Şiirler Yazıları

Carl Sandburg, Ben halkım, Ayaktakımı

Amerikalı şair. Yüzyıldan önce yaşamış dünyada. Nerede olduğu bilinmiyor.   Ben halkım, kalabalıklar, yığınlar, ayaktakımı. Bilir misin, dünyanın bütün büyük işlerini benim yaptığımı? İşçiyim ben, mucidim, dünyanın yiyeceği dünyanın giyeceği benim elimden çıkar. Benim, tarihe tanıklık eden seyirci. Napolyonlar benden çıkar ve Lincolnler. Ölürler. Ve sonra yeni Napolyonlar ve Lincolnler …

Blaga Dimitrova, Yoldaki Yalnız Kadın

Bir sakıncadır, bir tehlikedir bu hâlâ erkeklerin olan bu dünyada yürümek yalnız başına. Her dönemeçte bekler seni pususu saçma rastlantıların. Sokaklar yaralar seni meraklı bakışlarla. Yoldaki yalnız kadın. Tek savunman senin savunmasız olman. Düşünmedin erkeği dayanılacak bir destek gibi, yaslanılacak bir ağaç gövdesi, sığınılacak bir duvar gibi düşünmedin erkeği. Düşünmedin …

Gonca Özmen, Mustafa

Portakalı soydum Mustafa Başucuma seni koydum Bak mezar genişliğinde bir yatak Kendimi dibe öylece sunduydum Kılıç ince, kan ince, ölüm ince Bu kınanmışlığı ben uydurdum Her adamda bir kadın duma duma dum İçimde oynaşanın karaydı gözleri Biri vardı Mustafa artık adımı çağırmıyor Onlar bunu da aşk şiiri sanıyor, sansınlar Onların …

Pablo Neruda, Oğulları Ölen Analara Türkü

Onlar ölmediler yok, Ateş fitiller gibi: Dimdik ayakta, Barut ortasındalar! Karıştı, bakır tenli Çayır çimene, Karıştı, O canım hayalleri: Zırhlı bir rüzgar, Perdesi gibi; Bir set gibi: Kızgın çehreli, Göğüs gibi: Göğün görünmez göğsü gibi! Analar, onlar ayakta Buğday içindeler, onlar, Yücelerden yüce dururlar: Dünyayı doruktan seyreden, Bir öğle güneşi …

SeyitP, (y)

ruhunuzu kışkırtıp ışık hızıyla kendime kaçacağım sadece siz bilin diye geldim sırılsıklamdım dım dım belki de dın çözümsüz şeyleri ve sağduyumu yağmurlu bir güne terk ettim burası biraz flu mürekkep lekesi değil ama yanlış anlaşılıyor bazıları el sürmeyiniz gömleğimin yakasındaki katilimin dudakları olabilir ütüsü kaçmış arzulardan bahsettik sonra onu son …

Muzaffer Serkan Aydın, Gölgeden

“Kını kalbin olan bir kılıç gibi taşıdın masumiyeti yoruluyor kapıların artık açılmaktan yazgın bile yadırgıyor tüm bu olanları kendini çıkartamıyorsun bir camın ardından bakınca üzülme, herkes kendine dönüşür hikayenin sonunda.. neşen; o külden şato, bana eski bir yangını anımsatıyor.. ve sen seviniyorsun, yaşanmamış günleri hatırladıkça.. çünkü ben de hatırlıyorum: elinde …

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ölü

Hangi mahallede imam yok, Ben orada öleceğim. Kimse görmesin ne kadar güzel, Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim. Ölüler namına, azade ve temiz, Meçhul denizlerde balık; Müslüman degil miyim, haşa, Fakat istemiyorum, kalabalık. Beyaz kefenler giydirmesinler, Sızlamasın karanlığım havada. Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım, Ki bütün azalarım hülyada. Hiçbir dua yerine getiremez, …

Anna Ahmatova, Hepsi Alınıp Götürüldü

Anna Ahmatova, Rus şair. Hayatındaki acıları okuyunca ne yapsın diyor insan? Şiir yazmasın da ne yapsın? Hepsi alınıp götürüldü: Güç ve aşk Benim bedenim -sevilmemiş bir kente dönüşen- Bir fayda görmüyor güneşten. Kanım soğuk bundan böyle, Biliyorum. İlham perimin hali kalbimi kanatıyor: Gözleri bana çevrilmiş, tek kelime etmeden, Eğip başını, …

M. Kıranoğlu, Alanlarda Dar Kalıyor Yumruklarım

nereden uçuruyorum sebepsiz bakıncaları kalıcağını biliyorum saçlarımda fütürsuz rüzgarlar söz dinlemiyor mu onca yakıştırmalarım sancısız aktarılan bir günün yok mu sabahı cevap veriyorum içimin pusatlarına korkmuyorum kalınca tek başıma bile lale mevsimi gibi ince kokusuz ve göçebe hatırımda sanki denizle konuştuğum günler sarhoşluğumu sürdüre dursun okumalarım olur ya sen de …

Ertuğrul Evyapar, Evler Aynıdır

her sabah aynı saatte aynı gök yüzüne aynı güneşi monte ederim, sokak aynı sokaktır ve ben aynı ben, gömleğim ,pantolonum ve ayakkabım değişir. evler aynı evlerdir. ancak her sabah aynı saatte bim marketin köşesinde, gördüğüm aynı insanların boyları kısalır gelir bana, sanki yaşayakalabilmek için, çalışırlar tekstil fabrikasında. tekstil fabrikası iplerini …