Zeynep Arkan’ın Orada Merhamet Varmış adlı şiir kitabı çıktı

“Merhamete bakışım, sözlük anlamıyla acıma duygusundan ibaret değil. Maddi dünyayla ilişkisi kesilmiş son derece manevi kalmış bir hali var merhametin” diyen Zeynep Arkan dokuz yıl sonra okuyucuyla buluşan ikinci şiir kitabı “Orada Merhamet Varmış”ı Dilek Kartal’a anlattı.

“Biri uçtuğunda da, düştüğünde de ona karşı aynı güzel hissi besleyebilme gücümüz. Bunun adı merhamet. Süreklilik ve ısrar, iyi niyet ve güzel bakış içeriyor tamamen. Bundan yoksunuz. Şiirimle buraya çağırıyorum” diyen şair Zeynep Arkan’la Ebabil Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı “Orada Merhamet Varmış” üzerine konuştuk.

2006’dan 2015’e… Buradan başlayalım istiyorum. “İkrar”dan “Orada Merhamet Varmış”a kadarki bu dokuz yıl boyunca Zeynep Arkan neler yaptı? Yeni bir kitap için bu kadar uzun süre beklemek kişisel bir tercih miydi, yoksa başka sebepler mi?

İkinci kitabın dokuz yıl sonra çıkmasının özel bir sebebi yok. Geç kalmak benim hayatımın metaforudur:) Bir de değişme fırsatı tanıdım kendime, tekrara düşmek istemedim sanırım. Az şiir yayımladım, yazılar, eleştiriler yazdım. Biraz geri çekilmek görüş açısını genişletiyor insanın. Bu süreçte şiirsiz mi kaldım diye de düşündürebilir. Böyle bir şey olmadı. İkrar yeni baskısını yaptığı için sanki bir kitap daha çıkarmışım gibi karşılandı. İkrar’a yönelik çok güzel tepkiler geldi. İkrar’ın okurdan gelen yankısı daima tazeydi. Bunun güzelliğini yaşadım. Daha sonra şehir değiştirdim, hayatımı değiştirdim. Sürekli bir adaptasyon hali yaşadım. Bu halimin şiire yansıması da oldu. Şiirim daha berraklaştı, zihnimi değil duygularımı daha fazla paylaştım. Bu sebeple İkrar’ın tekrarı olmayan ve tarihsel bir değişim de içeren kitabım çıkmış oldu.

GÖZ BOYAYAN BİR SOSYAL MEDYA

İsimlerin, yüzlerin çok kısa sürede tüketildiği bir çağdayız. Ancak kitabın çıktığında fark ettim ki şiir okuru Zeynep Arkan’ı unutmamış. Üstelik sen, dergilerde ya da başka mecralarda çok da sık boy göstermeyen bir şairsin. Bunu neye bağlıyorsun? Soru uzun ama belki buradan şiirde nitelik ve nicelik meselesi üzerine de bir şeyler söylemek istersin.

Bir şair için fazla ortada olmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Çok ve tekrara düşen üretim yerine az ama merak uyandıran yenilikte eserler vermek bana daha uygun geliyor. Genellikle aynı dergilerde görünmeye çalışıyorum. Gönül huzurumu çok önemsiyorum bu ortamlarda. İki yıllık bir sessizlikten sonra beş şiir birden yayımlayarak dergilere dönüş yaptığımda bunun daha bir özenle göründüğünü fark ettim okurlar arasında. Şairin zihninin şiire başlangıcı ve aldığı mesafe arasındaki boşlukları en son yazdığı şiirler belirliyor diye düşünüyorum. Bu yüzden çok acele etmenin veya çok da geri kalmanın olumsuz bedelleri var.

Bir de görünmenin sosyal medya tarafı var ki, o mecranın şairin adına ve şiirine kalıcı bir katkıda bulunduğunu düşünmüyorum. Son derece göz boyayan bir yanı var sosyal medyanın. Popüler olanı belirlemekteki gücü tartışılmaz fakat asli değeri olanı oraya bakarak ölçebilir miyiz bilemiyorum. Günün modası ile edebiyat tarihi arasında bir yerlere sıkışıp kalmış durumda çoğu isim.

