Şiirler Yazıları

İbrahim Tenekeci, Yanık Jandarma

Şimdi ben öksüz bir kitabeyim bir mezarın başında bana çarpıp geçiyor günün kambur kuşları uğulduyor kalbim, nasıl da uğulduyor sanki bir arı kovanı ve dilsiz bir alfabe yürüyor dudaklarıma dilsiz bir alfabe, ilk harfi bıçak olan bir deniz düsün yükseliyor durmadan. şimdi ben öksüz bir hitabeyim bir mezarın başında beni …

İbrahim Tenekeci, Üzülmedim Diyemem

Ey aşk, yaptığını beğendin mi: Yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen Ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen Yoksulluk ile vakit geçer mi… Uyanmış kalmışım nasıl şey bu Toprağa baktım yerinde yoktu; Şiirden aşağıya attım kendimi Düşerken düşündüm ölmesem mi Anlatıyorum hiç konuşmadan Buğdayın içini dökmesi gibi… Bugün dalgınım, dün de dalgındım Aç …

İbrahim Tenekeci, Berhayat

1 Kaderden kısaydı, ömürden uzun Rabbim, döndürdün, kalbimi sana. Ne insanlar, ne insanlar, binlerce yıldır Herkesi kurtarıp kendisi ölen, İsmail demedim, gelmedik daha Günlerce gidersin ve varamazsın Yetişmek ne mümkün, onun hatrına Kalmışsın, düşün, hep dört yaşında. Susmuşlar, susmuşlar, durmadan seni Üzüldüğümüz bir şey, hatırladıkça Güzel başlayıp öyle bitmeyen Elimizden …

Sezai Karakoç, Alınyazısı Saati

I Ve Kudüs Şehri. Gökte yapılıp yere indirilen şehir. Tanrı şehri ve bütün insanlığın şehri. Altında bir krater saklayan şehir. Kalbime bir ağırlık gibi çöküyor şimdi. Ne diyor ne diyor Kudüs bana şimdi Hani Şam´dan bir şamdan getirecektin Dikecektin Süleyman Peygamberin kabrine Ruhları aydınlatan bir lâmba İfriti döndürecek insana: Söndürecek …

Sezai Karakoç, Bahçe Görmüş Çocukların Şiiri

İlkin sakin kiraz bahçeleridir andığım eski günlerden Şehrin çocuklara mahsus kaydıraklardan olduğu Fi tarihinde kutsal sözleri kale almadıkları için Harap bırakılmışlar tabiatüstü güçlerle Bir kere elime aldım mı çocukluğumu Üstüne kerametler yazılı derilerde Geleceği bildiren derilerde Başlar yeni bir mantığın bağbozumu Paganini bakışıyla ölümü inkar eden Anneleri şaşırtan çocukları büyüleyen …

Sezai Karakoç, Hızırla Kırk Saatten

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı Günlere geldim bunu bana öğretmediniz Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim Bunu bana söylemediniz İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler Bunu …

Sezai Karakoç, Ötesini Söyleyemeyeceğim

kırmızı kiremitler üzerine yağmur yağıyor evimizin tahtadan olduğunu biliyorsunuz yağmur yağıyor ve bazı tahtalar vardır suyun içinde gürül gürül yanan dudağımı büküyorum ve topladığım çalıları bekçi halilin kız kardeşinin oğluna ait daha doğrusu halasından kendisine kalacak olan arsasındaki yıkık duvarın iç tarafına saklıyorum hiç kimsenin bilmesine imkan yok imkan ve …

Neyzen Tevfik, Anladın mı?

Hicran destanını kendinden oku, Mecnun’dan duyup da rivayet etme. Aşkın Leyla’sını gördünse söyle. Söz temsili bulup hikayet etme. Yüz bin Leyla doğar alemde her gün, Senin aradığın zevk, sefa düğün. Tutacağın işi önceden düşün; Daha ilk adımda nedamet etme. Sevdanın oduna pek güvenilmez, Tutuşurşan eğer kolay sönülmez. Bu yolun hükmüdür …

Sergey Yesenin, Pişman Değilim

Pişman değilim, seslenmiyorum, ağlamıyorum Her şey geçer ak elmalıkların üstünden bir sis gibi Altın rengine bürünüp, solup gidiyorum Bir daha geri gelmeyecek gençliğim. Sen, bir daha çarpmayacaksın öyle Kalbim! Ayazların üşüttüğü, öyle serin… Ve bu akağaçların kumaşı ülkesi bile Artık heves vermiyor gönlüme yalınayak dolaşmak için. Serseri ruhum benim! Gittikçe …

Neyzen Tevfik, İdam Cezası Almasına Sebep Olan Şiiri

Kal’a-i âsâr-ı zulme verdim istihkâm-ı tam Ettim istibdad ile tarihe ibka-ı nâm Öyle tarsîn eyledim olsa cihan zir ü zeber Attığım üss-i mezâlim haşre dek eyler devam Ben o cellâdım, vatanda açtığım her yârenin İltihâbı bir zaman etmez kabul-i iltiyâm Nerde Cengiz, Engizisyon, nerde Haccac ü Yezid, Nerde Timur, Hülâgû, …