Yavuz Altınışık, Hap

Sen git ben bu kurtlukta idare etmesini bilirim
Elde abanoz bir baston dişte dirhemlik kraker
Aç kalmam kimsesiz biilaç toprağına müstesna
Bilirim beni zorba sanacak sakallarım uzadıkça
Cam buğusuna tren yapıp el sallayan çocuklar.
Ten kokarmış baştan sona geç kalınca toprağa.

Sen git ben peşinden aç kalsam da gelirim
Düzeni çökertirim eski harflerle çalkalar ağzını kâinat
Yürürüm oğullarım da yürü yontulur birdendire acımız
Unuttuğumuzu hatırlarız terk ettiği çölün serabına döner tekerlek
Yapraklara ışık değer kuşlar tutar gövdesini ağacın.

İnsan biraz da baktığı yerdir kendi yarasına uzaktan
Biraz sustuğudur biraz unuttuğu ne varsa konuşmaktan.
Sen git ben bu akrepleri karnında tutmasını da bilirim.
Korku gereksiz ağırlık, endişe kara çalmış bir bulut.
Hepsi uçar da toz duman içinde geriye kalır insan.
Tek nefese sığdırır ölümün yumuşak yüzünü Allah.

Yavuz Altınışık, (Dergah, Mayıs, 267)
İZDİHAM

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın