Zeynep Kerman, Tanpınar’ın Mektuplarında Irkçılık

Bundan yıllar evvel çevirmenler arasında şöyle bir tartışma geçtiğini hatırlıyorum: Bazı çevirmenler siyah ya da siyahi yerine “zenci” yazdıklarını (yazabileceklerini), çünkü bizde ırkçılık olmadığı için “zenci”nin kötü anlamlar içermediğini iddia ediyorlardı.

Tartışmanın hassas noktası şuydu: Türkiye’de ırkçılık olsa bile siyahlara karşı bir ırkçılık yoktu.

Irkçılık olmadığı için değil, siyah olmadığı için! Irkçılık vardı ama “siyah” insanlar -en azından yeterince- yoktu. Bu yüzden de “zenci” kelimesi Türkçede bugüne kadar ırkçı tiplerin ağzında kirlenmeden tertemiz kalabilmişti(!).

Tanpınar’ın Mektupları‘nı okuyunca bu tartışmayı hatırladım. Tanpınar, bundan 60 yıl kadar evvel siyahların, ya da daha doğrusu rengarenk insanların, olduğu yerlere gitmiş ve oradan dostlarına mektuplar yazmıştı. Aşağıda, o mektuplarda ırkçılığın açığa çıktığı -”zenci” kelimesinin kirlendiği- bazı bölümlerin altını çizdim. Ama bu alıntıları yaparken, asıl derdim Tanpınar’ın nasıl da ırkçı olduğunu göstermek değil.

Daha çok şunu göstermek: (Tanpınar’ın pek çok hazin yanından biri de “başkaları ne der” diye düşünen, öyle yaşayan biri olmasıydı.) Tanpınar’ın bu düşüncelerini bu kadar rahat yazabilmesinin, hiç tepki görmemesinin, bunların (hiç şerhsiz) 1974′ten bu yana yayınlanabilmesinin bize ırkçılığın nasıl da yerleşik olduğu bir toplumda yaşadığımızı gösterememesini göstermek. Hepsi bu…

***

(…) Arkasından Saint Germain’de Kübalı bir sulh peygamberi şair gördüm. Kitap İmzaladı. İspanyolca yazıyor. Sivil giymiş evkaf hademesi gibi bir herif. Montparnasse’da, Saint Germain’de koyu, az açık, bir yığın renkli dâhi var. Bereket versin garsonlar ve patronlar Fransız. Cumartesi akşamı yemeği Abidin’le pansiyonda yedik. Pansiyona birinci gidişimde şoför Bakırcıyan adında Défense Nationale’de yahut Résistance’da on bir yara almış bir Ermeniydi. Bana brövelerini gösterdi. İkinci gidişimde -ki Abidin’i alıp sergiye gittik, Güzin’in sıhhatinden korktuğu için (!) telefonla otomobille gelmemi söylemişti- şoför Cezayirli bir Araptı ve yolda birçok İstiklal mücadelesi yaptı. Ben elhamdülillah çektikçe herif yerinden zıplıyordu. Unuttum, Ermeninin oğlu bilmem ne fakültesinde birinci olmuş, onun da kilosunu öğrendik. Abidin’de Jean isimli enteresan bir sinemacı tanıdım. Harika konuşuyor. Bayağı beni heyecana getirdi. Halis Fransız, bu da beni çok şaşırttı tabiî. (…)
(Paris, 14 Şubat 1955, Adalet Cimcoz’a, sf. 112-113.)

(…) İngiliz santimantalitesinin bir tarafını bu imparatorluk kaygısı demeyeceğim, gururu yapıyor. Ona güveniyor, seviyor. Meşin gibi zencileri o yüzden kucaklıyor. Bu imparatorluk zevki İngiltere’ye müthiş bir büyüklük fikri vermiş. (…)
(Londra, 9 Ağustos 1959, Adalet ve Mehmet Ali Cimcoz’a, sf. 126-127)

(…) Atilla beni burada bir zenci romancı ile -Baldwin, bilmem neyin Baldwin’i- tanıştırdı. Bir romanını almış henüz okuyamamıştım. Benim tuhaf huylarımı bilirsiniz; öyle zenci, Çinli filândan pek hoşlanmam. Bana hilkatin acaiplikleri gibi gelir. Ben âri ırkdanım. Buna rağmen oğlan müthiş sevimli. Ecinni gibi bir şey. Gayet tatlı el işaretleri var. Bu işaretler ve güzel gözleriyle yamyam dişlerini unutturuyor. Yakında, galiba gelecek hafta İstanbul’a geliyor. New York’da bir piyesinde oynayan aktörümüze misafir olarak. Herhâlde tanıyacaksınız. Pek şeker şey. (…)
(Paris, 8 ocak 1960, Adalet Cimcoz’a, sf.158)

(…) Müthiş zenci modası var. Bu pezevenkleri biz harem ağası ederdik. Avrupa fahrî damat yapmış, Paris’te muaşaka için ya İngiliz ve Amerikan bankalarından birine dayanmakyahut kendisini “negrifier” etmek lazım. Mastarı bendeniz icat ettim. Herifler, şehvetli ceylan bakışlarıyla bazen beni kızdırıyorlar, bazen de çok hoşuma gidiyor. (…)
(Paris, 9 Nisan 1953, Sabahattin Eyüboğlu’na, sf. 245-246)

Tanpınar’ın Mektupları, Hazırlayan: Zeynep Kerman, Dergâh Yayınları, Eylül 2001, istanbul, 308 sf.
İzdiham

izdiham 38. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.


İzdiham’ın 38. Sayısı çıktı. Birbirinden genç ve usta kalemlerin yer aldığı bu sayıda Yıldız Tilbe’nin edebiyattan ve şiirden de bahsettiği röportajını okuyabilirsiniz.

 
Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Atakan Yavuz, Turan Karataş, Mehmet Narlı, Yasin Kara, Hakan Göksel, Seda Nur Bilici, Enes Aras, Burak Süme, Erhan Tuncer, Dilek Kartal,  İbrahim Varelci, Melda Zirek, Meltem Gülname Kaynar, Tuğçe Kaplan Şahin, Faruk Sarıkavak, Ecem Aktaş, Yunus Meşe ve daha birçok yazarın şiirlerine, denemelerine, hikayelerine ve incelemelerine rastlayacaksınız. Büyük keyif alarak okuyacağınız bu sayının kapağında müzik de var.
izdiham dergisinin 38. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın