Yasin Kara, Durumu Bildirir Geçici Darbe Ve Cebir Raporu

5 Temmuz akşamı. Evimdeyim. Tanklar İstanbul’da Boğaz köprüsünü kapatmış, haber kanalları canlı yayınlara başlamış ve sosyal medyanın felaket tellalları çoktan paylaşımlara başlamıştı. “Darbe geliyor!” diyerek tedbiren ‘17- 25 Aralık’ tan sonra kestikleri badem bıyıklarına yeniden bir yol bulduklarını sandılar. Kuş kadar beyinleri olmayan insanlar akıllarını akıllı telefonlarına emanet edip ötmeye başladı. Bir kamu görevlisiyim.  Acil koduyla iş yerime gitmem gerektiği bilgisi geldi. Bu sırada Başbakan bağlandığı TV kanalında beklenen açıklamayı, bu eylemlerin ‘bir kalkışma’ girişimi olduğunu söyledi. Taksiye binerek evimden ayrıldım. Yoldayken Bülent PARLAK aradı. Darbe endişesiyle titreyen sesimizle aramızda geçen konuşmadan aklımda kalanlar:

  • Ne oluyor Yasin?
  • Darbe girişimi abi.
  • Ne olacak peki?
  • Eğer İstanbul’da ve Ankara’da bastırılabilirsek bu mesele çözülür.
  • Sence bunu yapabilir miyiz?
  • Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı ve Emniyet hayatta olduğu sürece ve bu saydıklarım cuntaya teslim olmadığı sürece bu halk herşeyi yapabilir. Kolay iş mi? Değil.
  • Allah bize yardım etsin.
  • Ben teslim OLMAMAYA gidiyorum abim. Allah’a emanet.

Genç ve benim gibi daha önce darbe görmemiş taksici telefonu kapattıktan sonra bana gerçekten böyle olabileceğine inanıyor musun abi? Diye sorduğunda ona tereddüt etmeden inandığımı söyledim. Bu sırada şehir merkezindeki bankamatiklerin önünde ve benzin istasyonlarındaki kuyruk gittikçe uzuyordu. Cebimde taksi ücretine ve iki paket sigara alacak param vardı. Sigara paramı ayırıp geri kalanını taksiciye verdim. Aklımın ucundan hiç geçmedi durup para çekmek.

Sonra olanlar tüm dünyanın dilinde. Bir darbe nasıl engellenir? Bunu yine dünyadaki üniversitelerin ders müfredatına Türkçe olarak ekledik. Okusunlar, okutsunlar. Bir de çok uzun yıllar geçmeden müfredata eklenecek dersin adını söyleyeyim de şimdiden kayıtlara geçsin: Bir darbe girişiminden sonra nasıl daha büyük ülke olunur?

Tankların Atatürk havalimanı önüne geldiğini iş yerimde öğrendim. Lokal bir darbe girişiminden ziyade gittikçe ve olabildiği kadar hızlı yayılması planlanan kalkışma iyice endişemi arttırdı. Onca olumsuz ihtimalin gerçekleşmesi halinde yapmam gerekenleri düşünürken Cumhurbaşkanının bir yerlerden çıkıp ben hayattayım demesini bekledim.

Ve beklenen oldu. Cumhurbaşkanı 4,5G teknolojisiyle televizyona bağlandı. İşte bu eylem kırılma noktası. 4.5G teknolojisini hesaba katmazsan böyle üç buçuk atarsın. Özellikle 1980 darbesi döneminde anneler çocuklarını sabah evden uğurlarken “ yavrum aman, sakın olaylara karışma” derlermiş. Neden? Çünkü o zaman kardeş kardeşe küstürülmüştü. Sokakta onca can birilerinin işlediği suçların diyetlerini ödüyordu farkında olmadan. Yıl 2016. 15 Temmuz gecesini 1980 darbesinden ayıran aynı anne – babanın gecenin bir yarısı sokağa çık ve olaylara karış yavrum demesi. Tankların, silahların karşısında dur, olaylara karış, gerekirse öl dediler. Çok can verdik. Ama tanklar durdu. Çünkü bu millet olaylara karıştı. Köprüye tankları ve neden orada olduklarına hala bir anlam verememiş, kandırılmış askerlerimizi dizerek Anadolu ile İstanbul’un bütün bağını koparabileceğini sanan cuntacıların hesaba katmadığı bir şey de bu milletin betonla değil gönül köprüsüyle birbirine bağlı oluşuydu. O gece onlarca köprü kuruldu. Milletin köprüsü. İnşaatı henüz bitmeyen 3. Köprüye Millet ismi verilse güzel olmaz mı? Tamam, Yavuz Sultan Selim de güzel ama içimden böyle geçti işte. Belki milletin gönül köprüsünden de böyle geçmiştir.

Paralel yapıya karşı milletin devletle seri bağlantısı. Müthiş. Polisle birlikte Kuvay-ı Milliye ruhuyla darbeye karşı koyan bu yurdun insanı. Yolun kenarında Fetih suresini okuyan kadın, traktör römorkunda olaya bizzat karışmak için kendine yer bulan yaşlısı – genci, helikopterler uçmasın diye yıllık hasadını ateşe veren çiftçi, cuntayı anlının çatından vuran şehit Ömer HALİSDEMİR…  Hepsi bu yurdun insanı, hepimiz bu yurdun insanıyız. Rabbim vatan uğruna can verenlerin şehadetini kabul etsin.

Bu alçak ve hain eylemlere karşısında duruşuyla, meydanları dolduruşuyla, canını yollara serişiyle darbeyi önlemede emeği geçen kim varsa hepsinden Allah razı olsun. Doğru yol insanı yurduna götürür.

 

 

 

 

Yasin Kara

İZDİHAM

 

 

 

 

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

2 Comments

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: