Yedi İklim Dergisi Şubat 2014 Sayısından Mısralar Seçtik

Kıyısında durmuş denize bakar gibi
Derin nefesler alıp derin sözler ile
Güzelleştirebilir elbet
Güzel bakmasını bilenler.
Nurettin Durman
(Yedi İklim, Şubat 2014)

işte bir başka kapı kendimize kapalı
yokluğun odalarında kim açar adımızı
Seyfettin Ünlü
(Yedi İklim, Şubat 2014)

çok geç! geç
ilk adımlar atıldı
ve son adımlar
geç! kapandı tövbe geç!
çok geç
git bütün ağırlığınla
Suavi Kemal Yazgıç
(Yedi İklim, Şubat 2014)

üç vakte kadar
üç vakte daha var
dünya bir mezar yeri
sığmıyor ölüsüne kimse geri
Serdar Kacır
(Yedi İklim, Şubat 2014)

Unuttum gitti, karanlıktı her yer kimse görmedi
Annem görmedi onu ne kadar yalnız bıraktığımı
Bir savaş göster bana, içimde tutuşan bir şarkı ya da
Annemi göster, kaybolduğumu bilmesin yeter

İçimde eskimeyen ne varsa kaldırıyorum
Duymuyor ellerimin sancısını kimseler
Biraz misafir olmak lazım devrik cümleler gibi
Hayat uzak, dönüp bakma, yatılıyız hepimiz
Mustafa Uçurum
(Yedi İklim, Şubat 2014)

kırıldık kırılıyoruz
tutturamadık takip mesafesini
yollar buzlu ve şoförleri acemi hayatın
tutmuyor kimsenin gönlünün freni
bütün işaret taşlarını kaldırmış birileri

bir ağaca tutunmak daha güvenli belki
tutunmaktan bir insana
Mehmet Özger
(Yedi İklim, Şubat 2014)

âh, dolunaysın sen ve hep güzel
gece geç vakit, sabah erken
azalmasın, çok kalsın…
ezberleri sevmem
Serkan Doğan
(Yedi İklim, Şubat 2014)

bir kandil gibi huşuyla yağmurlarla
gel kuşat benliğimi ilk ve son defa

kontrol edelim her şey yerli yerinde mi
kapanmış mı musluklar ocak sönmüş mü
bir ruh arkamızdan ah üfürmüş mü
perdeler sımsıkı örtülmüş mü
karanlık duvarların sıvası dökülmüş mü
Hatice Çay
(Yedi İklim, Şubat 2014)

bütün çocuklukları yakabiliriz.
sen yangınken nasıl yanabilirsin?
Bilal Yavuz
(Yedi İklim, Şubat 2014)

çocuk gülüşlerinden bir sabahtım eskiden
sonra sessizlik nasıl da yakıştı
bir tül arkası sen kokmayan bu oda
dünya dar düşen yaprakta kaç kişinin göz izi
Sümeyye Şeker
(Yedi İklim, Şubat 2014)

Yorgunum
Açım
Ölmekliyim
Bir yanan izmariti söndürmüşüm karnımda
Feyza Hilal Topçu
(Yedi İklim, Şubat 2014)

Bir soruyu çözmek için sorular sorarak
Tekrar tekrar sorgulayarak hayatı
Uyuşan parmaklarıma aldırmadan
Bıraktım ruhumu o dingin, telâşsız ırmaklara

Keşke
Bilseydim hangi suda sekeceğimi hem de kaç defa
İzin vermezdim bir el tutmuş
Fırlatılmaya hazır.
Her an derine inme telâşıyla geçtim denizleri ırmakları
Belki dedim bir limana ulaşırım
Anlarım kaygı duymadan yaşamayı
Yeniden bir el tutar gibi
Eski iklimlerden uzakta ama.
N.Cihan Taşan
(Yedi İklim, Şubat 2014)

söyle ey metruk
neşesi için dünyanın
mezarlara acıyan tasasız kalabalık
güneşi yuvasında kanla bulmadan
çocuk niçin dua etmesin?
Berat Bıyıklı
(Yedi İklim, Şubat 2014)

korkuyordum
ya şarjım biterse
hepimizin hayatta en çok duyduğu cümle
-sabri ve aut-
o yoldan saptım çıkmaz değildi
cehenneme gidiyordu
ben arafa razı oldum
kıymık gibi bir şeydi
Raşit Ulaş Çetinkaya
(Yedi İklim, Şubat 2014)

Fatma Şengil Süzer
İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın