Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı Kitabından Seçtiklerimiz

 

*birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi

*sedire oturup  radyoyu açtım. Piyano dinlemek istiyordum ama yoktu.sanki bütün dünya konuşuyor, dans ediyor,operaya gidiyordu. Şu kutunun içinde  bana piyano çalacak birini bulamıyordum. Yalnızdım.

*doğru hep başkayız.ayak bastığımız her yer dünyanın merkezi oluyor. Her şey bizim çevremizde dönüyor…

* birden içini bir yere,bir şeye geç kaldığı duygusu kapladı. Yirmi sekiz yaşındaydı. Tedirgindi.

*çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği bir yaratık yaşıyor: sinemadan çıkmış insan.

*insan hasta oldu mu kendi etinin bilincine daha çok varıyordu.

*kadınların neden evlendiklerini anlıyorum: yalnız kalmak için

*belki arananın ayak sesleri de bu uğultunun içindeydi

*bence insanın adı onla ilgili en az olan yanıdır. Doğar doğmaz,o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor.

*yanılıyorsun “siz” anlanamaz, “sen” anlanılır. Bazı kitaplarda “sizi seviyorum”u okuyunca gülerim. Sanki  “siz” sevilirmiş! “sen” sevilir, değil mi?

*bir ara dizimi büküp topuğumu ellemişim. O zaman bana koşmuş.görüyor musun insanların geleceği nasıl ufacık,bilmeden yapılmış bir hareketle değişiyor.

*böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı.bir yerleri olması kötüydü.sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı.

* kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba.bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dili konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?

*zengin değilim ben. Paralıyım

Farkı var mı?

Çok

 

*dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.

*insanlarda anlayamadığı bir şey de gazete okumalarıydı.neden her sabah içlerini karartmak gereğini duyarlardı acaba?

*böyle içten yalnız çocuklar gülebilir. Bir de deliler…

*insanların yaşantısında önemli olan ayrıntılar değil mi?ayrıntısız yaşayan yalnız bitkiler.

*toplumsal yaratıklar olduğumuza göre,insan toplumlarının da en iyisi bu daracık, sorunsuz,iki kişilik toplumlar değil mi?

*insan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile,başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.

*”görürsünüz,adam olmayacak bu çocuk”,derdi. Konuşmazdım. Sevinirdim. Babam adamsa ben olmayacaktım.

*Londralı kasapla İstanbullu kasap dünyaya aynı gözlerle bakarlar,dedi

*iki insan ayrıldıkları zaman birbirlerinde bir şeyler bırakıyorlardı. Bunu geçen hafta Sacide’nin odasında öğrenmişti.

*yaşamanın güç olduğu bir dünyadan uzağa, çocuklukta tadılmış bir huzura kaçmak gerekti.

*kuşkuluydu. İnsanların kimliği ilk bakışta anlaşılmıyordu. Gözlerinde öyle bir hassa olsun isterdi. O zaman aradığını aldanmadan ne çabuk bulacaktı.

*tutunacak bir şeyi olmadımı insan yuvarlanır.

*olanla yetinilerek,düşünmeden,aramadan yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı

*artık otobüse yetişmesi imkansızdı. Birden sol şakağındaki ağrı yeniden başladı. Yıllardır aradığını bulur bulmaz yitirmesine sebep olan bu saçma, alaycı düzene boyun eğmiş gibi kendini koyverdi. şimdi ona istediklerini yaptırabilirlerdi.

 

 

 

 

 

Yusuf Atılgan, Aylak Adam

İZDİHAM

 

 

 

 

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: