H.ibrahim Kuruçay Yazıları

Yannis Ritsos, Kız Kardeşimin Türküsü

Göklere inanırdım eskiden, ama sen, denizlerin derinliğini gösterdin bana, ölü kentleri, unutulmuş ormanları, boğulmuş gürültüleriyle. Gök şimdi yaralı bir martı, süzüldü denize. Sana kargaşalığın üzerindeki köprüyü kurmaya çalışan bu el kırıldı. Bak bana: ne kadar çıplak ve suçsuz duruyorum önünde. Üşüyorum, bacım. Kim getirecek bize ellerimizi ısıtacak güneşi? Susuyorum. Dinliyorum. …

Pessoa: Zamanı Derin Bir Acıyla Hissediyorum

Zamanı derin bir acıyla hissediyorum. Bir şeyleri bırakıp gitmek beni inanılmaz sarsıyor. Birkaç ay yaşadığım zavallı möbleli oda ya da altı gün kaldığım taşra otelindeki masa, hatta bir garda, iki saat oturup tren beklediğim hüzünlü bekleme salonu – tamam, ama hayatın güzel şeylerini terk ettiğimde ve sinirlerimin olanca duyarlılığıyla onları …

Pir Sulta Abdal, Nasıl Yar Diyeyim

Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Mecnun edip çöle saldıktan sonra Alemin bağında bülbüller öter Giden benim gülüm solduktan sonra Coşkun sular gibi çağlamayan yar Gönlünü gönlüme bağlamayan yar Benim şu halime ağlamayan yar Daha ağlamasın öldükten sonra PİR SULTAN ABDAL’ım sürem bu yolu İnsanın kamili olmuşam kulu İster yağmur …

Filibeli Ahmed Hilmi: Aşkta da, Parada da Bedbaht İdim

İşte bu bilgi yığınının arasında bir gün vicdanımla baş başa kaldığımda büyük bir hayretle garip bir karmaşıklığa sürüklendiğimi fark ettim. Küfür ile imandan, ikrar ile inkardan, tasdik ile riyadan müteşekkil bir şey olmuştum. Kalben inkar ettiğimi, aklen tasdik eder; aklen reddettiğimi, kalben kabul eder bir hale gelmiştim. Hasılı, reyb denilen …

Alain Bosquet, Tanımsız Şiir

Şiir, boğazın orta yerindeki bu ülser. Şiir, kafatasını temizleyen bu akbaba. Şiir, aklını yitirdiğin bu poker. Şiir, gerçeklikten bu kaçma ödevi. Şiir, sözcüklerin birbirini öldürdükleri sessizliğin. Şiir, bu çığırtkan ve etobur çiçek. Şiir, derinin altında yatan bu kızkardeş. Şiir, en tatlı şeylere edilen bu küfür. Şiir, sevecenliğin dibindeki bu isyan. …

Miguel de Unamuno, Dil Ve Yalan

“Beşikten çıkıp geliyor keder bize Ve beşikten geliyor sevinç de…” “Ona yalan söyledim, kendime yalan söyledim. Hep böyle oluyor! Herşey bir düş ve düşten başka bir şey yok. İnsan konuşurken yalan söylüyor ve kendi kendine konuşurken, yani düşündüğünü bilerek düşündüğü zaman yalan söylüyor. Fizyolojik yaşamdan daha gerçeği yok. Söz, toplumsal …

W. Shakespeare, Olmak Ya Da Olmamak, İşte Bütün Mesele Bu!

Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! Demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü! Çünkü ölüm uykularında, …

Cesar Vallejo, Âgape

Kimse gelmedi bugün bana sorular sormaya; kimse bir şey istemedi benden bu ikindi. Bir tek mezarlık çiçeği görmedim bütün o neşeli fener alayında. Affet beni, tanrım: ne kadar az öldüm! Herkes, herkes geçip gidiyor bu ikindi sorular sormadan bana, beni sormadan. Bilmiyorum ne unuttular, ellerimde kalan bu fenalık yabancı bir …

Edgar Allan Poe, Akşam Yıldızı

Yaz ortasındaydı Ve geceyarısı ve yıldızlar yörüngelerinde Ölgün ölgün pırıldarken Daha parlak ışığında Kendisi göklerde Köle gezegenlerin arasında Işığı dalgalarda olan soğuk ayın Soğuk tebessümüne dikmiştim gözlerimi Fazlasıyla-fazlasıyla soğuktu benim için Derken kaçak bir bulut Geçti örtü niyetine Ve ben sana döndüm Yükseklerdeki iştihamına Mağrur akşam yıldızı Senin ışığın daha …

Şeffaflık Toplumu

Günümüz toplumunu oluşturan büyük bir kitle çevrelerine karşı bir “saydamlık” içerisindeler. Yalancı yüzler ve yanlış ifadelerin arkasına saklanmaktansa insanın çevresine karşı saydam olması daha mı sağlıklıdır? Teknolojinin gelişip hayatımızda büyük bir yer etmesi ile “saydamlık” ve “gizlilik” içe içe geçerek yeni bir yaşantı şekli/modeli sunar oldu. Bu modelin ise en …