Ahmet Cora, Biz o gün mavi hapı içecektik be Morfi!

1999’da bir film çekildi.Bilinen çokşey değişti.Siyah ekran üzerine yeşil dijital rakamlar şeklinde hafızalara kazınan giriş jeneriği, o dönem filmi seyretmeye gittiğimde, bana teknoloji temalı soğuk bir film olduğu imajı vermiş, hatta gösterimdeki filmler arasından bu filmi tercih ettiğim için pişmanlıkla karışık bir burukluk hissettirmişti.Film devam ettikçe fikrim de değişti.Zaten daha sonra sinema otoriteleri tarafından da film, bilim kurgu alanında bir devrim olarak yorumlandı.Bu kategoride çıtayı çok yukarılara çıkardığı söylendi.Özellikle serinin birinci filmi, tüm düşünce yapılarını alt üst etti.Devam niteliğindeki ikinci ve üçüncü filmler aynı etkiyi yapmadı.Daha çok ticari yatırım olarak algılandı.

Matrix kelimesini o güne kadar hiç duymamıştık.Lisede “matris” diye bir konu işlemiştik ama aynı temele mi refere ediyordu bilmiyorum.Film özetle, bu dünyaya yalan veya dijital söylemle “sanal” diyordu. Filmde, herşeyin bir yanılsama, beyinde gerçekleşen bir simulasyon olduğu ve hepimizin bu hayali sistemin parçası olduğumuz anlatılıyordu.Bu yalan dünyadan da bizi seçilmiş bir kişi kurtarabilirdi.O da bir bilgisayar programcısıydı.Nick Name’i: Neo

Tavşanı bırakmamalar, sıkıca takip etmeler…sistemin kara gözlüklü ajanlarının slim fit siyah takımları…Uzun deri pardösüler …filmin artistik hareketleriydi.

“Morpheus, seni kendime yakın hissettim, sana Morfi diyebilir miyim?” deme noktasına gelmedi Neo, ama Morfpeus abisinin etki alanından da çıkamadı.
İki renk sunmuştu abisi ona özetle; Kırmızı ve mavi.

Maviyi seçersen yaşamına kaldığın yerden devam edersin.Kafa konforun, düzeninin bozulmaz.Ama kırmızıyı yutarsan titrer ve kendine gelirsin.Derin uykulardan uyanırsın.Bu seçiminle belki o gemi bu limana hiç gelmez, acılar dinmez, savaşlar bitmez.Ama hakikatla yüzleşme nimetine erersin.

Film, biraz “kapitalizm” eleştirisi, biraz ecnebinin “mehdi” referesi.Alttan alta da “sıradan güçlerinle düzeni değiştiremezsin” telkini.

Neo, film karakteri değil de, gerçek kişi olsaydı başına bunca iş geldiğinde “Aga, ne olursa olsun biz o gün mavi hapı içecektik ! “ demesi beklenebilirdi.Yani ikinci bir şansı olsaydı sabah işe gidip, akşam eve gelmesi, herşeyin yeri ayrı deyip yerine göre hareket etmesi, önünü ilikleyip, arz etmesi muhtemeldi.Ama adama kahraman pardösüsünü giydirmişlerdi bir kere, geri dönüş olmazdı.Zaten sonrasında, azmi sayesinde doğa üstü güçlere de sahip olacaktı.O, içinde olduğumuz matrix çadırını yırtabilecek tek adamdı.

Filmin en havalı sözü: ”Aklını özgürleştirmek istiyorsan bildiklerini unutmalısın”

Peki ev, araba taksitlerimiz, kredi kartı borçlarımız ne olacak? Onlar da bizi unutur mu?

Ahmet Cora
İZDİHAM

İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı. Buradan ulaşabilirsiniz.
Unutamayacağınız bir sayıyla karşınızdayız.

Edebiyat, edebiyatçılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir diyen İzdiham’ın 45. Sayısı çıktı.

İlk sayısından itibaren özgün bir tavırla halkın nabzını tutan ve hayatın içinden sesleri sayfalarına taşıyan İzdiham Dergisi 45. Sayısıyla da tüm dünyanın içinde bulunduğu bir tabloya kapağında yer verdi. Türkiye Günlük İnsanlık Endeksi tablosuyla son yaşananlara apayrı bir pencereden bakan İzdiham Dergisi arka kapak tasarımında da yine bir insanlık tablosuyla karşımıza çıktı.

 ‘Artık eskisi kadar yakın olamayız’ temalı İzdiham Dergisinin 45. Sayısında Özer Turan, Rümeysa Kocaman, Gökhan Özcan, Ali Ayçil, Abdullah Harmancı, Güven Adıgüzel, Mehmet Narlı, Bülent Parlak, Seda Nur Bilici, Bekir Şamil Potur, Emine Şimşek, Sümeyye Özbay, Adem Maksatsız, Nurdal Durmuş, Esma Koç, Yaşar Ercan, Ahmet Aslan, Halil Ecer, Ahmet Can, Turan Karataş, Selahattin Yusuf, Onur Bayrak, Berat Karataş, Enes Aras, Gökçe Yüksel, Muhammed Güleroğlu, Mehmet Ercan, Yasin Kara, Hüseyin Hakan, Dilek Kartal gibi edebiyat camiasının önemli isimlerinin yazmış olduğu içerikte kapak kadar çarpıcı metinlere yer veriliyor.

Bir Cevap Yazın