Şiirler Yazıları

Neyzen Tevfik, Geçer

Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer, Ömr-i fani gibidir; gün de geçer, dem de geçer, Ram karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer, Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer, Gece gündüz yok olur an-ı dem adem de geçer. Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi, Çağlıyan göz …

Necip Fazıl, Otel Odalarında

Bir merhamettir yanan, daracık odaların İsli lambalarında, isli lambalarında. Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış, Küflü aynalarında, küflü aynalarında. Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam, Kırık masalarında, kırık masalarında. Bir sırrı sürüklüyor terlikler tıpır tıpır, İzbe sofalarında, izbe sofalarında. Atıyor sızıların çıplak duvarda nabzı, Çivi yaralarında, çivi yaralarında. Duyuluyor …

Salim Nacar, Barbarların İstifası

ı. ilk kez roma’da gladyatör çarşılara doğru bir otomobil merakıyla truva dedi, senet karşılığında yılbaşıydı, merasimler, ordular, tulumbalar şehzade başından rahvan bir atlı, kuş tüyü yastıklarda gurbeti ezberlerken baktı ki uykusundan uyandı şehir. roma’da her gladyatör üzerinde arap entarileri tek kumaşın altında def-i hacet için salkım saçak armutlar taşıdı bin …

Salim Nacar, Nuhun Gemisinde Sigara İçen Bir Yalnız Kaptan

cüneyt’e… cami dibi gözlüklerime iltica ve arkasakar skodanın gövdesi ihlali yeniyetme küfürleriyle yaşı yirmi yedi kurşuna dizilen ceketim cüneyt kimseye teşne kılmadığım mahfuzum sahi kuzum! ankara’da bir meslektir bir kedi koynumda herkes için bir orman uyuturum bizim konumuz aşk bile değilken çoğu kez bir akşam nasıl tecrübe bir berber birden …

Salim Nacar, bir romalının makamını okşayan kentakili bir kılıç

tartar ağzın tartar, viyadükleri düşünmenin fransızcasını bir çiçek tasarlanır kızlara geçilmekten, güneş açtı; aç dedim göğsünü kaygılanayım biraz çocukları kanona gönderdim korkma yalnızız ama az biz bile bir yerde argonun latincesidir iki kere olmaya bir zamir beğendim ve taşırdım seni rabbin kıyısından beni bu aşkla atlat, ben nasıl nafileyim, ben …

Salim Nacar, Kavs

sen güveyiydin yalnızlığın, günlerin direğiydin her pazar soframıza oturan kederdin, incelikliydin bilinciydin, kendi erkeğini ezberleyen yengecin elimizden sağanakları tutan gecenin içerlenişiydin berzah, gül ve sabır tanrısıyla oturup kalkan insanların vardı, insanların güzeldi sonra senin sevmenin adamları geçerdi her gece ormanından sen yalnız bakmayı değil görmeyi de bilirdin ikliminden süzülen tohum, …

Salim Nacar, Figaro Sevenler İçin Tek Kişilik Argo

gece mi? toplasın yaşamak kelimesinden sızan tüyü sadece kuşlar geçiyor başka şeye imrenme dağları çölle açıkla, daha kolaydır ve ölümcül kalbine dönenlerden kira bedellerini öğrenirsin kendine güç yetiremezsin en pahalı kendin dalgınlıkla açıklanabilir mi insanın birdenbire gitmesi. yara bandlarına şekiller çizdim de sonra açıkladım tüyden doğan güz ihmalini her nerede …

Nazım Hikmet, Kız Çocuğu

Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima’da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki …

Nazım Hikmet Ran, Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece Kaçıyorum bugün senden gizlice Kalbime baktım da işte iyice Anladım ki sen de herkes gibisin Büsbütün unuttum seni eminim Maziye karıştı şimdi yeminim Kalbimde senin …

Nazım Hikmet Ran, Ellerinize ve Yalana Dair

Bütün taşlar gibi vekarlı, hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli, bütün yük hayvanları gibi battal, ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz. Arılar gibi hünerli, hafif, sütlü memeler gibi yüklü, tabiat gibi cesur ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz. Bu dünya öküzün boynuzunda değil, bu dünya ellerinizin …