz (kırık bir dala omuz …

Cafer Turaç, Şiirle Sınanmış Yürekten

bulvarda bir zambak uyanıyor usulca küsüyor bir yaprak dalına ağzının yarısı tütüne kesmiş bir işçinin adımları kardeşimin gülkurusuna boyadığı kundura sevdiğimin ağlatan mektupları ve adı üzerimde bir emanet gibi duruyor. şehir ve sara hüzünle işliyor kandillerini yakarak çakşayan yerlerime sancıyor artık. terk-i diyar bir onbeşlinin alnacında durup geçiyorum ilkyazın alıngan …

İsmail Özcan, Anlamadım Her Şey Nagihan Oldu

ta başından biliyordum desem yalan mahkumdu saçlarının karasına beslediğim hakikat nasıl da yakışmıştı bahtımın karasına gardiyanlık nagihan bi isyan patlak verdi bir gece yalnızdım yine, bastıramadım işte o isyanın zayiatısın firari bir duygunun mahsulüsün ta başından biliyordum desem yalan sezemedim, her şey nagihan oldu. ihtiyaç şeklinde hasıl oldu vuslatın nasıl …

Ozan Eren, Kendine Düşen Kediler Mezarlığı

Kendine düşen kedileri diri diri gömerler; alarm çalarım sesimden uzak. Saatler, yüzünü döner hayatın; köşede cinayetler… Dilimde bedeniniz, yalnızlıkların bekareti bozuk; peşin peşin yakamam ışıkları, karşılık bekler geceleriniz. Mevsim sonları susar, birikir taksitler. Adımıdır insanın; kedilerin gözlerinde baş aşağı düşer. Bıçağım olur benim de ayaklarım; yürürüm kanlı kanlı, odama sığmaz …

Ali Lidar, Peki

Ömrüm şimdi ilk kez gittiğim bir şehrin Kamil Koç bekleme salonunun televizyonundan Otobüs geldiğinde yarım kalacağını bile bile izlediğim bir film. Nasıl da dışardan bakıyorum kendime Nasıl da yabancı Nasıl da tedirgin Sanki girmediğim mücadeleleri bile Kaybettim Oysa böyle konuşmamıştık Allah’la. Hayatı tasolarımdan ve babamın azarlarından ibaret sandığım çocukluğumdan Bir …

Jules Supervielle, Matematik

Bir sınıfta tam kırk çocuk dizili; Bir kara tahta, üstünde bir üçgen; Bir koca daire, sağır, çekingen; Merkezi güm güm eder davul gibi. Dilsiz, vatansız harfler küme küme, Bekleşir dururlar, azap içinde. Bir yağmurun yan kenarı tamtakır, Bir ses yükselir yükselir, alçalır. Azgın bir problem tutar yolunu, Döner döner ısırır …

Umay Umay

Ne zor yazarak anlatmaya çalışmak sustuklarını. Demek takvim yapraklarıyla saçlarını keseceklermiş. Bir gün, ateşin onları iyileştirdiğini unutarak ellerini de yakacaklar. İyi ki unutacaklar, en iyi bunu becerirler. Hep unuturlar ve bu yüzden hiç utanmazlar. Şiir yok demiştim ama benim için haykırmak istediğim bir şiirsin. Yazamadığım, koklayamadığım, yetişemediğim bir şiir! Umay …

Rıdvan Ünal, Şefkate Muhtaç Babalar Kitabı

Ya kurtulmasaydık diyordum tufandan Ya çağırmasaydı bizi Bir dağ gibi içine gömülseydik Sulardan aşkı doğurabilseydi analar Anlardık o zaman Havanda demir döven adamları Anlardık Davud’un makamını İklimlerin rengi yok Kara bir öpüşle başlıyor yağmur Uzatınca başlarını göğe Utanırdı demir dövenler Çünkü ar ederlerdi Bulutlardan kaldırınca başlarını Tespihten sayılırdı o zaman …