DURULAN BİR SES

“Orada merhamet varmış”da “ikrar’a göre daha sakin diyebileceğimiz şiirlerle karşılaşıyoruz. Keza, biçimsel denemeler de gözümüze çarpmıyor. Bu değişimi şiirin olgunlaşması olarak değerlendirebilir miyiz?

Şiirlerimin sahiciliği üzerinden kendimi gözden geçirdiğimde hala esaslı bir yansıma olduğunu söyleyebilirim. İkinci kitabımda kırk yaşımın tadı var. Fakat yenilik hissi hiç peşimi bırakmaz. Bu yüzden olgunluk kelimesini kullanırken düşünmek isterim. İkrar öyle zorlu dönemlerin eseri ki oradaki hırçın ses olmasa şimdiki sesimi bulamazdım. İkrar’da gücünü şiirinden alan mücadeleci bir kadın var. Şimdi ise burada gücünü sınamış sakin bir kadın. Daha derin keşifler isteyen biri, daha çok hisseden. Deneyselden uzaklaştığım da doğru fakat bunu deneysele karşı olduğum için yapmadım. Böylesi bir durulmayı tercih ettim.

“oysa kendimizden bahsetmek mükemmel bir olgudur” diyorsun. Şiirlerindeyse yer yer gözünü sadece kendine dikmiş, tabiri caiz ise kendini didikleyen yer yer de kendini bir tarafa bırakmış sadece dışarıda olup bitenle ilgilenen bir Zeynep var. Şairin denge noktası neresi olmalı sana göre?

İnsana dair derin bir merak içindeyim, kendimizi anlatırken karşımızdakinin kendine dair bir şeyler buldukça bize ilgi duyması insanın kendine olan hayranlığının belirtisi. Bu çok ilginç ve eğlenceli görünüyor bana. Kendimizden bahsetmek mükemmel bir olgudur çünkü karşımızdaki sadece kendinde olanı anlar ve biz ne kadar anlatsak da sözler daima yetersizdir. Aslında burada o mükemmelliğin peşinde olduğumu fakat asla ulaşamayacağımı bilerek kendimi anlatmaktan bahsediyorum.

Şairin iç ve dış çatışmalardan uzakta kalmaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanı körleştiren bir bakış var; içeriye veya dışarıya çok fazla takılınca başa gelen. Belki de içteki değişimin dışa, dıştaki değişimin içe etkisini hafife almadan sorgulamaya devam etmeliyiz.

ŞİİRİMLE ÇAĞIRIYORUM

Son olarak kitabın adı; “orada merhamet varmış”. Neden “merhamet” ? Merhamet’e atfettiğin önemin sebebi ne? Bana bir tür özlem olarak geldi bu ifaden. Öyleyse nereye ve neden?

Merhamete bakışım, sözlük anlamıyla acıma duygusundan ibaret değil. Maddi dünyayla ilişkisi kesilmiş son derece manevi kalmış bir hali var merhametin. Yani topluma bakınca benim gördüğüm bu. Yeni tanımlamalara ihtiyacı var. Merhametin masalsı bir şeye dönüştürülmesini işaret ediyor olabilirim. Çünkü “orada” ve “varmış” derken bir muğlaklığa işaret ve –miş’li geçmiş zaman vurgusu ile hayale dair bir çağrıda bulunuyorum. Aynı isimdeki şiirim de gördüğüm bir rüyadan ibaret. Uçma, yükseliş ve sonra düşmenin merhametle bağlantısını kuruyorum. Aşağıda izleyenlere ait bir duygu bu. Biri uçtuğunda da, düştüğünde de ona karşı aynı güzel hissi besleyebilme gücümüz. Bunun adı merhamet. Süreklilik ve ısrar, iyi niyet ve güzel bakış içeriyor tamamen. Bundan yoksunuz. Şiirimle buraya çağırıyorum. Her şey bu yüzden.

Orada Merhamet Varmış
Zeynep Arkan
Ebabil Yayıncılık

Röportaj: Dilek Kartal, Y. Şafak Kitap
İZDİHAM

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: